SIĞINAK – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ SIĞINAK.jpg

O kız parkta, park kanepesinde
dün akşam, bu akşam, her akşam
hangi sonbaharın nevruzuna bakıyor
kendisi olan hüzünle, hüzünlerle Fahri

Ufuk çizgisinde bir demet manolyayı
bulutlara saran bir atmaca
gökyüzünün ara sokaklarında uçarak
keten gömleğini giyinmiş o kızın
hangi yalnızlığında konaklıyor Fahri

Akşam, hüzün de çiçek açar mı Fahri?

Çay mı içiyor? ” Bir yudum da beni iç
ve dudağını öpmeme ruhsat ver
koynuma gir, cennetim ol”
diyemeden hangi akşamın
sevda kepengini indiriyor Fahri

Eski hayatımda arkadaşlarım vardı
hiçbiri kalmadı, adımı dahi unuttular Fahri

O kıza parkta, park kanepesinde
dün akşam, bu akşam, her akşam
“Sevgilim olur musun ?”
Diyemeden onun hangi
hasretine sığınıyorum Fahri

Refik Durbaş
– Sözcükler D. Mayıs/Haziran 2017-

YARIM KALMIŞ BİR MEKTUP – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN YARIM KALMIŞ BİR MEKTUP

Nisan. Ayların en zalimi diye
adın çıksa da
biz seni hasretle düşlerdik hep
uzun kış gecelerinde.
Bilirdik geleceğini salkımlar
erguvanlarla
külrengi bulutların ardından.

Masallar anlatırdık o uzun kış gecelerinde
zamanla yarışırken,
gözümüz çölleri çağrıştıran kum saatinde.
Gizlice sorardık kendimize:
“Susuzluktan,
ve susuzluk korkusundan
yakınan
bir bezirgân mıydı o kızgın çöllerde
dolaşan yolunu şaşırmış adam?”
Bilirsin, bir yerlerde anemon diyorlar
Manisa lâlesine,
ama sen gene de Cezayir menekşelerinden
şaşma.
Rüzgârların adlarını öğretmeyi de unutma
çocuklarına.
rüzgârların adlarını ve şifalı otları
ve yeryüzünde ne varsa yararlı olan.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mayıs/Haziran 2017-