anı – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK ANI

Savrularak azalıyor sokaklar, kedi düşleri
aşklar sıçratarak geçiyorum dünyadan.
Nereye baksam bıçak gibi insan yüzleri.
Dalaşkan. Bir hayli eskitilmiş yaz.

Yabanıl kokularıyla sabah, günün parmak izleri
sıtmalı merhabalar. Çatırdayan gül
ve gülünç anılar. İçimize doldurduğumuz boşluk
usulca sarartılan gençliğimizle taşkın
toplumun gövdesinde gerinerek çoğalan
bulantılar. Beni kışkırtan zehir.

Ve sonra İzmir. Yalnızlık durgunluğu fazladan
uğultuyla kendini ıslatan bir nisan yağmuru
iri bir gürültüyle çatlayan dağlar uzakta
gizemli bir hayatın önündeki sesimiz
eziliyor bulvarda.
Çeklerin gölgesinde boğuluyor kent
kırgın dişilik, semiren pezevenkler, acıtan mevsim
boynumuza dolanan kızların yalın dürtüsü
bir çocuğu öpmenin dudaklarımda bıraktığı tad
buysa; çalkantıdayım, boşlukta, anlamamakta
terin tuzlu kokusunda bir harf olarak

Dilimizi kamaştıran her buluşmada hançerlenerek
bozulsun dinginlik. Unufak eden sevinç
beni kıvrandıran, kopartıp alan ve birdenbire
dağılan düşlerime düşüveren serinlik…
Ateşin soğuması bu, suların ve bir aşkın solması
umudu kalbine itekleyerek
girerken kırdığım kapıdan çıkıp gelirken
duysun sevgilim, sarsılsın yağmurun altında
tenimize batırsın tırnaklarını

Veysel Çolak
-ikizim sevgilimdi-

AKIP GİDEN SULARA BAKMA – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK AKIP GİDEN SULARA BAKMA

Ter içindesin, eskimesin yaz titreyen dudağında
ellerinde uğultulu bir boşluk çoğalacak birazdan
öyle yaşanmış hep, yüzüne inmiş akşam

bu acı, bir yürek bulmuş sende
yorulmuşsun insan olmaktan
yırtık bir güzellik artık o düşlenen gezegen

Uzakları düşünüp azalmışız
üşümüşüz aşkların kıyısında
karşımızda duran o dalgınlıkta
bir hercai menekşe ve bakımsız bir hayat
dalgın çocukların o kaybolma arzusu
sonunda aramızda bir kırmızı şakayık.

İyileşmez bir yaradan oyulmuş,
yorulmuş savrulmaktan, eksilmiş kalbi
dünyanın ağrıyan yeri olmaktan.
gecelerin ucunda yandıkça unutulmuş
kavrulmuş o kargaşada, hırpalanmış gülüşü
durup dağlara bakmış, onların arkasına
boğulmuş sesi susarak anlatmaktan.

Çıplaktın sular kadar, tükendin aşınmaktan
yabanıl bir umut yeşert şimdi
beni bir söğüt dalına aşıla
yenile o tuz tadını, akıp giden sulara bakma.

Veysel Çolak
-Sözcükler D.
Sayı 4 –

 

Sensizlik ve Bir Deli Kedi – Veysel Çolak

veysel-colak-sensizlik-ve-bir-deli-kedi

Öylesine bir akşam
kim bir silahı denese
hedefe benim kalbim koknuyor.

Zaman kesici, avluda kuşlar
yasalar cıvadan ağır, ölümse aceleci
budayıp geçiyor çocukluğumu
o günden beri yetim anılar
yüzümün titrek sevinci.

Geride kalanın kalbi çatlamış
açlığın ayazında bitmiyor boran
oda çelikten soğuk; ama kapı aralık
Belli ki umudun jilet ağzı.

Çıplaksın, düşlerin konuşkan
tenini ürpertiyor çayın tüten kokusu

Sevgili bir türlü anlamıyor taptığın suçu
bir hançerin ucu dolanıyor çevrende
eskiden böyle değildi o buluşan acılar.

Usulca ayrılıyor o sıkışan gecede
bir deli kedi eritemiyor evin buzunu.

Veysel Çolak
2011
-Hayata Resim Altı-

yalnızlığın sesi – Veysel Çolak

yasin-erol-yalnizligin-ses

Bir küflü gece. Haydi aldatılalım
kalbim hançerinde uyuyor
bir baraj yıkılmış içimizde.

Ömrümüzdeki yırtık yalnızlık bir cehennem
Bağırsa kenti kusacak, bağırsa
kendi sesinde boğulacak.

Suçumla oturuyorum. Söz ve yazı utandırıldı
güz benden başladı, benimle yarıştırıldı.
Limanlar çürütüldü martılarını beklesin diye
Beni yanıltan
bir köylünün boyadığı başaktı.

İçimde avcılarından kaçan bir karaca sürüsü
dışımda yaşasam da
aldığım gömlek onları da korudu.

Geri dönmedi bir ömür boyu açılan kalbim
kuşlar dönmedi. Bulutlar ve sonbahar değişti ama
aşk eskimedi, beklemek eskimedi
özlemek eskimedi hiç.

O günden beri bir begonya sesi.

Veysel Çolak
-ikizim sevgilimdi-

Yokülke – Veysel Çolak

veysel-colak-yokulke

Dünyayı arala, bu insanları geç
sesini dinlendir
bir yumruk bulundur yedeğinde
yoksa çocukların düşü kırılır.

Toplayıp yeryüzünü silkele pencereden.

Kadın denilen mavi
kanatılan dudağın
aşk denilen kırmızı
deli dolu, soluk soluğa
korkulu çıkmaz sokak.

Yaralar açılır o tuzlu suya.

Geceyi dürt, ırmakları uyandır
sonsuzu bağışla hayata
önemlidir kırılan bir dalın öğrettiği
ağzı tıka basa dolduran hırçın kelime
canımızı yakan o koyu anlamsızlık.

Kapatın dünyayı, kirli olanları atın dışarı.

Veysel Çolak
-Amacımız Aşk-

BUKAĞI – Veysel Çolak

veysel-colak-bukagi

Yanılmaların tam ortasında sen ve ölü bir şehir
kullanılmış sevgililer, bir de unutulmuş mızıka.

Böyledir ama çoğu insan bilmez bir müze olduğunu
aynada yüz biriktirir, korkudandır tabutu
biten yazları özenle katlayıp koyar cebine
ağan bir bulut görünce gidenleri düşünür
usulca çekiliverir kıyıya
hayatından yol geçsin diye.

Öfkesini parlatır her akşam, ama kullanamaz
bir kişi eksilecek olsa uğradığı kahveden
günü ufalanır. Sever kadınların dolgun gecelerini
çünkü onların ovaları var, denize açılan deltaları
coğrafyayı sevdirirler adama.

Hep usunda kedileri tekmelenen bir sokak
günün ayrıntısında aceleci bir hüzün
dalgınlıkla unutmuş o günü saklamayı
yanlışlıkla yer değiştirmiş bir kez
içinde kımıldamış paslı eski bir tren
düşündükçe bunu, gazete isteyen çocuklara gidiyor.

Yenilebilir insan korkarak sevişirse
özlediği beden, sardunyaların yeri
ama sevgiliyi durmadan soyar kapitalizm
eteğini kaldırır reklam denilen zehirli rüzgâr.

Korkuyorum bunları düşündükçe
seni daha çok seviyorum
hiç değilse al bu kelimeyi saçına iliştir.

Veysel Çolak
-Amacımız Aşk-

Arkadaş – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK ARKADAŞ O ZAMAN BİTTİ DEN

Bu dağ senin yaralı oğlundur
gizler Anadolu’nun dişiliğini
dönülecek bir kadın yoksa
ağzı büyür yalnızlığın.

Birden çıldırabilirsin
bu korkutmasın seni.

Sevişirken ağlayan kadınlar olsun hayatında
elinden tutsun çocukların
dudağına değsin özlediğin saç teli
kıvrılıp yat kedinin sıcaklığına
bırak, boğsun seni sevişirken dökülen ter

Usanacaksın bekletilmekten
yollar çürüteceksin onun peşinde
duran boğulur çünkü, anıları ezilir
ürker saçağındaki kuş yavruları.

Deşilir, ufalanır kınalı toprak
açığa çıkar cinayetlere tanık bir canlı kemik
yakılan zencilerden yükselen koku
‘Vahşi Batı’, bir de ölüm bulutu
ne varsa silip
yepyeni bir gün koymalı bunun yerine.

Sana çekildim, kimseye söyleme bunu
kulağımda kışkırtan sesin
tayların rüzgârı, belki soluğun
okyanusta yüzdürür düşlerini.

Sana geldim ateş almaya
hep aklımda seni düşünmenin bir yumruk olduğu.

Veysel Çolak
2012
-O Zaman Bitti-

bir gökyüzü kırığı – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK BİR GÖKYÜZÜ KIRIĞI

Tükenmez rüzgârın sesi orada
yüzleri orada esmerleşti
ne kadar çocuk varsa.

Onların işi kuşlarla ölmek
anlat kızaran bir elmanın alevini
aşk bilgisini, bölüşülmez öc kelimesini
ondandır bir mermi gelir gider.

Deniz küserse kıyıları ölür
her balkonda dostluklara açamayan bir çiçek
bir kıskanç yara kalır.
Aranan kandır, dikendir dünyanın içi.

Öpülmesin diye paramparça dudaklarımız
Gece çiçekbozuğu bir hüzün tortusu bırakır.

İyi ki omuzumda kolunun izi
hangi mermere baksam sen onun içindesin
yontulansın, kalıcı, eski ve güzel
öyle işte, bir gülle karşılıklı.

Ne zaman buluşsak aramıza kar yağar
uzanır öperiz gözlerinden bir güvercini
yağmur ince ve uzun, daha ilgili
ellerimiz daha utangaç.

Gene de ağartır kalbimizi bir gökyüzü kırığı.

Veysel Çolak
1997
-ikizim sevgilimdi-

İçindeki – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK İÇİNDEKİ                                                  HALİL CİBRAN ZEKA KUM VE KÖPÜKTEN NATALIORION

Dar vakitte ansızın bir yalnızlık duygusu
kent kırgınlığı o yaz
mimozayla korunmuş gizemli ufuk
kahvede dalgınlık
havada birkaç kuş, birkaç anı.

Burçlar kuşağı, ipekböceği babam, efsane
ve kıyısız bir deniz ama içi yaralı su.

İşte gökyüzü direnişin silahına meneviş
hayatla sevişerek unutmadım koynumdaki imbatı.

Kalbi kırık palyaço, değişebiliriz birbirimizi
akıp giden sulara bakma
bu kadar yeniyken hayata.

Cinayet kalbimde işleneli ben camın korkusuyum
açarken solan, şimdi kimsesiz ve saklısu.

Veysel Çolak
-Amacımız Aşk-