Tag Archive: Şükrü ERBAŞ


HEYKEL – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ HEYKEL

~~ Aydın Çubukçu’ya..

Boyun damarlarında çekiç sesleri sürüyor. Harcın
kaçıncı baş dönmesinden geldiler. Çay bardaklarını
iple başlamışlar bellerine. Yorgunluk değil akşamın
kapısı gövdelerine kapanan. Elleriyle bakıyorlar
denize. Elleri üçüncü kata çıkmış tuğlalar. Saygı,
merak ve arzudan üç heykel. Bilmedikleri bir uzaklığın içindeler. Kirpikleri Musa’nın asası. Deniz
açılıyor, açılıyor… üç uzak eve daha iniyor akşam.

Ey kalbin çaresiz sevgisi… verdiğin mutsuzluğu
seviyorum. Yoksulluk ne istiyorsa ben de istiyorum.

Şükrü Erbaş
-Unutma Defteri-

ŞÜKRÜ ERBAŞ BU İĞDİŞ GÖKLER ALTINDA

Bu rüzgâr dağların kokusunu getirmiyor
Bu bulutlar tutsak daracık bir gökyüzüne…
Akşam güven vermiyor, sabahın sevinci yok
Ne güleç bir yüz ne hareli bir merhaba
Herkes sırtıyla konuşuyor birbiriyle…
Toprak yok bahçe yok sular bir derin hasret
Kuşlar bile kekeleyerek uçuyor havada…

Acıdan başka her şeyi bırakıp geldik
Alnımızda külü kalbimizde koru yanan evlerin
Her parmağımızda bir çocuk can verdi.
Bizim olan ne varsa terk edip bir talana
Bizim olmayan bu iğdiş gökler altında
İnsan nasıl başlar yeni bir hayata
Bir diş gibi sökülüp atılmışsa yerinden…

Şükrü Erbaş
-Dicle Üstü Ay Bulanık-

 

 

ŞÜKRÜ ERBAŞ GECELER AYDINLIK

Umduğun inceliğe inmiyorsa söz
Çekil suskunluğun tüneklerine
Ucuz etme anlamı.
Böyle zamanlarda insan
Çokluk yalnız kalmalı.

Sevgisiz seslerde çevren çiğ
Uysan uzaklaşırsın kendi özünden
Dirensen günün karanlık
Bu yüzdendir gecelerin güzelliği
Geceler aydınlık.

Al getir kendi derinliklerine
Ufuksuz sularda duran gemini
Getir ki sabaha çok var.
Hem bakarsın gecelerin koynundan
Bir binen çıkar.

Şükrü Erbaş
-Küçük Acılar-

ŞÜKRÜ ERBAŞ ÜÇ NOKTA
Büyük konuşanlar
Alınlarında eğri olmayanlar
Yalnız yükseği görenler
Herkesin ortasında yürüyenler
Bütün ışıkları yananlar
Sesi menevişsizler
Güzü küçümseyenler
Gözyaşına arkasını dönenler
Kendini mutluluk bilenler
Sessizlikten korkanlar
Yalnız eşyalarına gülümseyenler
Öyküsünde öteki olmayanlar
Kederle kirlenenler
Aynası buğusuzlar
Kışa yolu düşmeyenler
Kalbi ölüm mühürlüler
Penceresi dışa açılmayanlar
Aşktan utananlar
Güzelliği kimsesizler
Dili şiddet olanlar
Gövdesi sözünden önce gelenler
Dünyaya dokunmayanlar
Unutanlar, unutanlar
Ey tek heceli darlık…

O mevsimim ki herkesten yapılmış
Üç noktayla biten bir cümleyim artık…

Şükrü Erbaş
2000
-Üç Nokta Beş Harf-

 

ŞÜKRÜ ERBAŞ DENİZDEN DOĞAN KIRMIZI

Suların mavi zamanıydı
Ben karıncalanmış bir sesle gelmiştim
Gövdem utangaç bir çocuktu
Kumlar gökyüzü gibi gülümsüyordu
Sen aklını sevgiye inandırmaya çalışıyordun
Gövden ikircimler içindeydi
Kendini gözlerine bıraksan iyileşecektin
İçindeki yara bile güzelleşecekti
Evler, zakkumlar, dağlar
Gün boyu emdiği güneşle
Sabaha kadar ışıyacaktı
Ben kendimi sevecektim, güvenecektim
Elini değdiğin her şey
Sesinin geçtiği her yer
Bir iyilik gibi huzur verecekti
Korku çıkıp gidecekti dünyamızdan
Kimse içindeki kötülüğe bakmayacaktı
İki mavi arasında, kıpkırmızı
Bir ateş topu olacaktı aşk
Düştüğü yere ömürler bağışlayan…

Bunun için işte, yedi gün boyunca
Denize girelim diye yalvardım sana…

Şükrü Erbaş
-Kül Uzun Sürer-

Bana Benziyorsun – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ BANA BENZİYORSUN

Alnını sıyırıp geçen akşamdır
Oynama sakın, kıpırdama
Öyle bir yakıştı ki duruşuna ufuk
İki hazin mısra şimdi gözlerin böyle
Kaşlarının kemendiyle gölgeli
İki uzun, iki derin ırmak
Buğular içinde akıp giden
Bozma sakın aralığını kirpiklerinin.

Bir aynada seyretmek istiyor
İnsan kendini
Hangi yaşta olursa olsun
Bırak dökülsün saçlarından zaman
Anıların gurubundan ince süyem duygular
Büyütsün yüzünün yangınını rüzgâr
Turuncu ayini içinde göklerin
Öperek nar içi goncasını dudaklarının…

Ey ayrılığı andıran yakınlık
Ey susuş… İnce ve derin hasret
Bana benziyorsun…

Şükrü Erbaş
-Kimliksiz Değişim-

Geçti Çocukluğumuz – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ GEÇTİ ÇOCUKLUĞUMUZ

Ayrı sokaklarda oyunlar kurduk
Başka başka çocuklarla.
Belki birbirinden biraz uzakta
Ama aynı çoşkularla sorumsuz
Geçti çocukluğumuz.

Anlamı bize uzak
Yasakları yaşadık.
Gündüz gerçeğimiz gece düşümüzdü
O bir türlü geçemediğimiz
Oyunları uykulara taşıdık.

Sonra duygularımızın
Toy kanatlarında bir deli rüzgâr
Uçuverdik ergenliğin göklerinde
Ki başımız üzerinde
Akça yıldızlar.

Aktı bir yamaçtan incecik sular
Adını adımın yanına yazdılar…

Şükrü Erbaş
-Aykırı Yaşamak-

ŞÜKRÜ ERBAŞ SEVMEK İNSANIN EN BÜYÜK ACISIDIR

 

Sevmek, bizim kendimize ve dünyaya karşı giriştiğimiz hırsızlığa, kendi gücümüzle karşı çıktığımız biricik haklılığımızdır. Alacakaranlığın ufalaya ufalaya sildiği bir adamı tutup ellerinden, başına ay ışığından bir hale geçirmektir, kaybolmadan sabaha çıksın diye. Sevmek, özünde varolan büyük bağlanmaya karşın, insanı günlük ilişkilerin kişiliksizleştirdiği tutsaklıktan kurtaran en büyük özgürlüktür. İnsanı yalnızlığın hazinelerine götüren bir arınmadır sevmek. Yalanın kirlettiği bir yüreği yağmur sularıyla yıkamak ,sonrada içtenliğin rüzgârıyla durulayıp iğde kokularına sarmaktır. Işıkları kesilmiş odalarda kirpiklerden ve parmaklardan mumlar yakıp, derin bir hazla ışıyan güzelliğini seyretmektir insanın. Bunca aşağılanmaya karşı insanın onurunu kutsamak, gövdesini yüceltmektir.

Evlere karşı sokakların, sokaklara karşı evlerin biricik zaferidir. Zorun, kanıksamanın ve alışkanlığın insan ruhunda açtığı yıkıma karşı, en ince, en güçlü, her zaman yeni, direnme duygusudur. Akıl ona bir olanak sağlıyorsa bir işe yarıyordur, güzeldir, değerlidir. Sevmek, yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğumuz o incecik gelincik sapı; ölümle dirim arasındaki baş dönmesidir. Üstümüze yürüyen duyarsızlığın o siyah ordusuna karşı yürek çarpıntılarından oluşturduğumuz ışıklı bir korunaktır. Sevmek, bizi onaran, acısından bile haz aldığımız belki de tek incinme; bütün hüznü, iyimserliği ve ikircimine karşın, sesimizin en duru aktığı yataktır.

Önünde durduğumuz kapıların zembereği; saatlerin mutluluk ayarı aldığı boylamdır ömrümüzün. Sevmek barışın kişiye özel adıdır. Kalabalığa karşı bireyin özgeliği; kalabalığa kişilik veren biricik olanaktır. Bütün dillerin ortak şarkısı, bütün şarkıların sustuğu yerdir. Taşa ses veren duygusu insanın; en kolay bağışlanacak kusuru; ölümün eşiğinde bile dilinde çırpınan ıslığıdır. Dört mevsimin biricik paydasıdır sevmek, yazı, ayazı aynı içtenlikle güzelleştirir. Bir gelecek düşüdür bütün ufuklardan el eden. Göklerin genişliğini, denizlerin derinliğini, dağların doruğunu büyük bir ustalıkla gözlerimize ve göğüs kafesimize yerleştiriverir. İkide bir camlarına düştüğümüz bizi bize en güzel gösteren hayal aynamızdır.

Yine de insanın kendine en büyük ihanetidir sevmek. Sığlığın kolaylığından derinliğin baş dönmesine geçmek bir zorlu yürek türküsüdür, içindeki binlerce gözü susturmayı gerektiren, istemekle yapmak arasındaki o ince çizgi, binlerce yılın günah burgaçlarıyla bir uçuruma dönüşür. Dünya karşı tarafta, biz bu tarafta kalmışızdır. Bir iki cılız sesten başka bir şey yoktur sesimizi karşılayan. Giderek bencilliğimizden söz etmeye, sevgimizden utanmaya, kendimizi aşağılamaya başlarız. Bu uçuruma verebileceğimiz kurban, içimizde yeni yeni kekelemeye başlayan sevincimizdir. Rüzgâr usul usul kesilir. Gündüzler yatışmıştır. Gece o eski gecedir artık. Tanrılar kazanmıştır. Mutsuzluğumuza karşı ayaklanan çoğunluk geri çekilmiş, kimse mutsuzluğumuzla ilgilenmez olmuştur. Herkes içine gömdüğü yaralı bir hayvanla iyileşmeye çalışmakta, dünyayı düzene koymaya devam etmektedir.

Sevmek, insanın en büyük acısıdır..

Şükrü Erbaş
1995
-İnsanın acısını insan alır-

Yalnızlık Heceleri – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ YALNIZLIK HECELERİ 43  ALP CEM TURKEY

43.
~~ brecht’e

Benim gözlerimi onlar vermedi
Ben büyüttüm bulutları hayal hayal
Toprak bedenimden alır varlığını
Parmaklarım sularımızda salkım güneşler
Kirpiklerimden yürür ağaçlar dünyaya
Babam şehrimizin sütkardeşi
Annem doğurdu evlerimizi
Onlar taramadı benim saçlarımı
Akşamlar birer sürmeli masal
Kardeşlerimle uyudum kuşların uykusunu
Bizimdir eksik de uyansak sabahlar…

Bir tek kendilerinin kutsadığı ölümle
Şimdi onlar yok edecek bütün bunları.
Ey kendini bizden uzak sanan insanlar.

Şükrü Erbaş/Yalnızlık Heceleri

 

Resim: Alp Cem

Şükrü Erbaş…

 

ŞÜKRÜ ERBAŞ EŞİKLERDEN

Orada, kedilerin dallarda uyuduğu bahçede,
ışık da sendin gölge de.
Bendim kirpiklerine tutunan uzaklık.

Şükrü Erbaş

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 284 takipçiye katılın