Duvarlarla Bölünen Dünya – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM

Karşıki duvarların oyuklarına
kuru otlar taşıdı küçücük kuşlar,
çırpınarak seviştiler,
ekmek kırıntıları
ve ötüşlerine verdiğimiz ıslıkla
birleşti hava

Karşıki duvarın oyuklarından
tüylenip, kanatlanıp fırlayan
acemi yavrularla tanıştık şimdi,
öylesine acemiler ki:
yorulup düşüyorlar pencere boşluklarına

Karşıki duvarla aramızda
devriyeler geziyor,
ardımızdaki duvarlarsa:
hala güneş yüzü görmeyen
kırılmış elmacık kemiklerinin
örtüsüdür boylu boyunca

Nihat Behram
1972
-Fırtınayla Borayla
Denenmiş Arkadaşlıklar-

SAVRULMUŞ BİR ÖMRÜN  GÜNLERİNDEN – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM SAVRULMUŞ BİR ÖMRÜN GÜNLERİNDEN

Ve en uysal
en cıvıl anlarında yine bir güzelliğin
birden azıveren
aynı sızı..
İçimdeki eziklik
neden böyle mahmurdur?
Kanatları
hafifçene uçarı
kıvrım kıvrım hareli
ve yaslı
yorgun
uzaklara doğru bir yolculuk öncesi
bir şiir ki
yüreğimden koparılıp
karalanmış bir andır,
dökülür dudağıma
usulcana yarası.
Yoksa bir şarkıda ansızın
umulmaz bir dokunaklığa dönüşen çığlık
ıssız yollarıyken
yabanı olduğum bir şehrin,
içimde huysuzcana titreşen
titreşip zehirleşen bu duman
nasıl dağılır?

Yeşil! Neden bu kadar güzelsin?
Ya sen ateşböceği
gecelerin ışıldağı bağrının mıknatısı
gündüzleri nerelerde bilenir?
Kırgın gül! Gözyaşları dokusu mudur solgunluğun?
Rüzgâr! Rüzgârım benim!
Neden ağlıyorsun arasında dalların?
Zaman değil zaman değil zaman değil
ömrümüzdür geçen…

Nihat Behram
1981 Cenevre
-Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinden-

 

ŞAHİN YARASI – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM ŞAHİN YARASI

Şu Yüreğim Çektiğime Dar Benim

1.
Şahindim, kapanda kalmışa döndüm. Kış günü ateşi
sönmüşe döndüm. Sarp yamaçlar tutsun yasımı gayrı..
Gurbete çıkalı ölmüşe döndüm..

Yükseklerin karı birden erimez. Zalim bile
yavrusunu sürümez. Şu yüreğim çektiğime dar benim..
Kan kurusa canda izi kurumaz..

—Dumanında sızım tüter dağların;
şu yüreğim çektiğime dar benim..

2.
Uçarken taşladılar, sonumu düşlediler. Ömrümü
gelin kıldım, acıya eşlediler..

Kuş uçar sürüsüne, can çeker dirisine. Yıllarca
çile sardım, ayrılık yarasına..

—Bir yanım şahin hızı,
bir yanım yara izi..

3.
Ay teni yaralar mı, ay çocuk taysız çocuk
Düş gönlü oyalar mı, oy çocuk huysuz çocuk
Ayrılık yönün olmuş, vay çocuk yârsız çocuk
Özlemin sonu var mı, ah çocuk bahtsız çocuk..

—Rüzgârda sazın çaldı, hey çocuk ıssız çocuk
Kırlarda izin kalmış, özlemi hırçın
çocuk..

4.
Sürüdüm de günü günü sürüdüm
nicesine acının yalnız yürüdüm..

Yine sende dertlerimin çözümü
dayan yürek boz şu kara yazımı!

Nihat Behram
Mart 2000
-İntikam Alır Gibi-

Ağrıyan Şarkılarla Bir İlk Yaz Karşılaması – Nihat Behram

26962395_1769017086441745_5049697411167779729_o

3.
Belki gün boyu uzaktasın,
bir nehir kadar uzun;
belki de şuracıktan
savurup saçlarını
doğacaksın ansızın..

Ama şimdi duyulan
ne saçların
ne yüzün
ne de alevlendikçe
bağrı eriten o ten,
sadece
inleyerek tükenen
en hantal dakikalar
en paslı gecelerdir,
yükselip boğum boğum
uçuşan kum taneleri
uçuşan kum taneleri..

Zor değil oysa koşmak
zor olan beklemektir
ve kolların
ve elin
ve dokunuşundaki sihir
gelir de
doldurursa günleri
ufalanır ağrılar
yaralar serinlenir
uçuşur papatyalar
uçuşur papatyalar..

Yine de
bir aşkın en canlı yanı
ilkyazı
birlikte özlemektir,
titreşip katre katre
nazlanarak çiçekleri dolaşan
narin bir kelebek olarak
usulca öpüşürken
yürek ver sesine dalgaların,
tutuşsun tomurcuklar
tutuşsun tomurcuklar..

Nihat Behram
-Irmak Boylarında Turaç Seslerinde-

Rubailer – Nihat Behram

26221158_1750325474977573_1468856621646982415_o
Sevdalara oyalandım
Hayatı duymak için
Kavgalara kuyulandım
Işığa varmak için
*
Filiz filiz harelendim
Dallara uymak için
Irmaklarda durulandım
Dağları duymak için
*
Denizlerde dalgalandım
Taşları oymak için
Doruklara sevdalandım
Işığa doymak için
*
Gökyüzünden yıldız sağdım
Geceye varmak için
Ufuklara yuvalandım
Yeniden doğmak için

Nihat Behram
-Rubailer-

Hayatımız Üstüne Şiirler – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM HAYATIMIZ ÜSTÜNE ŞİİRLER XXIV

XXIV
YÜZYILIMIZIN ÇOCUK GÖZLERİ

Öyle anlar var ki
– ah anlatamam – öyle anlar
dünya yalnız bir sözcük
yani sadece bir sözcük, tek bir sözcük,
açık, elle tutulacak kadar yakın;
sanki kıpırdayıverse bir yaprak dudağımda
– ah kıpırdayıverse –
kristal bir yüzük ışıklar saçarak yuvarlanacak

Öyle anlar var ki
– ah nasıl anlatsam –
nasırlar mı, budaklar mı
şehrin kemerlerini örten yosunlar mı
bütün gün köşe başlarında
başıboş dolaşan aydınlığı kırpıyor,
kaygan bir denizanasına saplıyor kalem uçlarını

Öyle anlar var ki
– ah anlatmak istiyorum zor da olsa –
tam dilim kıvrılacak – ki
boşuna –
boşuna artık
bütün sözlükleri karıştırmak bile boşuna,

binlerce saka
binlerce harf kaçırıyor
dere boylarındaki yuvalarına,
binlerce çocuk
ince ince didikleyip dünyayı
örüyor susamlarla
ekşi otlarla kendi kamçılarını

Ey sevimli sihirbaz
ey acılarla uğraşana
şefkat taşıyan mavi çocuk
ağlama
ağlama ki
sözcüklerden
gözlerin kadar açık seçik görülsün dünya

Nihat Behram
-Hayatın Şarkısı-

 

Hayatımız Üstüne Şiirler – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM HAYATIMIZ ÜZERİNE ŞİİRLER VIII

VIII
YAŞADIKÇA

Ah, benim aşkla beslediğim sevgilim
kalbimi zorlayan heyecanla sana
savaşın gitgide yaklaşan uğultusuyum

Günler
sazlarla çevrili göl kıyısında
suyun inanılmaz berraklığıyla çalkalanıp geçti,
serçeler karla yıkadı tüylerini,
taşların oyuklarına doluşan kertenkeleler
düşlerimde zamanla silikleşti

Bazen düşünmek acı veriyor bana
içimde yırtılarak uzaklaşan çayırları

Ah, benim aşkla beklediğim sevgilim
bütün güzel şarkıları sanki ben bestelemişim
üstelik merakla bakıyorum tanıdık her yüze

Çayırları düşün
anamdan emdiğim sütün tadını
yırtarak uzaklaşan çayırları

Artık tek afiş kan kokusu şehrin sokaklarında
gerisi düşmanın kurduğu pusu,
kan kokusu diyorsam
ah, benim aşkla beslediğim sevgilim
kalbimi zorlayan heyecanla sana
savaşın gitgide yaklaşan uğultusuyum

Nihat Behram
– Hayatın İçinden-