MEVSİM SONBAHAR – Ahmet Oktay

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Saat beşe beş var
Aramızdaki bir şu kadar yol
Bir şu kadar karanlığa rağmen
Benimlesin hâlâ
Hâlâ en güzel rüyaları benim’çin görüp
Benim’çin çığlık çığlığa
Benim’çin sıçrayarak uyanmadasın
Ben yokum, saat beşe beş var
Çıplak bir dağ başında bile
Bu kadar yalnız kalamazdın
Bu kadar naçar
Düşer ayaklarının ucuna
Bir sarı yaprak hüznünü duyarsın
Ağlamak istersin birden
Bir küfür sonbaharın yüzüne
Tut ki ağladın
tut ki küfrettin
Yine aramızda bir şu kadar yol
Sen bir tarafta, ben bir tarafta
Gözünü yıldırmasın hiçbir şey
Bakarsın çıkagelirim ansızın
Buruşturup geceyi avuçlarımda
Ben yokum saat beşe beş var
Evinin sokağında olursun nerdeyse
Kirpik uçlarındadır
Yüreğinde yer eden bezginlik
Şimdi sana kalbimden başka bir şey
Sana yaşamakla karışık, kıvançlı
Sana, erkekçe bir şey sunabilsem.

Ahmet Oktay
-söz acıda sınandı-

SOFRA – Ahmet Oktay

SOFRA - Ahmet Oktay

Yakamozun tınısı hâlâ kulaklarımda
Pervazı zorluyor güzelim Nisan
Bir dal tıkırtısı pancurda öyle usul;
Daha dün konaklamadı sanki ölüm
Nerdeyse bir çiçek fışkıracak
Az önce öptüğüm avcundan
Rakı mı sevda mı anlaşılmıyor
Ayın ışığıyla ağzında kamaşan

Alt katın zili çalsa apansız
Ezberinden geçiyor bütün coğrafya
Nerdeyse ayaklarına çarpacak
Yabanıl bir kumsalın suyu
Bense dağların vakti diyorum
Bir serçenin sesiyle bölünüyor
Askerlerin sabah uykusu

Bir dalgınlık gibiyiz kabul et
Bu hüzüncül ilkyaz sofrasında
Akıp gidiyor zaman bir dağ kayması gibi
Yaklaşıyor yinlerimiz umutsuz olsa da

Önce ekmek ufaklarını topluyoruz.

Ahmet Oktay
-söz acıda sınandı/
kitaplarında yer almayan
şiirleri-

BİLMENİ İSTERİM – Ahmet Oktay

AHMET OKTAY BİLMENİ İSTERİM by Akio Iwanaga

Bir şeyim yok biliyorsun şarkılarımdan başka
Sevme gücüm yaşama yetim beni tutan
Gerçi yenidir boyadığım gökyüzleri, boyadığım denizler
Seni yüce yapıyorum düş sarkıtlarımda
Anlatılmaz güzel yapıyorum
Avuntulu yağmura çıkarıyorum akşamla
Kaçak bulutları, düşen taşları gözlüyoruz
Bir bahar, bir güz, bir kış geçiyor
Dizinin dibinden ayrılmıyorum.

Gelirsin gerçek olur bunlar
Oysa salt şarkıları, düşleri, sevmeyi koydum ortaya
Birbirimize çıkmayı her kapıdan
Akşamları aynı ateşte ısınmayı
Kendimize yetmeyi koydum salt

İlk bu şiirde gerçekleşiyor işte
Hiçbir şey vermeden istemek

Aşk istiyorum ver
Güvenlik istiyorum ver
Odamın karanlığı kötü
Gözlerini ver
Bu sessizlikte korkuyorum
Yüreğinin çarpıntısını ver
Ellerini ver

Ahmet Oktay
-söz acıda sınandı-

Görsel : Akio Iwanaga

Kadınlar Çıkmazı – Ahmet Oktay

Alexandra Levasseur AHMET OKTAY KADINLAR ÇIKMAZI

Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
sıkıntılı ikindi yağmurlarında,
her yeni erkekten sonra daha eksiksin,
tuzlu inciler dolu
kuş uçmaz mavisi gözlerinin.

Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan
şehrin korkusu büyüyor pencerelerde.
Avuntusu yok erkekli yatakların
ne olur gitme
daha kaybolacaksın.

Bir yanın şarkılar
kan tutmaları öbür yanın.
Gülerken iki kadeh arasında
nasıl ağladığın anlatılmıyor.
Ne olur
bu kadar kendine saklanma.

Sen kapalı, mahzun odalarda
kırık oyuncaklara karşı bir çocuk.
Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça
dudakların kaskatı öpüldükçe neden?
Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
belli, yoruldun kendini denemekten.

Ahmet Oktay
-söz acıda sınandı-

Görsel : Alexandra Levasseur

Eski Bakır – Ahmet Oktay

Bir çığlığın içinde yakalıyorum seni
Kaç kez Istanbulsu
Parıldayan, ısıtan, yakan bir alev gibi
Üstünde uzun, pis, yalnız sokakların yağmuru
Odaların, merhabaların, gülücüklerin sıkıntısı
Tramvayların, vapurların sıkıntısı
Yitmiş aşkların, yitecek aşkların
Aynı vazoların, aynı öğütlerin, aynı yasakların sıkıntısı.
Yakalıyorum, öpüyorum, avutuyorum.
Karanlık etini kemiriyor,
Vaktimiz kısa,
düşlerimizi kolluyorlar durmadan
durmadan kovuşturuyorlar.
Mendilimi ıslatıp alnına koyduğum
suyundan içtiğimiz hayrat çeşmeyi
Yalnız-geceler boyu uzanan kadını bakırlarda
durmadan horluyorlar.

Geyiğim, saklım benim.
bakma arkana, ne olur, aldırma
onulmazlığımızdan büyük yapılar kurduk
horlandıkça aşkımız, derya.
Vaktimiz kısa,
karıncalara, rüzgârlara, sulara dokunmak
uyanan toprakları bilmek gerekiyor.
Ormanlar görmüş dolunayın tılsımını
ağlamayı utanmadan
dövüşmeyi bilmek
tırnaklarınla tutunmayı bilmek gerekiyor
aşağılandığımızı, kollandığımızı bilmek gerekiyor.

Kapa tunç kapıları gece
Soğukta, kırgın, parasız milyon kişi.
Geyiğim, saklım benim,
ölüm dayanmadan kapıya
sev, öp, yitir beni.

Ahmet Oktay
-söz acıda sınandı-