YOK – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA

Yitirdiklerim
yerli yerinde —
ya Yusufçuk?
— Yok!

Yeşil yapraklar yeniden
yazın yakıcılığından
yakınıyor.

Yoktum ya
yıllar yığılırken :
yavaştan yağan yağmur
yaslanılan yaslı yürek
yavaşlayan yoğun yeis
yorgunluk :
yöneleceğim yeni yol
yaşayacağım yeni yaşam
yazacağım yeni yazı :

yine
yok —
ya!

Oruç Aruoba
-sayıklamalar-

GÜNLERLE GİDEN – Oruç Aruoba

ORUÇ AROBA GÜNLERLE GİDEN

Yok artık bulabileceğin sessizlik
Derinliklerinden çıkan kırık ay
Kuruyan çiçeklerindeki eziklik
Hep yitik zamanlardan yankılar.

O yalnız çamın çevresi kuşatıldı
Yanında toprak yığını, önü duvar
Beyaz kelebeklere yazılar yazıldı
Artık ne kar, ne ateşböcekleri var.

Şimdi dışarı çıksam, yeniden işitebilir miyim
Aldırmaz seslerini, o neşe dolu şarkılarını
Eskilerden taşınmış coşkuya dayanabilir miyim
Tutabilir miyim geçmiş günlerin yankılarını?

Oruç Aruoba
-sayıklamalar-

Görsel: ©Orhan Güler ..Denizli – Sarayköy..

Dördüncü Dakika – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA DÖRDÜNCÜ DAKİKA

Portakal rengi yapraklar yayılıyor
Kıpırtılı sulara serin dalgalarla
Kocaman doğa yavaş yavaş ayılıyor
Soğukları dağıtan ılık uyarılarla

Kimbilir ne zamandır hazırlanıyor
Işıltılı yazgımız hep hızlanıyor
Birlikte yürüyeceğimiz o uzun yol
Tükenmez bir coşkuyla yazılıyor

Bu ne güçlü ışık ki hep balkıyor
Ne gidilmiş onca uzak yer ayırıyor
Ne koparıyor onca boş geçen yıl
Bizi galiba bir melek kayırıyor

Sen, orada, nasıl neşeler yaşıyor
Olsan, ben, ne denli kararıyor
Olsam, burada, o sessiz kandil
Dinmeyen aydınlığıyla yanıp duruyor.

Oruç Aruoba
-sayıklamalar-

SAYIKLAMALAR – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN SAYIKLAMALAR

Otuz Yıl Savaşları, Büyük Veba Salgını
netameli bir sınava çalışırken
defterin bir ucuna yazmış olmalıyım
bu dokunaklı konu başlıklarını.
Bunu izleyen sayfalarda aristokrasinin
şehir meclislerine orta sınıfın girmesine
lütfen mi, metazori nedense izin vermesi
-hoca burayı açık seçik anlatmamış olmalı.-
O yıllar tarihçi olmayı düşlemiştim,
ama bir türlü öğrenemedim
Arapçayla Farçayı,
bir de çok elzem olan Venedik İtalyancasını:
bu yüzden yıllarca bir başka çadırında çalıştım
Akademik sirklerin sıradan cambazlarıyla.

Kaldırıma çıkarılan bir mermer kahve masasında
kendimle sonu gelmez bir nehir söyleşi yapıyorum
şimdi:
okuduğum bütün o akil insanlar, kanaat önderleri,
onların o alçak gönüllü övünmelerinden esinlenerek,
büyük bir titizlikle gereken dipnotları ve kaynakça
açıklamalarıyla.

Az sonra anlıyorum bu işin bana göre olmadığını,
hiçbir şey olması gerektiği gibi değil çünkü,
bir sahafa uğrayıp sessizce Melling’in gravürlerinde
önce Boğaz’ın yalılarını seyrediyorum hayranlıkla
oradan geçmişin İçerenköyü’ne yöneliyorum
kulağımda o eski baharların bülbül sesleri.

Cevat Çapan
-Sözcükler D.69/Eylül-Ekim 2017-

 (c) MELLING, Antoine Ignace..