Yağmur – Ahmet Muhip Dıranas 

48420962_2210086795668103_2727389299082264576_n

Ekseri sonbahar gecelerinde
Sızarken camlardan ince bir yağmur,
Düşünürüz, her şey yerli yerinde
Ama gözlerimiz niçin doludur?

Bazan ellerinde gümüş bir tasla
Ümitler yaklaşır bize, bin nazla,
“Kapa gözlerini” der, “uyu hazla!..”
Sızarken camlardan ince bir yağmur.

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-

GÖRÜNÜ – Ahmet Muhip Dıranas

AHMET MUHİP DIRANAS GÖRÜNÜ

Yüzü esrarlı bir adam
Penceresinde bu akşam
Çisentiyle temizlenen 
Parlak damların üstünden
Bir ışık nehri akmada.
Şehrin üstüne semadan;
Şakır sessizliği bozmadan
Kanatları altın kuşlar
Güneş batmaya kadar.
Batıdan doğuya uzanan
Geniş bir gökkuşağından
Sükûn bir rahmet halinde
Arza inmede, inmede
Ve ellerini duaya
Kaldırmada her şey güya.
Penceresindeki adam,
Yüzünde ne sevinç ne gam,
Alabildiğine geniş
Gözlerini ufka dikmiş
Sanki bir ebediyete
Bakmada hayret içinde.

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-

YAĞMUR – Ahmet Muhip Dıranas

ahmet-muhip-diranas-yagmur

Ekseri sonbahar gecelerinde
Sızarken camlardan ince bir yağmur,
Düşünürüz, her şey yerli yerinde
Ama gözlerimiz niçin doludur?

Bazen ellerinde gümüş bir tasla
Ümitler yaklaşır bize, bin nazla,
“Kapa gözlerini, deri uyu hazla!…”
Sızarken camlardan ince bir yağmur.

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-

GÜLLER KAN AĞLIYORDU – Ahmet Muhip Dıranas

ahmet-muhip-diranas-guller-kan-agliyordu

Bahçede güller kan ağlıyordu tekmil;
Bir fena gün ki olası gibi değil.
Yapışkan, kekre, pis bir gün, öldürücü.

Nasıl da açıldı birden kanatların!
Dörtnal geliyordu köpürmüş atların
Kurtarmaya bizi çileden, hey gece!

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-

SONBAHAR – Ahmet Muhip Dıranas

ahmet-muhip-diranas-sonbahar

Artık karanlıkların içine gömülmekteyiz.
Bulutlar sarartacak alnımızı biraz daha;
Karasevdalarını türkülüyor uzaklarda
Çıplak kalan ağaçlar, sürüsüz çoban ve deniz.

Artık solan kırlarda yaprakla örtüleceğiz,
Ağlayan bir göz gibi gök dökecek ruhumuza
Serin gözyaşlarını bulutlardan damla damla
Ve gönül yalnızlığın dolacak hüznüyle, sessiz.

Sen artık yaslayarak kızıl bir ufka başını,
Güneşlerin peşinde, dalgın bakıp gideceksin,
Her yerde ve her akan suyla akıp gideceksin.

Ve doldurup bir özsu gibi kalbimin tasını
Sonbahar tenha yolun, boş dalların arasından
Senin güzelliğini gösterecek aynasından.

II
Çıplak bir bozkırdan doğru esiyor serin bir rüzgâr,
Boşaltıyor toprağa son özsuyunu asmalar
Kesik bir damardan kan damlıyor gibi, muttasıl.

Batılar susuz kalan boyunlarını ve kızıl
Kanatlarını arık ovaya doğru yaslıyor
Herkes, havada aynı bilinmez şeyi özlüyor.

Ve sen, güneşi altın bir manto gibi giyerek,
Eteklerinde bir yaprak nehri sürükliyerek
İlk yağmurlar altında ve son çiçekler üstünde

Oynar gelin gibisin bu göçene düğününde…

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-

YAZ GÖÇ EDİYOR – Ahmet Muhip Dıranas

ahmet-muhip-diranas-yaz-goc-ediyor

Yaz göç ediyor – Ne yazık, yine güz! –
Uzak, bilmedik bir ülkeye doğru.
Mor dağlarda güneş doğmadan henüz
Yağdı bahçeme bir yaprak yağmuru.

Hiç kuşkum yok ki, sen şimdi kalbimde
Bir kış uykusuna yatan böceksin;
Yalnız ateşimle ısınacak ve
Yalnız vücudumla besleneceksin.

Yak lambalarını… Dağıt, güz gibi,
Tüm umutlarını.. Saçlarını da..
Ve indir yavaşça perdelerini:
Tutsaksın kalbimin odalarında…

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-