TUTSAK – Ahmet Muhip Dıranas

AHMET MUHİP DIRANAS TUTSAK

Bir tutsak o, uzun yıllar öncesinden, yüzlerce yıl ötesinden,
Kimbilir, ya eski bir bey hanımı ya da bir hakan gözdesinden.
Yerkere dek bir giyside, selvi boylu, samur saçlı, gözler elâ;
Ses çıkarmaz ayakları yürürken, varla yok arası, ve hâlâ
Solmamış bir gül elinde, ilk bahçeden alınma, bir kırmızı gül;

Ne kokusu uçmuş… İşte bitmezlik bu! aşk bu işte; kutlu, eskil!
Zaman zaman, taş ve tuğla duvarları arasında bir hisarın
Gezinirse de, ay gibi, avluları her gece; bu, tutsakların
Acılara, özlemlere vurgunluğu ve olmazı araması.
Kimi zaman, alır onu bir güveysiz, göksel gelin arabası
Gider; sonra getirir ilk ışıklarla geri, ve kızoğlan kız hep.
Öyle güzel, öyle gizli ki bu, ah! öp diye ağlar bir yankı: öp!

Ahmet Muhip Dıranas
-Fahriye Abla-

(c) J.W.Waterhouse (1849-1917)…

Tutsak – Furuğ Ferruhzad 

FURUĞ FERRUHZAD TUTSAK

seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma alamayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım

kara ve soğuk parmaklıklar ardından
gözlerim hasretle bakıyor yüzüne doğru
bir elin uzanışını düşlüyorum,
ansızın ben de uçayım sana doğru

boş bir anda düşlüyorum
bu sessiz hapishaneden uçmayı
gülerek gardiyan adamın gözüne
yanında yaşama yeniden başlamayı

düşlüyorum ancak bilirim asla
bu kafesten kurtulmaya gücüm kalmamış
gardiyan adam istese bile
kanatlanıp uçmaya soluğum kalmamış

parmaklıklar ardında her sabah
bir çocuğun bakışı güler bana doğru
sevinç şarkılarına başladığımda
dudağında öpücükle gelir bana doğru

şayet bir gün, ey gökyüzü
kanatlanırsam bu sessiz evden
ağlayan çocuğa nasıl söylerim
tutsak bir kuşum vazgeç benden

bir mumum, canımın alazıyla
harabeleri aydınlatırım
sönüklüğü seçersem eğer
bir yuvayı yıkıp dağıtırım

Furuğ Ferruhzad
-Ses, Ses, Yalnız Ses-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi