Gökyüzü Maviliğinden Soyunuyor – Ahmet Erhan 

Gökyüzü Maviliğinden Soyunuyor - Ahmet Erhan

Gökyüzü maviliğinden soyunuyor
Gitsem kime, kalsam kimde, nereye kadar?
Sılasızım işte, gurbetim de yok
Adres defterime adlar değil
Yalnızlıklar yazılıyor.

Bir yanda yurdum ve uçurum sözcüklerindeki
O sersemce, o saçma uyak
—Demek ki, iki sözcükle de bir şiir yazılıyor
Yüreğimi, yüreğimi bir bıraksam
Dünyanın telaşına katılacak
Yine birileri dağlarda kahraman
Salonlarda mümin oluyor.

Gökyüzü maviliğinden soyunuyor
Akşamdandır diyorlar, dünya hâlâ dönüyorsa
Öyle dalgın, umarsız…
Sorsam neyi, bağırsam kime, beni kim anlar?
Bir kaçık şair diyecekler
Anca yalnız, kanca yalnız…

Ahmet Erhan
1983
-Zeytin Ağacı-

BİR SORU İŞARETİ – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN

Bir kekik kokusu tüter sabahın seherinde
Denizde bir balık kayar, bir yıldız solar gökte
Ve sabah türkü gibi yayılır
Salyangozların izleri uzar toprakta
Otların arasında gider kaybolur
Bir salyangoz kadar olamadım, der şair
Ayak izlerimi tutmayan topraklarda yürüdüm
Unutmasını bilen kadınları sevdim
Trenle geceyarısı geçilen kentleri..
Şimdi bir soru işareti gibi kaldım şu dünyada.
Dokunup yaprakların üstüne düşmüş çiylere
Uzanıp gölgesine bir portakal ağacının
Kulak vererek cırcırböceklerinin sesine
Bu şiiri uyku haliyle yazdım
Akdeniz bir çaydanlık gibi fokurduyordu az ötede
Biraz sonra kalkıp yüzümü yıkarım artık
Sonra bir kitap okurum, ya da çiçekleri sularım.

Ahmet Erhan
1982
-Zeytin Ağacı-

BİR SORU İŞARETİ – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN BİR SORU İŞARETİ

Bir kekik kokusu tüter sabahın seherinde
Denizde bir balık kayar, bir yıldız solar gökte
Ve sabah türkü gibi yayılır
Salyangozların izleri uzar toprakta
Otların arasında gider kaybolur
Bir salyangoz kadar olamadım, der şair
Ayak izlerimi tutmayan topraklarda yürüdüm
Unutmasını bilen kadınları sevdim
Trenle geceyarısı geçilen kentleri..
Şimdi bir soru işareti gibi kaldım şu dünyada.
Dokunup yaprakların üstüne düşmüş çiylere
Uzanıp gölgesine bir portakal ağacının
Kulak vererek cırcırböceklerinin sesine
Bu şiiri uyku haliyle yazdım
Akdeniz bir çaydanlık gibi fokurduyordu az ötede
Biraz sonra kalkıp yüzümü yıkarım artık
Sonra bir kitap okurum, ya da çiçekleri sularım.

Ahmet Erhan
1982
-Zeytin Ağacı-

Mutluluk – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN MUTLULUK 7 KASIM 14

Portakal ağaçlarının dalları göğü süpürüyor
Rüzgârda inildiyor çıkrığı kuyunun
Toprak, bir buhurdan gibi tütüyor usulca
Yağmur, incecik bir yağmur yağıyor kırık dökük
Bir çığlık gibi çırpınan dallar boyunca
Bağıran bir şeyler var içimde, tanımsız, suskun
İçimin çağlayanları büyümüş, bentleri taşmış
Bir yağmur damlası düşerken güneşin her ışınına
Nereye baksam çöl yine, nereye koşsam yokuş
Çiçekleri tutuyorken iki dudağımın arasında
Sevincin anlatılamayan bir yanı da varmış..
Bir kitap, açık duruyor yağmur altında, ıslak
Silinmiş yazıları, yaprakları kabarmış
Koynunda boynubükük bir mutluluk kalmış.

Ahmet Erhan
-Zeytin Ağacı-

Zeytin Ağacı – Roni Marguiles

RONI MARGUILES ZEYTİN AĞACI 8 KASIM 14

Her geçtiğimde yanından bir zeytin ağacının
sormak gelir içimden: Anlatsana ihtiyar,
küçükken daha sen nasıldı bu topraklar,
kimler geçer yanından, kimler giderdi?

Fenikeliler getirmiş diyorlar buralara seni.
Tuzlu muydu Akdeniz’in suları o zaman da?
Yakıcı mıydı böyle yine öğle güneşi?
Neye benzer, neler düşünürdü Fenikeliler?

Uzun yaşamak kolay. Ya hatırlamak her şeyi?
Sallayıp gövdeni zeytin toplayan insanların
değiştiğini görmek yaklaşık otuz yılda bir,
babadan oğula, izledikçe nesiller birbirini?

Her geçtiğimde yanından bir zeytin ağacının,
düşünmeden edemem: yaslanıp yaşlı gövdesine
kimler dinlenmiş, kimler uyuklamıştır acaba
ılık bir yel eserken yapraklarının altında?

Sorasım gelir her defasında: Anlatsana ihtiyar,
neler gördün, neler kaldı yüzyıllardan aklında?
Nasıl insanlardı Haçlılar? Eski Yunanlılar?
Korkunç muydu Aksak Timur denildiği kadar?

Evet, diye fısıldar yemyeşil yapraklar adeta:
“Koca koca ordularıyla geçtiler önümden hepsi,
gümüş kakmalı kılıçları, ipek takımlı atlarıyla.
Geçtiler… ve gittiler ama işte, yoklar artık hiçbiri.

Buradayım ben hâlâ

Roni Marguiles

Evler Akşam Saatlerinde – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN

Evler bir günebakan gibi kapanıyor, bu ılık
Bu gizemli akşam saatlerinde, çiçektozlarının
Arasında üç beş kişi ne yapıyor artık?
Bilmem, görmedim, düşlerin yalancısıyım
Kandilin ışığında oturuyor iki çocuk
Bir kız bir oğlan, bir peri masalının
Kahramanları gibi, öyle saf ve ürkek
Beştaş oynuyorlar döşemesinde odanın
Yün eğiriyor kadın, bıçak bileyliyor erkek
Sevgiyle gülümsüyorlar birbirlerine, dalgın
Dalgın bakıyorlar arasıra önlerindeki işlere
Niye daha erken saat, niye uzak döşek
Bir tek beden olarak akmak varken geceye?
İşte böyle, evler bir günebakan gibi kapanıyor
Bu ılık, bu gizemli akşam saatlerinde
Özsuyunu yeryüzünden alıyor bu çiçek
Dünyayı enlemlere, boylamlara bölüyor kökleri.

Ahmet Erhan
-Zeytin Ağacı-