Gül – Ten – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ GÜL - TEN

“Gül, ey saf çelişki, nice gözkapağının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın
sevinci”
Rainer Maria Rilke

Başlangıcı yoktur gülün
Sonsuzdur çünkü

Gül uykusu uyanır
Aşk’ın sesine

Ve “gülü gül ile tartarlar”
Anadolu denen bu kentte

Gül derdine düşmüş nice sersem gördüm
Bülbülün kanıyla sulanmayı bilmediler

Gül rengi suya benzer
Zamansızdır ve akacaktır
Ölümüne ten yakan bu ölümsüz sevda
“aşina sevmenin” Aslıhan’ıdır.

Şeyh Galip’ten Fuzuli’nin göğsüne saplanan
Gül yaresi
“yârin yanağından gayri” paylaşılan
En güzel gazellerde gezinir

Gül derilmeden sevilir
Ve gül yaprağından akar
Deliren hayatın şafağı
“Sapı gül dalında bıçak” ki
Gayrisine yakışmaz ölüm şairse

En saf duruşudur varlığın
Kalbimize açılan o kızıl pencerede
Her çiçek bir biraz da gül’dür.

Yelda Karataş
-Ten Divane-

Çiçekler – Yelda Karataş

52637275_2301148499895265_3975097871463612416_o

çok acı çekeceksin
çok
tırnak içine kara terini bırakacak ihtiyarlayan zaman

sonra suda bir yaprak gidecek
döne döne

göz uzağında bir karaltı
hiç bir şarkının silemediği
hiç bir bakışın unutturamadığı
ağır bir karaltı
kalacak

kalanla yaşamak da kalacak

sonra bir ince ışık
ellerinin üstüne
kalbinde unutulmuş bekleyiş üstüne
adına yarın denen

o ışık bir ağacı dalından öpecek
şu bildiğimiz ağaç
nice acı sudan geçmiş
bir çiçek doğuracak
o suskun, o konuşkan çiçek
hüznün yüzü olacak.

ve daha sonra
yeni bir göz rengi edineceksin kendine
en sabırlı meyvesini veren çıplak dal gibi

hafifleyeceksin hatıraların ağırlığını taşıyan yüreğinle
şu bildiğimiz Elif olacaksın

Yelda Karataş
-Ten Divane-

Zamanın Saçları – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ ZAMANIN SAÇLARI

zamanın icadıydı ateş
bu tanrısal eylem. nefsinin ve neslinin bedelini ödedi
çünkü karanlığın aydınlıkla alıp veremediği vardı
çünkü bilincin zamanı açıktı. zamanın bilinci kör.
bir mekan aradı. insan. bir evren
başparmağıyla imledi ilk çizgiyi
bildi ki dünyayı bilebilirdi. haklıyı gördükçe.
bildi ki zamanın saçlarına dokunabilirdi. aydınlığı öptükçe
artık. su akar

insan aydınlığı hep yakar!

Yelda Karataş
-Ten Divane-

Karadeniz – Yelda Karataş

 

Ne çok benziyor kaşını saf atmış o çocuk saçların yaz güneşine
kuş cıvıltıları sabırsız şafağın bakışından çalınmış bir umut mu. yoksa.
ak mendili oyalı şarkı, bir aşk mı varsa
dalgaların sesi bayramın ışıltılı penceresinde. sabırsız
susmak yakışır mı şimdi o saf gözlerine.
birden bire açılırken yelkenin kızıl ipleri hırçın Karadeniz mavisine.
hayat gererken unutkanlığını ömrümüze.
yüreğimde köpükler açarken hani.
bir sabah kendimi asmayacağım herkese inat.
parmağıma deniz kokusu saracağım, yani fırtınaya inat.
göndere kalbimi gereceğim
çakıltaşları kollarımı acıtıyor. evet. gerçeğe dayanmak
her yolcunun gerçeğine
iyi gelmiyor.
göğsümde büyüttüğüm ağlar yavaş yavaş geriliyor
ama diyorum sevgilim
senin bana özlemin ne çok benziyor inci avcılarının sesine.

Yelda Karataş
-Ten Divane-

Al Sardunya – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ AL SARDUNYA

Dünyanın en güzel sabahı
Nasıl doğar avuçlarında gördüm
İnandım secde ettim
İhanetle yüzgöz ömrüme pes ettim
Unuttum iç çekişleri
O al sardunyaya aşkımızı söyledim

Fırfırlı eteğim tam istediğin havada
Bütün dansların çengisi sultanım senin için dirildim
Gözlerinden gayrısı gül yarası
Kasıklarımdan kalbime açılan ellerin
Adını en arabesk şarkılarla dinledim

Sen o gökyüzü tenimde hürriyet günüsün
Ölsem de uğruna ölümsüz sözü hayatımın
Bakışı al yeşil sevdiğim
Kimim ki kendimden başka hiçim

Yelda Karataş
– Ten Divane –

Bir Çocuktur Aşk – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ AŞK BİR ÇOCUKTUR

Bir çocuktur aşk
Bayram sevinciyle her gün öpülür eli
Bana kenarı işlemeli bir beyaz mendil al
Lokum yüreğini koy içeri
Evet, bir çocuktur aşk
Göğün saçlarını uçuran
Kalbin sırrını paylaşan bir ninni
Sevgilim, sevdiceğim
Dudakların yavruağzı gözlerin içim
Aşkın adıyla başlayan hayatımıza
Ölüm ne ki
Senin her nefesin bayramım benim

Yelda Karataş
-Ten Divane-