Işık – Ahmet Ada

AHMET ADA IŞIŞK

Yazması oyalı yaz. Kuşlar dizilmiş tellerin üstüne. Kentin sokaklarında, sıkışık saatlerde yitirdiğimiz özgürlüğümüzü doğa veriyor.. Güneşin neşeli türküsü suların seken parıltısı üstünde. Seviyoruz. Paragöz değil doğa. Yılın on iki ayı yemişlerini veriyor yalın toprak. Yaz, kiraz küpeli bir kız, ulaşılmaz güzellikte. Dolaşıyor kamışları ite ite dere boyunca, sarsılmaz bir güvenle. Ah, işte ışık o, yayılıyor dört bir yana. İsteklerimiz oluyor gözüpek ışıktan: “Kışın da gel kapımıza”.

Sonra geçiyoruz Naz’la bir çiçeğin içinden. Bahçe, deniz, gözcü kuşlar var yanımızda. Doludizgin sönen yıldızların türküsünü söylüyor.

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

Felsefe – Ahmet Ada

Felsefe - Ahmet Ada

Denize yakın oturuyorum, evden
Geldim, birkaç dergi kitap
Aldım yanıma, kuşları çağırdım
Yorulup konmuşlar tele

Kötü alışkanlıklarım yok, sessiz
Sedasız okuyorum denizi, taşı,
Deniz kabuklarını, kamaşıyor gözüm
Güneşin terazisinde, akşam saatlerinde

Felsefedir bana çiçeğin açmazı
Taşın uğultulu sesi, rüzgârın çıkrığı
İnsan her zaman yalnız kalmaz
Bütün tabiat dolar içeri

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

 

Yaz sevincim – Ahmet Ada

AHMET ADA YAZ SEVİNCİM PEACH TREE
Boş birkaç çömlek yanık, saksılar çiçekli çiçeksiz, şaşkın karıncalar, şeftali ağacının dalında kuşlar bana mı bakmaktalar? Ne yaptım ben, yakamı bırakmıyor sözcükler? Sözcüklerle bakıyorum çevreme. İnce güzellikleri gördüğümde yaz oluyor sevincim. Nesneler, kuşlar duvar kovuğu gövdemin parçası. Beklemiyorum hiçbir şey onlardan. Konuşmalarını duyuyorum denize bakan bahçede, geri istiyorlar ayazda kesilen ağaçları. İç çekiyor deniz kabukları. Şaşkınlıkla bakıyor kıyıdaki köpek göğe. Kayalar uyuyor içimde, kıpırdıyorum.

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

Sonbahar güzeldir – Ahmet Ada

AHMET ADA SONBAHAR GÜZELDİR

Sonbahar geldi mi, sokaktan kırlangıçlar çekildi mi, deniz sokulur ev içlerine. Önce balıklar girer. Palamut istavrit hamsi ve ötekiler. Sonbahar sararıp sarkar duvarlardan. Kırlangıçlar nereye uçarlar? Divanelik işte sabah esintisi. Yüreğimde çentikler açar. Sonra kırlangıç uçuşlu yağmur yağar, deniz kenarına gider, gür örtülü bir ağacın altına sığınırım. Düşlerle aydınlanır gün, açılır bulutlar, deniz, yağmur, rüzgâr karıştırır düşüncelerimi, varlığımı hissederim çığlık çığlığa uçan bir kuşla. Yaralı bir balığın suda çırpınışı olurum.
Güzeldir sonbahar – som acıya gönderse de ruhumu.

Ahmet Ada
-yağmur başlamadan eve dönelim-

Eylüle giriş – Ahmet Ada

AHMET ADA EYLÜLE GİRİŞ

Kalırız hüzünlü güz bahçelerinde
Bir at tökezler yolda
Kuş sürülerinden bir rüzgâr
Toplar getirir serinliği-
Deniz soğur sessizce

Karpuzlar kesilir fenerler yanar
Çardakda ürperir yıldızlar
Çoğu vakit eylülün eli uzanır
Yoksul ekmeğe, zeytine, bu yıl
Limonun para etmediğinden
Söz edilir, yaşsız ağaçlardan

Böylece uzar gider gece

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

Sevda – Ahmet Ada

AHMET ADA SEVDA  WİLLEM HAENRAETS

Rüzgârın yelpazesi olur duru göğe çarpan kanatların. Bir şiir tümcesi yazıyorum bunun için. Sesle bütünleşiyor gövden. Terastan inip bahçeye girince unutulur göğsünün yalınlığı ve öpüşüm. Ey alkış tutan gökyüzü, ey geride kalan kartal gençliğim, farkındayım yarı yolu geçtiğimin, o yüzden göçük bir yanım.

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

Görsel :  WİLLEM HAENRAETS

Doğru aşk – Ahmet Ada

AHMET ADA DOĞRU AŞK

Çıkarır güneş kolyelerini sana veririm. Eskiden olsa çakıl taşlarıyla muştulardım denizin zamanını ve alıp giderdim seni ovanın sessizliğini aşıp denize. Gül alıp vermenin unutulduğu yabanıl çağda gül alıp verirdim tazelensin diye sevgim. Artık bağlandığım eşitlik bir ayrıntı değil, bir omurga insanlığımı ayakta tutan, birleştiren anılarımı dibinde yaşadığım çocukluğun. Anılar düşlerime girip hayallerime karışıyor. Seviyorum, evet seviyorum beyliğimin sürdüğü anlaşılmaz bir aşkla seni. Bir kamlumbağa yumuşacık devinimlerle yürüyor, içinden geçiyorum uykusuz bir rüzgârın, denize iniyorum.
Ey dünya, tüm ışıklarını yak benim için.

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-