Ayak Sesleri – Sait Maden

84237244_2951700618173380_2172979965438459904_o

Yalnızlığı bir doymaz köpek benzeri
her gün yüreğiyle besleyip hititten beri,

yalnızlığı bizanstan beri, islâmdan beri
gezdiren ardısıra hep böyle bir kemik bir deri

ve bir kemik bir deri
yüzünde paslanarak söz kilitleri,

yüzünde paslanarak sabrın ağır kilitleri
tutmağa çalışan devrilecek son kirişleri,

o yaklaşan yıkılışın dev kirişleri
sallanırken ileri geri,

tavan çatırtılarla sallanırken ileri geri
ağır bir zift gibi süzülüp gece yarıklardan içeri,

derin yarıklardan içeri
yoğun bir zift denizi dalga dalga örtünce yeri

ve sarmak üzereyken tutunduğu son yeri
duyduğunu sanan ta derinden ayak sesleri,

ayak sesleri
ki ne geldikleri var ne gelecekleri.

Sait Maden
-Yunus’un Ekmeği-

ACI YOL – Sait Maden

ACI YOL - Sait Maden

Sizinle yalnayak yürüdüm sonuna değin,
kimbilir kimlerin
kimlerin yolumuza serpip durduğu
cam kırıkları üstünde ve keskin taşlar üstünde;
sizinle sizinle yalnayak
ve sizinle sonuna değin…

Ve yalnayak taşıdım bütün yükünü sizinle
acının,
doğurgan acının hep
kor kesilmiş odun yığınları üstünde sessiz,
sizinle sizinle yalnayak
ve birlikte yanarak her şeyinizle.

Birer diken bıraktı gözbebeklerinizde her umut,
atılan her adım ileri,
atılan her adımla yarıldı yer, uzadı yol
ve dolandı, dolandı böyle
ayaklarınıza
düşkırıklığının zor zincirleri.

Doğduğunuz günden beri
bilmeseniz de
yüzünüzün tek tek düşüyordu kiremitleri
ve yaşam duvarı bir yükselir bir alçalırken
uzak tutmaya çalıştım çırçıplak varlığınızı
çırçıplak güneşlerden.

Yürüdüm sizinle sonuna değin;
ikide bir ufukta çakan
felâketleri
yanık parmaklarımla bastıra bastıra
yürüdüm sizinle, sevdiklerinizle
yok olana değin, yalnayak.

Kentlerin, yaşamların bittiği
ıssız bir alanda, üst üste
yığılmış atıklar, acılar, anılar arasında boş
bir kundura gibi yüreğim,
atılmış bir kundura gibi çöplüğe
gene giymenizi bekliyor.

Sait Maden
-Bütün Şiirleri 3/Hiçlemeler-

ONLAR – Sait Maden

SAİT MADEN ONLAR

Onlar onlar ışıyıp gecemizde ay kadınları,
ay kadınları,
onlar aşka örs alınları…

Onlar gecemizde ay kadınları,
ay kadınları,
ey sevinç testileri, ey ışığın en yalınları!

Onlar gecemizde ay kadınları,
ay kadınları,
Sedef kutularda kitlendi hep yarınları.

Onlar ay kadınları,
ay kadınları,
öfkemizin ifritine gebeyken saf karınları.

Ay kadınları,
ay kadınları,
oldular âh ölümün, zor demirin sırça kınları!

Sait Maden
-Yunus’un Ekmeği/
Bütün Şiirler 3-

©Canan Berber ..

YÜK – Sait Maden

YÜK - Sait Maden

Her yiteni giyindim her solanı her eksileni
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni uluşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.

Sait Maden
-Gececiller/Bütün
Şiirler 1-

Ne Kalabilir Senden – Sait Maden

Ne Kalabilir Senden - Sait Maden

Ne kalabilir senden, yüzünün çizgileri mi
kurumuş bir yaprağın okunmaz çizgilerinde;
ne kalabilir senden, sesin mi, bir bilinmedik
ırmaktaki sazlar arasından yükselen, kuytu
kurbağa sesinde; suyun gelip gelip döğdüğü
ıssız bir kıyıdaki yosunlar, çakıltaşları
ne saklayabilir gölgenden senin; her saniye
milyonlarca doğuşun, ölümün, yenilenişin
arasında var mı yer sana, gök mü umursadı
yer mi seni şimdiye dek; eline geçirdiğin
bütün uçlar, görünmez iplerin bütün uçları
seni çıkarmadıysa bir yerlere, dönüp dönüp
sende düğümleniyorsa hepsi ne bu çırpınma,
çektiğin gibi üstüne gecenin yorganını
saklan olup bitecek her şeyden sonsuza değin,
gör, düş mü girer koynuna artık yıldız mı girer,
hayvansı bir uykuyla dal gitsin, ne var kalacak
senden bu ıpıssız çölde, rüzgâr dakikada bir
yeni haritalar çizdikçe şu uçsuz bucaksız
kum yığınlarına, söyle, ne var kalacak senden
belleğinde kuşun ağacın suyun, kör bir sfenks
umursamazlığıyla kendi iç uzayına dalmış
zamanın çevresinde eserken milyonlarca toz,
toz benzeri bütün geçmişler, bütün gelecekler?..

Sait Maden
-Gececiller-

Gök Düğünü – Sait Maden

Gök Düğünü - Sait Maden

Öyle bir çıldırdı ki nisan penceremizde
iniltiler, çığlıklar koptu sabaha değin
tutuşmuş bedenlerin kıvrandığı denizde
ve savruldu gülleri bir uzayan gerdeğin.

Bütün gece bir ipek hışırtısı her yandan
ve kıyıda çatlayan kalça, göğüs, boyun,saç…
Yükseldi gök sütüyle dolup taşan alandan
meyveleri tan tadı ve ten rengi bir ağaç.

Gün ağarınca yeşil dudaklarla sarıldık,
kuş cıvıltılarından örülmüş duvaklarla.
Ve çocuk yüzlerine benzeyen iyi, ılık
bin güneşle donandı çevremizde göktarla.

Sait Maden
-Yol Yazıları-