Ülkü Tamer (20 Şubat 1937 – 01 Nisan 2018) Anısına saygı ve özlemle…

2017100306475793_6663dehhnr69r0n8l65g65nk861

YALNIZ AŞKI YAŞAMAYA

Aşkın o şanlı yalnızlığı
Hüznün arkasına saklı o ormanların,
Usulca kuşların, yakın ırmakların,
Gece dolaylarında uzayan güneş,
Bırakılmışlığı sevginin ve tanrının.

Çocuklar darağaçlarıdır aşka,
Çoğalmaya o ulu fısıltılara,
Gelip bozmaya çimenlerini avuçların.
Bir amaç yapmaya aşkı
Sevgiye ve tanrıya.

Duru göllerde sevişirler,
Ak tenleri belirir karanlıktan,
Görülür her zaman nasıl korkunç
Görülür ararlar aşkı uzaktan,
Uzanacakları yerde ılık boyunlarına
Çocuk kelimeleri erir dudaklarından.

Ülkü Tamer
-Soğuk Otların Altında(1959)-

Vuruşkan Bir Şahandır Umut – Ahmet Telli

AHMET TELLİ VURUŞKAN BİR ŞAHANDIR UMUT

Tuzağa düşmüş bir ceylanın
bakışındaki hüzün değildir umut
Kınalı keklik gibi ürkek
bir kuş da değildir
Ne yalvar yakar olmuştur
zulmün pençesinde
ne de düşürmüştür
kırların ve türkülerin
onurunu yere

Baharda bir tomurcuk
gibi patlayan öfkedir umut
barajını yıkan bir ırmaktır
açılır serpilir
ve büyür kıyısında sevda
Emzirir aşkı
emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan
ferhat’ın direncini
bin yılların sabır taşını çatlatırlar
açar bin yılların kapısını

Düşmana dönük
bir mavzer gibidir umut
yaratır tetik ve parmak
en gürbüz çocuğunu tarihin

Ahmet Telli
-Yangın Yılları-

aşk da yorulur – Mehmet Sadık Kırımlı

MEHMET SADIK KIRIMLI AŞK DA YORULUR

akşamdı gönlümce yürüdüm yolda
gençliğime rastladım
sırtında çok ağır bir yüktü gece

baktım sorguya çekilmiş devrimciydi
karşısına önce ruhunu sonra yalnızlığını
en önemlisi aşkını oturtmuştu, doğru
yanlış ne var anlatıyordu yaptıklarını

ikiye katlanan hüznümü alıp yürüdüm
gözyaşıyla ıslak kurumuş nehir yatağını
saçak altında kuş yavrusu gibi ürkek
ve yoksul insan kalabalığını gördüm

gözlerim yağmurdu yağdı tutamadım
gece yalnızlığını bırakıp gitti bana
hasta bir serçeye nefes bile olamadım
bayramı vardı kana susamış insanların

şaşkın hayat ansızın çöktü üstüme
sabahın körü kulaklarımda şakıdı
aşka kilitli kapıyı bir türlü açtıramadım
başka mevsimlere sakladım acılarımı

menekşeler solmasın diye karardım
zenci oldum Afrika çöllerine kumlara
serptim yüreğimi kanattım fırtınaya karıştım
savrulduğum yerde seyirciydi zaman
kahroldum

kendime dedim ki kendime yorulduğum
kadar aşk da yorulur elbet gidip gelerek
iki kalp arasında

Mehmet Sadık Kırımlı
-aşk da yorulur (2015)-

BU VAKİTSİZ GİDEN YAZ – Ziya Osman Saba

91269395_3098547160155391_3324014304365117440_n

Bu vakitsiz giden yaz, erken inen akşamla,
Kapanmış pancurlara dayıyarak başını,
Dinle solgun bahçenin kalbe anlattığını,
Ağacın yaprak yaprak, havuzun damla damla.

Kuşlar sanki yaralı, benzin sararmış gamla,
Duymak güneşin, rengin bizi bıraktığını.
Günler günü vefasız leyleklerin akını.
-Ah uzak palmiyeler… Kaçmak, seninle, yazla.

Çardak altları bitti, bitti üzümün tadı,
Artık ihtiyar çamlar, selviler saltanatı,
İşte bir kere daha harab oldu bahçeler.

Ürperen vücudunu yavaşça koluma ver.
Gözlerinde okunan bütün hüznü eylülün,
Karanlıktan, geceden, ölümden korkan gönlün.

Ziya Osman Saba
1937
-Cümlemiz

NE OLDU? – Ziya Osman Saba

ZİYA OSMAN SABA

Odamız kararırken indirdiğin perdeler,
-Çarşının gittikçe artarken gürültüsü-
Gelip kenarına oturduğun minder,
Genç kızken işlediğin masa örtüsü,
Yeşil abajurlu lambamız,
Küçük sobamız,
Anlatsanız,
Ne oldu o geceler, eski akşamlarımız?
Beyaz elbiseler giydiğin zamanlar…
Niçin yazmadık bir yere satır satır,
Duvarlar! Ne oldu konuştuklarımız?
Yüzünün pembelliği, saçlarının örgüsü.
Ben diyeyim: kış şarkısı; sen de: yaz türküsü.
Ne ettik ömrümüzü!…

Ziya Osman Saba
1944
-Cümlemiz/
Bütün Şiirleri-