EVİNDE YOLCULUK – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL EVİNDE YOLCULUK

git gel altmış adım
odaları katarsan yüz on
eşyalara çarpmadan
dolaş evinin derinliğinde

halılar, döşemeler
daha sen gelmeden bilirler
ayaklarının ölçüsünü
hafifliğini ya da ağırlığını gövdenin

perdenin her karışına
bakışların sinmiştir
üzüntün ve sevincin
işlenmiştir oturduğun koltuğa
dokunduğun tablaya
baktığın duvarlara

oraya çizmiştin oğlunun büyüyüşünü
kaç kat boya geçse de üzerinden
o çizgiler hâlâ orada, çünkü
duvarın belleği renginden alır gücünü

pencereyi her açışında
görünmez bir kuş sürüsü
taşıyor sözlerini öteye
bulutlar senin sözlerinle şekilleniyor

mutfakta, sevdiğin kadın
sevdiğin kadında geçen yılların
birlikte dolaştığın parkeler ve halılar boyunca
evinde yolculuk

zamana boyun eğiş

Tuğrul Tanyol
-her şey bir mevsim-

YALNIZCA BUNUN İÇİN – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOLYALNIZCA BUNUN İÇİN

—Keşke yalnız bunun için sevseydim seni (C.S.)

biz bir zamanı paylaştık
yalnızca bunun için sev beni
ay gidiyor bak, bulut
çocuğun gözlerinde eriyor.
o çocuk bizim olabilirdi
yalnızca bunun için sev beni

şimdi uzak kış günleri yarasını sarıyor
ben bunalıyorum, bazen unutkanlık oluyor.
aynı şeylere gülüp geçiyoruz
aynı şeylerle hüzünleniyoruz.
biz oradaydık, yüzyılımız bitti
yalnızca bunun için sev beni

rastlantı hep oradadır biz çarpana kadar
ya da bir dalgayla çıkar gelir
doğumlara bakarız, umuda, sevinçlere
yoksulluğu bir çiçek gibi göğsüne takar biri.
biz onlara bakarken yaşlanmışız
yalnızca bunun için sev beni

bir adam duvara bir şeyler çizip gitse
biz o çizgiden onun gittiği yolları bulabiliriz
o yoldan bir dağa çıkmıştı Sinan
o yoldan geçmişti Mahir’le Deniz
hiç unutur muyum, unutulsa bile şimdi
yalnızca bunun için sev beni

yalnızca bunun için sev beni
biz bir zamanı koşarcasına paylaştıktı
zaman değişti, değiştik biz de
sevgilim, kardeşim, dostum, yaşıtım!
o çocuk biz olabilirdik, işte,
yalnızca bunun için sev beni

Tuğrul Tanyol
-her şey bir mevsim-

©Mari Hamamoto ..

KALABALIKTA YATMAK – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL KALABALIKTA YATMAK

kalabalık: dağınık yüzlü yatak
kendini usulca sokağın akışına bırak
amaçlı amaçsız yürüyen insanlarla.
kimi bir dükkânın vitrinine tutsak
kimi yürüyor yalnızca aşktan
kimi kendine bir cevap kadar uzak.

üşüyorum, diyorsun bu boş cennette
başağrısıyla uyanıyorsun her sabah
ağzında binlerce sigara yanığı
tiksintiyle bakıyorsun aynadaki yabancıya
yılların neşesi nasıl da acıyla oturmuş oraya.

yağmurun sesi usulca düşüyor yatağına
bir bulut gibi örtülen o gizli kalabalığa
bırak kendini, git onların gittiği yere
bir amaca ulaşamasan da

biraz yürümüş olursun.

Tuğrul Tanyol
-her şey bir mevsim-