Dönüş – Cevat Çapan

Dönüş – Cevat Çapan

Yıllar sonra
odanın kapısını açınca
senin yerine
arkası dönük iki kadın görüyorum
yaşları belirsiz
biri kollarını balkonun korkuluğuna dayamış
öbürü kapının pervazına yaslanmış
uzanıp giden ovaya bakıyorlar
akşam serinliğinde.
Bakışlarının ucunda
mor dağlar yükseliyor
ve inen davarın
çan sesleri duyuluyor uzaktan.
Kapıyı aralık bırakıp
alacakaranlıkta
dağın doruğuna tırmanıyorum
yorgun atımın yedeğinde.

Cevat Çapan
-dön güvercin dön-

Soluk Soluğa – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN SOLUK SOLUĞA MOSTAR KÖPRÜSÜ

Uzun, karanlık bir çığlığın da ardına düşebilir insan,
Titrek, eğri büğrü bir yazının çağrısına da uyar.
Bırakıp her şeyi döner —
Aşk bir buluşmadır çünkü,
Her zaman gecikmiş bir buluşma.

Bitmeyen bir kavuşmadır da aşk —
Araya her zaman bir şeyler girer:
Bazen kendi sevincinin kanat gölgesi,
Bazen nabzın hızı, yüreğin titreyişi,
Tüylerin telaşıyla besleniyor gibidir —
Araya her zaman bir şeyler girer:
Çalışma saatleri, karşılıksız sorular.
Nereden bilebilir insan
Bunların hepsinin de aşk olabileceğini?

Çoğu kez aldatıcıdır da,
Bakarsın, herkes onun askeri, onun şehidi.
Oysa aşk hiçbir zaman bir yarış değildir ki.
Bu yüzden yanılır hep
Sayın muhbir vatandaş, köftehor okur, arsız yetkili.
Sararmış bir fotoğraf olarak da çıkabilir karşına,
Borulu bir fonoğraf kılığıyla da.
Bakarsın, ona da dadanmış
Gündelik hayatın sosyolojisi.

Yeniden duyulur bazen o uzun ve karanlık çığlık.
Çağıran o titrek yazı yeniden belirir —
Çünkü aşk en eski köprüsüdür Balkanların, en eski.

Cevat Çapan
-dön güvercin dön-

Görsel: Mostar Köprüsü  Bosna-Hersek’in güzel şehri Mostar’daki Neretva Nehri üzerinde, hilal görünümündeki yekpare özelliğiyle dünyanın en zarif köprülerinden birisi duruyor. Kentin Boşnak ve Hırvat kesimlerini birbirine bağlamakla kalmamış, şehre ismini de vermiş olan köprü acılı yılların izlerini taşıyor…….

DUYGUSAL EĞİTİM – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN DUYGUSAL EĞİTİM

Arpacı kumrusu bir düşünür
Tünemiş kısırdöngüsüne azgelişmişliğin,
Kim bilir Batılılaşmanın nerelerinde,
Bulantıyla bunaltı çıkmazına sığınır.

Boğarak coşkusunu her akşam bulutlu rakılarda,
Aşamaz yıkılan surlarını Bizans’ın;
İçinin biriken karanlığında el yordamıyla
Dizlerinde geyikler gezinen ozanlara özenir.

Cevat Çapan
-Dön Güvercin Dön-

Görsel: Iris Scottby..

“Bilirim Deppoyları” – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN BİLİRİM DEPPOYLARI

Güz-geceye yönelmiş bir saati güzün.
Gözleri bulutlara takılı.
İskele nerdeyse uzaklaştı vapurdan,
Bir martı bakışların içinden süzülüp
Bir başka martıya değiyor.

Sular mı, hava mı ormandan boşalan?
Dokunsan, gözleri çiçekdürbünü;
Yürüsen, bitmeyen bir mağara karanlık.
Yosun basamaklı uzak kuleden
Belirsiz adımlarla iniyor gece.

Sözleri çalgısız bir şölenin artığı.
Bir yerde bir tavşan, ürkek –
Bir avcının duyulmayan türküsü.
Sevinse, üç el silah atsa havaya…
Susuyor – paslı bir tabanca öfkesi.

Şimdi yollar toz çamur arada
Taraçanın altında at kestaneleri.
Güz – mektupsuz, habersiz günleri güzün,
Barış askerleri talimden yorgun.
Nerde bu köhne gecenin kundakçıları?

Cevat Çapan
-Dön Güvercin Dön-

PUSULA – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN PUSULA

Nicedir uzaklardaydım:
uzak dağlar, uzak kıyılar, uzak –
dillerini bilmediğim yaban
insanlar arasında.

Uzayan bir uykunun karanlığından
düşlerin aydınlığıyla vardım
yıllardır aradığım bu adaya.
Toprak, demir şeker kamışı, ipek
ve elmasla uğraştım yıllarca.

Fotoğrafta gördüğün hasır şapka,
keten giysi, gümüş saplı baston
o yılların yorgunluğunu gizliyor
ustaca. Sana çocukluğunda anlattığım
Afrika, Amazon, Santiago, Havana
bütün gençliğimdi benim, olgunluğum.

Doğduğum dönülmez dağ köyüne döndüm
sonunda, geceleri sesiyle uyuduğum
derenin kıyısına.
Toprak dama, tandıra, boğma rakıya.

Beni tanıyasın diye bir gün
doğmanı bekledim sabırla.

Cevat Çapan
-dön güvercin dön-

HOCALARIN HOCASI – Cevat Çapan

NASREDDİN HOCA

İçinde ben de vardım
merdivenden yuvarlanan cüppenin
bu yüzden maya çaldım göllere
bindiğim dalı kestim
ve komşunun kazanı
tencere doğurunca nur topu gibi
öldürdüm o kazanı.

Beşe alıp üçe sattım yumurtayı
ama ben hep boyasından kazandım.

Bir gün öldüm
herhalde can sıkıntısından
mezara bile götüremediler beni
dereyi geçemeyip.
Çaresiz dirilerek
sağlığımda hangi yoldan
suları ve dağları
aştığımı anlattım.
Bu yüzden de mezarlara sığmadım
sağlam bir kilit asıp
türbemin kapısına
olmayan duvarından
sonsuzluğa sıçradım.

Cevat Çapan

Dün Gene O Sokaktan Geçtim – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN DÜN GENE O SOKAKTAN GEÇTİM

III

Sislerin ötesinde olmalısın,
sisli gecelerin ötesinde.
bilmediğin bir İstanbul düşünde,
bir türkü anlamadan dinlediğin,
sonra bir yaz gecesi
mavisini yitirmeyen.

Uykun gelmiş olmalı sevmekten,
yavaşça yağmura dokunmalısın:
bir şehir ki şimdi uzakta bizden,
bir nehir, bir dost
aynı gün sevip vedalaştığımız.

Unutma,
bir Eylül günüdür beklediğimiz
meyve meyve dökülen.
ben gecelerce özleyen,
sen, bekleyen sevgiyle hep.
Bir Eylül günüyle
bitmeyen.

Cevat Çapan
-Dön Güvercin Dön-