Şehitler – Nazım Hikmet

31453885_1872811692728950_624179909136220160_n

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
—Dumlupınar’dakiler de elbet
—ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
—yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—siz toprak altında derin uykudayken
—düşmanı çağırdılar,
—satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
—kalkıp uyandırın bizi!
—uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—mezardan çıkmanın vaktidir!

Nazım Hikmet
1959
-Son Şiirleri-

Nazım Hikmet

nazim-hikmet-yasim-altmis-ortakoy-nurkan-kahraman
***
Yaşım altmış
on dokuzumdan beri bir düş görürüm
yağmur çamur yaz kış
uykuda uyanık
takılmış düşümün peşine yürürüm.
Neleri alıp götürmedi benden ayrılık;
kilometrelerle umut, tonlarla keder,
taradığım saçlar, sıktığım eller.
Bir düşümle ayrılmadık.
Avrupa’yı, Asya’yı, Afrika’yı düşümle dolaştım
Bir Amerikanlar vize vermediler
denizlerden dağlardan çöllerden çok adamları sevdim
adamlara şaştım.
Mapusanelerde ışığıydı hürriyetimin
ekmeğimin katığıydı sürgünde
her biten akşamdaydı, her başlayan günde:
ulu kurtuluş düşü memleketimin.

Nazım Hikmet
1962
-Son Şiirleri-

 

Nazım Hikmet

nazim-hikmet-yagmurun-altinda
* * *
Kadınım Brest’e kadar benimle geldi,
indi tirenden peronda kaldı,
ufaldı, ufaldı, ufaldı,
uçsuz bucaksız mavilikte buğday tanesi oldu,
sonra raylardan başka şey göremedim.

Sonra, Leh toprağından seslendi karşılık veremedim.
“Nerdesin gülüm, nerdesin?” diye soramadım,
“Yanıma gel!” dedi, yanına varamadım,
hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tiren,
boğuluyordum kederden.

Sonra, kumlu toprakta kar parçaları çürüyordu,
sonra, birden anladım ki, kadınım beni görüyordu,
“Beni unuttun mu, beni unuttun mu?” diye soruyordu,
baharsa çamurlu çıplak ayaklarıyla gökyüzünde yürüyordu.

Sonra, yıldızlar inip kondu telgıraf tellerine,
karanlıksa yağmur gibi çarpıyordu tirene,
kadınım telgıraf direklerinin altında duruyordu,
koynumdaymış gibi de yüreği küt küt vuruyordu,
direkler gelip geçiyordu o kımıldanmıyordu yerinden,
hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tiren
boğuluyordum kederden.

Sonra birden anladım ki, yıllardır, ama uzun yıllardır bu tirende yaşıyorum.
– ama, bunu nasıl, neden anladığıma hâlâ şaşıyorum –
ve hep aynı büyük, aynı umutlu türküyü söyleyerek
sevdiğim şehirlerle sevdiğim kadınlardan boyuna uzaklaşıyorum
ve hasretlerini etimin içinde işleyen bir yara gibi taşıyorum
ve bir yerlere yaklaşıyorum, bir yerlere yaklaşıyorum.

Nazım Hikmet
Mart 1960,Akdeniz
-Son Şiirleri-

SALATALIK – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET SALATALIK

~~Ekber Babayef’e

Avluda diz boyu kar
lapa lapa da yağıyor
hızını alamadı sabahtan beri bir türlü.
Mutfaktayız.
Masada, muşambanın üstünde bahar
Masada, muşambanın üstünde körpecik bir salatalık
çiçeği burnunda, pütürlü.
Çepçevre oturmuş bakıyoruz ona
şavkı vuruyor yüzümüze yumuşacık
bir tazeliktir kokuyor bir tazelik.
Çepçevre oturmuş bakıyoruz ona
şaşkın,
düşünceli,
iyimser.
Rüyada gibi bir halimiz var.

Masada, muşambanın üstünde umut
Masada, muşambanın üstünde güzel günler
yeşil bir güneşle yüklü bir bulut
yaklaşan sabırsız zümrüt bir kalabalık
açılıp saçılacak sevdalar
masada, muşambanın üstünde körpecik bir salatalık
çiçeği burnunda, pütürlü.

Avluda diz boyu kar
lapa lapa da yağıyor
hızını alamadı sabahtan beri bir türlü.

Nazım Hikmet
Mart 1960, Moskova
-Son Şiirleri-

EVLER – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET EVLER   photo by Selda Bal Cosar from Sazapark in Eskisehir

evler tek katlı da olabilir yüz katlı da
iş bunda değil
yeter ki sokaklarımızı ezmesinler yeter ki temiz çevik güleryüzlü görsünler hizmetimizi
çıplak duvarlara diyeceğim yok taze ve canlıysalar
dar pencereler giyotini hatırlatır bana
pencere dost sözü gibi rahat ve geniş olacak
ağaçsız asfaltı sevmiyorum
parklarda göller göllerde ak kara kuğular olabilir hatta arasıra bando mızıka ama en önemlisi parklarda öpüşülebilmeli
aptal ölü ellerini operette arya söylermiş gibi açmış mankenleri sevmiyorum
taştan ve tunçtan insanları sevmiyorum tabanlarından inip aramızda dolaşmıyorlarsa
bankaları ve hükümet konaklarıyla öğünen şehirleri sevmiyorum
şevdiğim şehirler sağlıkevleriyle övünenlerdir çoçuk bahçeleriyle
övünen şehirler

Nazım Hikmet
24 Mayıs 1962, Moskova


(c)Selda Bal Coşar – Sazovapark/ Eskişehir

VERA’NIN RESMİ – Nazım Hikmet

VERANIN RESMİ

Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin
Aramasınlar seni renklerin atlıkarıncasında
Dayanmış tahta parmaklığa bir bağ taraçasında iklimler

Bizden en uzak gezegenin kederi
Aramasınlar seni uyaklarında ışıkla gölgenin
Sen oyunun dışındasın oylumların da yüzeylerin de
Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır

Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin
Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
Gümüş kanatlı bir balık sıçrıyor enginde

Aynaların içine girip ötelere gitme boşu boşuna
Yitirilmiş erkekler gelir kadınlar koğuşuna geceleri
Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde

Senin resmini ben yapacağım.

Nazım Hikmet
4 Mayıs 1962
-Son Şiirleri-

VERA’ NIN UYKUDAN UYANIŞI – Nazım Hikmet

Nazım Hikmet Abidin Dino Avni ARBAŞ, Güzin DİNO (Abidin Dino'nun eşi ve dilbilimci), Nazım  HİKMET, Abidin DİNO,  Vera TULYAKOVA

İskemleler ayakta uyuyor
masa da öyle
serilmiş yatıyor sırtüstü kilim
yummuş nakışlarını
ayna uyuyor
pencerelerin sımsıkı kapalı gözleri
uyuyor sarkıtmış boşluğa bacaklarını balkon
karşı damda bacalar uyuyor
kaldırımda akasyalar da öyle
bulut uyuyor
göğsünde yıldızıyla
evin içinde dışında uykuda aydınlık
uyandın gülüm
iskemleler uyandı
köşeden köşeye koşuştular
masa da öyle
doğrulup oturdu kilim
nakışları açıldı katmer katmer
ayna seher vakti gölü gibi uyandı
açtı kocaman mavi gözlerini pencereler
uyandı balkon
toparladı bacaklarını boşluktan
tüttü karşı damda bacalar
kaldırımlar akasyalar ötüştü
bulut uyandı
attı göğsündeki yıldızı odamıza
evin içinde dışında uyandı aydınlık
doldu saçlarına senin
dolandı çıplak beline ak ayaklarına senin

Nazım Hikmet
1960
-Son Şiirleri-

 

Resim: Nazım Hikmet Abidin Dino Avni ARBAŞ, Güzin DİNO (Abidin Dino’nun eşi ve dilbilimci), Nazım HİKMET, Abidin DİNO, Vera TULYAKOVA