SANRI – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN SANRI Özcan Özcan Boyut

Ben kendimi dağ sanırdım Hacer
Enginimde Konya ovası, Çukurova, Harran
Eskiden benim de bir yurdum vardı
Yağmura direnen limon çiçeklerine benzer
Ben kendimi sarhoşken tanırdım
İnce belli bardaklarda anason kokusu
Kuşların bile kıskandığı piknikler
Karıncaezmez gençliğim yaşlılığı abarttı
Kalp kırıklığı, güz esintisi, kanser
Gün gün damlayan zaman – o da su
Ama şöyle bir gürül gürül akmadı
Ben kendimi ırmak sanırdım Hacer

Eli öpülesi nineler tabutları öpüyor
Toprak delik deşik çocuk ölülerinden
Ay’a ve yıldızlara bakmaya duyduğum utanç
Kanın buğusunu iyi bilirsin sen
Gözyaşlarının buz kestiği o son noktayı
Hayatın kavşağında bizi hep mi acı bekliyor

Ben kendimi deniz sanırdım Hacer
Kayalıkları kanırtarak savuran
Şimdi oturup düşünüyorum neyi, kimi
Masamın üstünde bir bardak çay – çay kan
Denize bakıyorum, donuk bir yağ gibi bakıyorum
Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri
Giderayak asker yolu bekliyorum

Ben kendimi ‘Türkiye’ sanırdım Hacer…

Ahmet Erhan
-Sözcükler D. Mayıs – Haziran 2008-

Görsel :Özcan Özcan Boyut

SANRI – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN SANRI

Sevgilim kuşlara bakacak düşmekten korkmasa
Doğulu bir rüzgârı esecek etimde, sonsuz
Bense bir ağaçtan çıkıp geleceğim böyle yeşil
Böyle baştan aşağı yeşil
Baştan aşağı kin ve kuşku

Sevgilim anımsa diyecek
Ellerimi, zor ve ağır ellerimi
Esrik bir yaprak olacak titrerken
Titrerken duyacağım çıplaklığın sesini
Duyacağım ve yarılacak tohumun sancısı

Sevgilim kirli bir dua gibi yağacak üstüme
Öylece yağacak hazır dağılmaya, yok oluşa
Toprağın gizi bizi içine alacak
Geride hep bir ıslaklık

Bir martı usulca düşecek
Göğün dalından

Gonca Özmen
-belki sessiz-