ANKA – Sait Maden

SAİT MADEN ANKA

Acın senin bir güvercindi.
Avucundu yuvası hep. Sevecen, iyi
avucun ki bir sıcak ninni
ya da ipeğimsi bir öpüş gibi
okşardı inceden inceye ak tüylerini.
Acın senin bir güvercindi.
Kimi bir düş kıvılcımı yaksa tenini,
anı gelinciklerine sürünsen kimi
titrerdin korkudan, ya şimdi
incitirsem diye, örselersem bir yerini.
Acın senin bir güvercindi.
Ve o günler ne güzeldi ki
çıkarır da sevinçle sen yüreğini
tadından yarılmış bir incir gibi
sunardın incecik ağzına, buydu besini.

Acın senin bir güvercindi;
oydu bilincin artık. Bir an geldi ki
tüyün tene, cırnağın cana değdiği
yerde bir kıprtı, bir ürperme, bir gizli
biçimleniş ve derken, iri,
karanlık, delice bir göz belirdi.
Acın senin bir güvercindi.
Sorarım hep: düşünmedin mi
güç bir anka büyüttüğünü? Sinsi
bir ses güldü yukarda. Artık be belli ki
ne güvercin izi vardı ne yürek izi,
sense bırakmıştın kendini
aç ağzına onun yeni bir
ufacık bir güvercin gibi.

Şimdi rüzgâr savuruyor son tüylerini.

Sait Maden

Sait Maden; (3 Mayıs 1931 – 19 Haziran 2013) Anısına saygıyla…

SAİT MADEN ORMANDA I

ORMANDA – Sait Maden

I

Birdenbire duydum ilkyazı
yanağımda kaçamak bir öpüş gibi;
insan ayağının bilmediği bir kuytu
loş ormanda yağmurun okşamasıyla,
yelin ninnisiyle büyümüş
körpe tenli ilkyazı;
kışın kaba kalın kürkünü
incecik bir dikenin deldiği yerden
fışkıran gülüşü
bu nisan öğlesinde
sessizce.

Birdenbire sezdim o burcu-
burcu kokan varlığını
ve göz göze geldik bir an
yavru bir gelinkuşu
gibi evecen
işkilli
kaçmak üzereyken ardına akkavakların
saydam uzun etekleriyle
ve parlarken ikide bir
ayak bilekleri loş yeşillikte
sedef beyazı.

Üzerinde boz fidanların,
yosun yüklü kabuklarda alı al
yandı söndü
düşürdüğü utançgelincikleri
yanaklarından;
ışıldadı gölgeliklerde
saçının bir teli
ve sezilmez bir ıtır,
bir çiçektozu bulutu
dalgalandı havada yer yer
esritici bir tütsü gibi.

Ağaç diplerinde
sessizlik
bir sürü tavşan halinde
gözetliyordu bizi
ufacık
ürkek
beyaz
ve göz kapakları yumuk bir nice
mavi tomurcuğun uykusu
yüzüyordu mırıltılarla
ormanın mor derinliğinde.

Çılgın uzuyordu filizler,
fışkınlar yarıyordu boşluğu
onun kokusuna doğru her atılışta,
ürpertili yapracıklar, körpe kirpikler,
pırnal salkımları,
su petekleri
akıyordu bir düş seliyle
onun adımlarına doğru,
deliyordu kökler sert toprağı yavaşça
ve sivrice kılıçlar olup
onun ayak bastığı yerden.

Neydi hep o duyulur gibi
duyulmaz gibi ses derinlerden
ta
derinlerden
kaval mı çalıyordu görülmez biri
ararlarken göz göz büyüyüp
yarılan çenetler, uç veren saplar,
kuru çotuklardan fırlamış binlerce sürgün,
sarmaşan dikensiler sımsıkı,
özsu keseleri, gergin ülgerler
ses gelen yeri?

Birdenbire sezdim önümde
geçen ışıltıyı,
parlayan yüzü,
göz göze geldik bir an
büyülenmiş tutulmuş gibi
ve kalakaldık
olduğumuz yerde bitkin
gözetlerken bizi
ufacık ürkek beyaz
bir sürü tavşan halinde
ağaç diplerindeki sessizlik.

Ve yumuşak yaygısında çamiğnelerinin
öldük
usulca kapanan bir düğünçiçeği gibi
el ele, yanak yanağa
aranırken üstümüzde gizli parmaklar
durmuş yüreklerimizi
ve rüzgârda saçımız bir çözülür bir bağlanırken
birbirine gün boyu
kaldı belki silik bir anı
ya da bir ot kokusu belli belirsiz
yaşamımızdan.

Sait Maden
-Yol Yazıları-

 

 

Sait Maden; (1931 – 19 Haziran 2013) Anısına saygıyla…

SAİT MADEN  BİRLİK  19 HAZİRAN KAYBETTİK

 

BİRLİK – Sait Maden

Ey öldüren soluğunla al dirilt bizi,
ey soluğun kıl bizi, ey ağzın tut bizi,
bize kat bizi.

Ey yeşert bu yoz dikeni ıssız çölünde,
yanınsıra boy sürerken ey sarart bizi,
soy çürüt bizi.

Arıt bizi kirlerinden usun, bilginin,
kıl kendine ey gizemli nice yurt bizi,
karart, ört bizi.

Mermerini ruhumuzun oy bu topraktan,
yont bizi, acımaz tapınmana put bizi,
kır, dağıt bizi.

Ey bizimle gör kendini şol birlik içre
paramparça sencileyin ve seyret bizi
bin sûret bizi.

Süregelen gecemizde ey seninle bir
al yeniden yarat bizi, son umut bizi,
sil, unut bizi.

Sait Maden
1998
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Sait Maden – Ahmet Ada

AHMET ADA  AİT MADEN

denizin uyandığını gördüm bir kıyıdan
toprakta nisan kokusu
denizin inceliklerine imrenen kuşlarla
konuştum akkavak hışırtısını

ağaç diplerinden yürüdüm denize doğru
balıkçılar çoktan açılmış enginlere
güneş sarkıtıyor oltasını içime
yol boyu rüzgâr hafif kendine

yenilendim uzun boşlukları geçince
kuşları sevdim denize yazdım ölümsüzlüğü
sarsıldım her ölüme

yolum uzun bakınca bir kıyıdan
tıkır tıkır işleyen ağacın serabıydım
ışığı gördüm suya dokundum
rüzgârın fırıldağıydım bu dünyada

Ahmet Ada
Sözcükler D. 46/Kasım Aralık 2013

Yollardan – Sait Maden

SAİT MADEN  YOLLARDAN

Seninle düşüp yollara,
dağ yolu, deniz yolu, çöl yolu,
seninle yollara;
uzunu kısası,
yokuşu düzü demeden
seninle yollara;
nedir benim aradığım
nedir senin aradığın bilmeyip
düşüp yollara,
aşıp yolları,
az gide uz gide
yaz gide güz gide yollarda,
kalan ne mi diyorsun
elimizde şimdi
bütün o yollardan?

İşte:
ak üstüne mor benekli  şu çakıltaşı
yüreğimin biçiminde.

Sait Maden

Yaprak – Sait Maden

SAİT MADEN YAPRAK
Rüzgâr kapıları zorluyor. Kudurmuş mandalar gibi
geçiyor üstümüzden kaç gündür
ağır bulutlar
çiğneyip çatıları, çitleri bir bir.
Beşik gibi sallanıyor köy
kaç gündür
kapkara boynuzları üstünde denizin,
tepelere çepçevre tos  vuran denizin.

Ve gözümüz ufak bahçede
dev çınarın direnen son yaprağında kaç gündür.

Sait Maden
-Yol Yazıları-

Dulda – Sait Maden

0000000000
Çok yaşlı bir ninenin suratı gibi
buruş buruş gövdesiyle zeytin ağacı
çömeldiği yerden süzüyor bizi.

Güneş ışınlarıyla yer yer delinmiş
loş yeşillikte
ak sürüler otlatıyor sessizlik,

arasıra hafif bir esinti
bir daldan öbür dala sıçrayıp
dolanırken çevremizi.

Bir sakalar, ötleğenler geçiti…
İbibikler, serçeler inip kalkıyor
üzerine koca zeytinin.

Bilinmezin ruhu mu, damla damla erimiş
özü mü güneşin çiyde yaprakta,
onun yüreği mi yayan bu titreşimi?

Dağların küf yeşili, göğün yosun yeşili,
yanımızda akan su
ve günbitiminin gitgide mor yeşili…

Yol yorgunu, güneş esriği
dinleniyoruz
gölgesinde akşam sesleriyle çevrili.

Sait Maden