YÜZ YÜZE – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK YÜZ YÜZE

Zaman da ölür. Kan göç eder.
Kimse beni bu kentle barıştıramaz
İçimde bilmediğim bir şeyle karşılaşma korkusu
Neye baksam
Sevinçlerim çırpınarak ölüyor
Bir sonu olsun diyorum ama gün uzasın
Bir çocuk çiçeğinin rengini arıyor.
Her şey bir yıkıntıya ulanır
İşte kuşatan buğu.

Sevişirken kahraman. O günden sonra
Bir okyanus usulca araya girer
Korkak ve başkaldırmaya uzak: İnsan
Sadece acı kalır ve dünyaya eklenir

Sözler ablukada, kalabalık ve küflü
Doğa boşuna isteklenir
Kimsenin aklına özgürlük düşmüyor
Aşkın gün olur, suskunluk eskitilir
Tutup sevemem seni, dağınıktır ellerim.

Seninle olmak hayatımın özrüdür ama
Aşk bir cephe açamıyor kendine.

Veysel Çolak
-Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi-

ANILARIN SİSİ – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK ANILARIN SİSİ

Geldim işte kurtulup bir ada olmaktan
üşüten bir yazdı kalbine düşürülmüş
belki de batmak için yola çıkmış bir gemi
bir deniz geçerdi üstümüzden
sonra bir deniz daha.

Kirazlanan bir yazdı, uçsuz bucaksız
anlamak korkuturdu acının değiştiğini
birileri durgunluğa itilirdi hep
her kadına gömülü kentlerin öfkeli geceleri.

Birçok insan geçmiş aradan
yaşamak ölümden damıtılmış.

Geyik, alageyik, karaca: düş’tü
umut, o büyük umut
hazırdı hep apansız buluşmaya.

Postacılar da yok artık, yüzleri park yalnızlığı
öğrenemeden kalıntıların bildiğini
kelimelerin tarihçisi de kendini gömdü
kayaları kazarak bulmak isterken seni.

Veysel Çolak
-Amacımız Aşk-

 

Tutku – Veysel Çolak

Remember Purple Naryre Flower Free Desktop Background

Bu dünyaya dudağını öptürme
saatleri kır, bitsin o kurmaca yaşamak
aslolan toprağın dişiliği.

Memelerinde biriktirdiğin sütü
buluştur işte o tuz ile ekmeği.

Yorucu büyük anlam, bu dil sana dar geliyor
yeniden kalbini umuyorsun.

Acıyı uyandır, ya ateşe düşeceksin
ya ateş düşecek sana. Gece doğuyor
artık hiçbir çiçek insana açmaz
karanfil biçiminde bir yalan
binlerce yüz, kocaman, kirli…

Öylesin. Yağmurda saklı, ölesiye karamsar
gırtlağında bunu bilmenin ağırlığı
bir kadın, keskisi aşktan
toplumu yonta yonta kendine kıyı.

Unutamam ki eşsiz alnını
o sürekli düğüm, belleğimdeki yara
kalmadı kandan başka mürekkep
atıldığı ateşi söndüren kitap…

En iyisi kalkıp ona gideyim
bu düş bana dikilen giysi
korkmuyorum
düşürsünler başımı kucağına

Veysel Çolak
2009
-Amacımız Aşk-

© Reginhard Baumgartner ..

Bir Kalemin Anıları – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK

Kırık dökük bir akşam, kirli kağıtlar
kalem usulca düşmüş masadan
kuytuda bir saat,
ne zaman durduğu unutulmuş
bir ayna sırı dökük, dört duvar bildik bileli.

Uğulduyor o üşüten yalnızlık
gene de düşleri beyaz, ama her sabahı kırmızı
hiçbir zaman omzuna konmamış, uzakta
kuşların kanat sesi.

Bırakılmış bir yolun kıyısına
bir telek kumrunun düşürdüğü
özledikleri bıcak olup saplanmış anılarına.

Avuçlarında boşluk, teri yorgun
babasınınki çeliğin susuzluğu
toprağın özlenişi denizin tam ortasında
ya da penceresiz bir oda
kişinin kendinden saklandığı
sevişirken korkarak konuşulan.

Büyüyen karanlıkta
elinde buluvermiş o paralayan bıçağı.

Unutulan bir ömre kapatıp günü
yazılır diye tarihin düş kıyısı
ondan sonra bu solgun afiş, bu belirsiz fotoğraf
hiç bilinmeyecek ama seninle ya da sensiz
herkes için öldüğü.

Veysel Çolak
-Amacımız Aşk-

İçi Yaralı Su – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK İÇİ YARALI SU

Ten hiçlenmiş, insan derisiyle kaplanmış anayasa
bunu unutmaktan kork, buluşmaları iyi kullan
düşen karın çoğalttığı beyazlıkta kal
artık kaybolan sende bulunsun
kalbin Türkiye’de büyüdü,
öyle kalsın, ama dünyayı da korusun.

Senin olmayınca elimin anlamı yok
düşmesi kopmuş ilik, iliği yırtık düğme

Yazılsa, öyküsü paramparça
bir yüzü açık deniz, öbürü yalçın dağlar
öpüşmek isteyince dudakları kanıyor.

Giderek bir yumruğa dönüşür alın teri
bulutlara alışık, hayata sarkıyor her gün
kendini güvercinlere katmış
içi yaralı su, ama dupduru.

Korku içinde taşra, kentlere de meraklı
sabahı umutsuzluk, gecesi katran karası
bu halk tuhaf bir çiçek durmadan kızarıyor
sevgide ince, içi dışı sonsuzluk
neyi sorsan kuşları düşünüyor.

Veysel Çolak
2006
-Birkaç Kuş Birkaç Anı-

 

anı – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK ANI

Savrularak azalıyor sokaklar, kedi düşleri
aşklar sıçratarak geçiyorum dünyadan.
Nereye baksam bıçak gibi insan yüzleri.
Dalaşkan. Bir hayli eskitilmiş yaz.

Yabanıl kokularıyla sabah, günün parmak izleri
sıtmalı merhabalar. Çatırdayan gül
ve gülünç anılar. İçimize doldurduğumuz boşluk
usulca sarartılan gençliğimizle taşkın
toplumun gövdesinde gerinerek çoğalan
bulantılar. Beni kışkırtan zehir.

Ve sonra İzmir. Yalnızlık durgunluğu fazladan
uğultuyla kendini ıslatan bir nisan yağmuru
iri bir gürültüyle çatlayan dağlar uzakta
gizemli bir hayatın önündeki sesimiz
eziliyor bulvarda.
Çeklerin gölgesinde boğuluyor kent
kırgın dişilik, semiren pezevenkler, acıtan mevsim
boynumuza dolanan kızların yalın dürtüsü
bir çocuğu öpmenin dudaklarımda bıraktığı tad
buysa; çalkantıdayım, boşlukta, anlamamakta
terin tuzlu kokusunda bir harf olarak

Dilimizi kamaştıran her buluşmada hançerlenerek
bozulsun dinginlik. Unufak eden sevinç
beni kıvrandıran, kopartıp alan ve birdenbire
dağılan düşlerime düşüveren serinlik…
Ateşin soğuması bu, suların ve bir aşkın solması
umudu kalbine itekleyerek
girerken kırdığım kapıdan çıkıp gelirken
duysun sevgilim, sarsılsın yağmurun altında
tenimize batırsın tırnaklarını

Veysel Çolak
-ikizim sevgilimdi-

AKIP GİDEN SULARA BAKMA – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK AKIP GİDEN SULARA BAKMA

Ter içindesin, eskimesin yaz titreyen dudağında
ellerinde uğultulu bir boşluk çoğalacak birazdan
öyle yaşanmış hep, yüzüne inmiş akşam

bu acı, bir yürek bulmuş sende
yorulmuşsun insan olmaktan
yırtık bir güzellik artık o düşlenen gezegen

Uzakları düşünüp azalmışız
üşümüşüz aşkların kıyısında
karşımızda duran o dalgınlıkta
bir hercai menekşe ve bakımsız bir hayat
dalgın çocukların o kaybolma arzusu
sonunda aramızda bir kırmızı şakayık.

İyileşmez bir yaradan oyulmuş,
yorulmuş savrulmaktan, eksilmiş kalbi
dünyanın ağrıyan yeri olmaktan.
gecelerin ucunda yandıkça unutulmuş
kavrulmuş o kargaşada, hırpalanmış gülüşü
durup dağlara bakmış, onların arkasına
boğulmuş sesi susarak anlatmaktan.

Çıplaktın sular kadar, tükendin aşınmaktan
yabanıl bir umut yeşert şimdi
beni bir söğüt dalına aşıla
yenile o tuz tadını, akıp giden sulara bakma.

Veysel Çolak
-Sözcükler D.
Sayı 4 –