Doğa içimde – Ahmet Ada

Doğa içimde - Ahmet Ada

Her şey uçuyor, kuşlar, parıldayan nesneler,
Gövdeme sarılmış denizci düğümleri,
Ağacın sevinci, rüzgârın uzun ipi
Sığmıyorum koya denize

Gölgemde kaybolmuşum, altında koca gövdeli ağacın
Tekneler uzaklaşıyor göz eriminden, hava açık
Rüzgâr eskiyen ayakkabımın üzerinden
Yere bıraktığım kitabın sayfalarını çeviriyor

Kendimde yitmişim denizi ite ite
Ayaklarımın dibinden, kıyı bahçeleri kuşlar
Bırakıyor koyun bu yakasını birden.
Yakamı bırakmıyor Akdeniz güneşi

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-

Hevesle yazdım – Ahmet Ada

AHMET ADA HEVESLE YAZDIM

dağılan taş, yiten yıldız, köşeli buz
varlığınızı sümbüllerden bildim
hayretle uyandım her sabah
kıyıyı iten denizi gördüm

gördüm türkü söylediğinde otun inceliğini
kanatlıydı yüreği yaz geldiğinde
rüzgârlı bir balıkçı anladı

benden bildiler yapılan büyüyü
beyaz güller, menekşeler, karanfiller
bir akşam üzeri bu yüzden
gözlerim deli gözleri

dökülen ışık, kırılan yürek bendim
benden sordular okul kaçağı çocukları
sinemaya gittiler dedim
ellerine hohlayıp koca kışı

Ahmet Ada
-uçurum otu-

Sözcükler – Ahmet Ada

AHMET ADA SÖZCÜKLER

sözcükleri masaya koy, özgürlüğüne
kavuştuğu ânı akarsu sözcüğünün
açıklık kazanır aktığında
defneler salkım söğütler arasından
özleyişin ırmağına

ağırbaşlı, onurludur, açıklığı sever
barış sözcüğü, yanına koy
eşitliği adaleti yürekleri ısıtan-
taşırlar insanı olmanın eşiğine

taş sözcüğünü koy, tekerleğin sesini,
kardeştir at sözcüğüne nal
odur geçen
amaca götüren uzun yolu

haydi koy kardeş sözcüğünü
tekerleğin yanına, birlikte
sürsünler tarlayı, eksinler
saya saya binlerce yıldızı

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-

Sen – Ahmet Ada

ahmet-ada-sen

suların çılgınlığısın

daha da gür akıyorsun eskisinden

ne kaldı ne kaldı soylu bedeninden
sevgi teri her devinimde
kıvrılıp akıyorsun kıpır kıpır
söğütlerin kavakların gölgesinde

aynı eve giriyorsun yıllardır, çocuklar
büyüse de sen büyümüyorsun

hep aynı sokağa bakan pencere önünde
uyukluyorsun bazen, elinden düşüyor
Paul Celan

bir kedi geçiyor sokaktan kara
lekeli bir gün kalıyor ondan

Ahmet Ada
-uçurum otu-

Naz’a kalp kesiği dizeler – Ahmet Ada

ahmet-ada-naza-kalp-yenigi-dizeler

sevda, denize ağaca kuşa buluta
bu kalp sonunda kapılarını açtı dünyaya
sokularak göğsüne bir genç kızın
güneşin parmaklarıyla upuzun

iki su damlası, bir kanat sesi
sevdadır sayrılıkta da sağlıkta da
çileğin demiri, elmanın suyu,
iğne yapraklı ağaçları örselenmiş kıyıların

sonra kurbağalar, kaplumbağalar
çevre bağlarında deniz kokan kentin
yürüyorum, her yürüyüş sevdadır
yol uzun azığım yok
bir yağmur yağsa sağalırım

bu kalp sevda yeniğidir
bilir bütün dostlarım, bilir Naz da
sonunda yenildi şiirle uğraşmaktan
parlarken denizin üstünde mavi

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-

Sabahın ucu – Ahmet Ada

AHMET ADA SABAHIN UCU ANTALYA KAŞ ÇUKURBAĞ YARIMADASI

Bu balkon Akdeniz’i görüyor ya
Çiçeğe duruyor ya gece Naz
Ece diyorum dolan sarnıca
Ece yıldızlar, esrik gök, samanyolu
Ece yırtılan söz, kâğıt fener

Neye yarıyor gece deniz, yıldızlar
Çılgın gök?
Akdeniz’desiniz ya
Dünyanın damı burası

Uzun otların çıkardığı
Rüzgârın kovaladığı ses
Bir dil verildi onlara
Bengi sulara, yıldızlara, denize

Gelin palmiyeler, soluk pencereler,
Tırtıla yürüyen yaprak
Gelin ivedi, ışıldıyor
Sabahın ucu

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-

Of of – Ahmet Ada

AHMET ADA OF OF

şimdi sen tane tane gülüyorsun ya, olur
gül sen, gülmezsen eksilir yüzünün anlamı,
boşluğa bir güvercin düşer, kendine yenilirsin

şimdi sen rüzgârı kovalıyorsun ya çarşılarda
rüzgârdır kaldırıp bakan eteğinden
(ne demeli buna of of)

şimdi sen çarşılarda geziyorsun ya, olur
gez sen, bu daha anlamlıdır evde oturmaktan
Mersin çarşıları her zaman
unutturur geçmişin izlerini
yanı başındaki denizin kocaman sesini

güneşin eli kusursuz boynundadır şimdi
yaz tazeler yüzündeki sevinci
geze geze kanatlanırsın arastalarda
düşer yorgunluktan göğsünün üstündeki düğme

of of

şimdi ne desem yanlış anlaşılır
yaz geçer omuzlarından, baktığın
kumaşların sesi kalır

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-