sevdiğim kadın adları gibi – Akgün Akova

AKGÜN AKOVA ALEV

Alev

bir kez de aynaya bakmadan düşün kim olduğunu
ekmek bıçağını dolaba sapla
ocağın ateşini kıs
ve çık mutfaktan
bırak ardından ağlasın soğan
yapışsın makarna
kararsın et

iz bırakma ardında, tek bir ipucu bile
anıları çöpe atma zamanı artık
merdivende dağıtıp saçlarını
güzelliğini sokağa savur
bir yangının başlangıcı ol
yağmurun söndüremediği bir kıvılcım
adın gibi bir alev

güneş altın bir kale takarken saçlarına
fırlat yüzüğünü ıssız bir iskeleden
sana kimse söylemedi mi Alev
evlilik yüzme bilmez
sudan genişleyen halkalara
sessizce göm gözyaşlarını
bir yüreğin başka bir yüreği batırdığı
bir deniz kazasından başka ne ki aşk

denize düşen yıldırım da sensin Alev
geri gelen şimşek de
uçurumda başlayan gökkuşağı
sisten kurtulan liman
başka gemide arama
sensin
kendinin cankurtaran simidi de

simit dedim ya şimdi
biraz beyaz peynir, şöyle demli bir çay
bu şiirin sonuna da iyi giderdi
ne dersin Alev
ne dersin

Akgün Akova
-sevdiğim kadın adları gibi-

Görsel: Alexandra Nedzvetskaya..

Esin – Akgün Akova

AKGÜN AKOVA ESİN

“İlk aşk kedi gibi sessizce yanaştı”
diye yazıyor Raula Jamis
Frida Kahlo’yu anlattığı kitabında

ben zaten şüpheleniyordum kedilerden
birini gördüğümden beri
senin kucağında

“sonraki aşklar yenilen tırmıklardır kedilerden”
desem
sevgilisini soyup
tepeden tırnağa
bakan olur mu

ayıp olur mu söylesem
ten bir büyü gibi kendine çekti hep beni
sırtta gezinen dil
dildeki nem
çözülen saç
saçtaki koku

“son aşk, kedi dişleri arasındaki ten”
desem
bir esinti gibi
ağzımın kıyısından geçer misin

bir göktaşının tüyleri olsaydı sevgili Esin
adına
benzeyen
bir ses çıkartırdı
dünyaya düşerken

ama yine de
şüpheliyim
yıldızları seyretme bahanesiyle
geceleri
ikişer ikişer
dama çıkan
kedilerden

Akgün Akova
-sevdiğim kadın adları gibi-

Lale – Akgün Akova

AKGÜN AKOVA LALE

çantanda bir sürü anahtar var Lale
biri evinin,
geceleri merdiveninden korkarak çıktığın
biri yalnızlığın, kalabalıklardan damıttığın
giysi dolabının biri,
ki giysilerini sevmem,
gizlerler güzelliğini

çantanda bir sürü anahtar var Lale
posta kutunun biri,
sana dargın mı ne
biri saçının, örgüsü kolay çözülsün diye
arabanın biri,
ah şu bitmeyen taksitler ve kasko!

çantanda bir sürü anahtar var Lale
aşk mektuplarını sakladığın çekmecenin biri,
epey eskimişler,
öyle değil mi
biri uykunun,
bazı geceler sıçramanla bölünen
şu yüreğe benzeyen anahtar nerenin,
ne kadar da paslanmış

çantanda bir sürü anahtar var Lale
biri Ağrı Dağı’nın,
hep tırmanmak istediğin
Salzburg kentinin biri,
yüzlerce Mozart seni çalıyor
biri dalgın bir nehrin,
kucağında geçmelisin sevgilinin
Akdeniz kumsalının biri,
ıssız ve mavi,
çırılçıplak yüzen sen misin

çantanda bir sürü anahtar var Lale
ama açmıyor hiçbiri seni
açmıyor işte anla
kendini aşklara kapattığından beri

Akgün Akova
-Sevdiğim kadın adları gibi-

Zeynep – Akgün Akova

AKGÜN AKOVA ZEYNEP

Zeynep söylesene
neden açmayıp yaktın sevgilinin gönderdiği mektubu
oysa biliyordun
Onat Kutlar’ın
“yanmış bir giysinin küllerinden bir ipekböceğine ulaşılamaz”
dediğini
sırtımızı neden birbirimize değil de duvarlara dayıyoruz Zeynep
kitap kurtlarımızı neden zehirliyorlar okullarda
ve sorularımıza neden doğru yanıt vermiyor öğretmenler
Zeynep söylesene
neden yaralı kartalların düştüğü dağlara çıkıyoruz
kıyı kahveleri dururken
ve nasıl yitiriyoruz analarımızı babalarımızın hoyratlığında
zamanın kestiği geri dönüşsüz bir bilet mi gençliğimiz
ya da içimizde başka birileri mi var
niçin ağaç görünce kuşlardan utanıyoruz Zeynep
“kafesin biri, bir kuş mu aramaya çıkmış”, Kafka’nın dediği gibi
yoksa
“her öten kuş, yardımcı olmuyor mu gerçekten göğe”
bunu sana değil, Erich Fried’e soruyorum
ve kimden söz ediyor Nietzsche, “uçurumu sevenin kanatları olmalı” derken
aşktan niçin korkuyoruz Zeynep
aşık olduklarımıza hem tapıyor
hem boğmaya çalışıyoruz bir kaşık suda
paylaşılacak bir ekmeğin arasında
yuva denen hapishaneye
gizlice soktuğumuz
bir törpü müdür aşk
bizi yakaladıkça hırpalayan bir yürek kabadayısı mıdır
geçmek için gölgesini arayan yaban atları mıdır aşıklar

yalnız sana değil
kendime de soruyorum
soruyorum
ve bellek evreninde
başka soru yağmurlarıyla karşılaşıyorum
kim olduğumu anlamak için
uçurumlara ve kanatlara bakıyorum
savaşlara ve barışlara
elmaslara ve buğdaylara
tekerleğe ve bilgisayara bakıyorum

anlamak için kim olduğumu
senin gözlerine bakıyorum Zeynep
yanlış anlama ama
neden yakmayıp açtın sevgilinin gönderdiği mektubu

Akgün Akova
-Sevdiğim kadın adları gibi-