DÜŞLERİ ISSIZ – Engin Turgut

ENGİN TURGUT DÜŞLERİ ISSIZ Deng Donglin 4

Gecenin teni
okunmuyor,
hatıralar üzgün.

Üşüyen
bir
şarkının
kalbinden
koşuyorum.

İçimde hep
bir gurbet
yorgunluğu.

Vicdan incinmiş,
hakikat ağır yaralı
Ve her veda ne
kadar da koyu
bir hazan.

Ne zaman ağlar yunus balıkları
Anneler çocuklarını terk ettiği zaman
Ne zaman canı yanar Allah’ın
İnsanın çocukluğu öldüğü zaman…

Engin Turgut
-Rengârengin-

©Deng Donglin

ENGİN YAZ, BİR HOŞLUK BIRAK… – Engin Turgut

ENGİN TURGUT ENGİN YAZ BİR HOŞLUK BIRAK

“Biz sarhoş olduğumuzda üzüm henüz yaratılmamıştı.”

Geçtiğimiz kış hatırına, şu ‘zalim nisan’ aşkına, ‘kuğu fırtınası’, kalplerimizi uçursa da, zaten içimizdeki nice taze yapraklarımız öldüydü, bu yıl evham kötü bastırdı, her kelimeden nem kapıyorum. Ben böyle değildim eskiden, harf toplardım başkalarının düşürdüğü cümlelerden. Şimdilerde havada bir aşk kasırgası, hüzün ve vefasızlık yer yer devam ediyor, yağmur yağıyor ve benim gibi ahmakları fena ıslatıyor, bundan böyle can yeleksiz çıkmam sokaklara. Artık şiir yazmayacağım, şiir bana koyu bir şekilde koyuyor ve kendimi çoktan eski bir şiirin kuyusuna attım ve şiirlerimin o derin kuyusuna düştüm. Ben ki ruhuna kadar küle batmış bir veda şairiyim. Biraz kederli, biraz budala, biraz da serseri, romantik kelimelerin lunaparkıyım. İnsanların gözlerine bakarak konuşmayı, yüksek sesle sevmeyi severim, iki gözüm, sizinle göz göze gezmeyi çok isterim, hem göz, insanı kendisiyle de yüzleştirir, bunu iyi bilirim. Ben sadece aşka iman ettim, kardeşlikte deva, arkadaşlıkta şifa buldum. Ben bir deniz kuşuyla yarenlik etmek isteyen bir sandaldım, ne yazık ki, üzerimden okyanus geçti. Durdurun ve susturun bu mecazi ve marazi aşkı, bu şiirden kaçacak kadar ıslandım ve incindim ve bu şiirde kaçak var. Kısa devre yapıyor kalbim. Artık her şeyi söylemeli ve yoluma devam etmeliyim.

Sevgili sevgilim, ben en çok senin yokluğunu sevdim.

Engin Turgut
-Rengârengin-

KAPI, EV VE MARTI – Engin Turgut

ENGİN TURGUT KAPI EV VE MARTI
 
O kapı benim gönül kapımdır. Girilmesi zor, çıkılması çok kolaydır. O kapı çiçekle çalınır, çiçeklerle, şiirlerle, aşkla açılır. “Kalp kemiğe benzemiyor, kırıldı mı kolay kaynamıyor ” demiş birisi. Evin kapısı kalbimizdir, evlerin odaları düşünlerimiz, evin balkonu ruhumuzdur. İnsan bir evdir, üzdürülmeye gelmiyor. Benim evim kağıttan, buruşturulup bir kenara atılmayı sevmiyor. Ben ahşap bir adamım bir alevle tutuşur yanarım. Kendimi çaksam gök, bir daha yansam aynayım artık! “İnsan kalbinin içindedir” demişti şairim Turgut Uyar. İncindiğim ve kanadığım için kapım kırmızıdır. Bu kapı herkese açılmıyor, sevmesini özlemesini bilmeyene kapalıdır. Ahşap bir adamım, beni ağaçtan yapmışlar. Benim incecik, dal gibi bir kalbim var, üzerseniz çıt diye kırılırım. Susarak anlaşmanın da tarçın kokan bir tadı var. Sessizliğim konuşkan, kederim mahcup, göğüm kapalı, kuşlarım uçmuyor, bahçem su ister, gönlüm gül sayıklar, gözlerimden güz yağar. Sevsem beyhuda, sevmesem şuramdan lirik bir yara akar. Güzel gözlü, martı çocuğum, hadi tut kalbimin elinden, beni içindeki denizlere çıkar.
 
EnginTurgut
-Rengârengin-

HÜZÜNLÜ AKIŞ – Engin Turgut

ENGİN TURGUT HÜZÜNLÜ AKIŞ

Gözlerindeki şehirde
Bir sokak kaç ağaç eder
Kalbinde semazenler döner
Ruhundan şiirler akar
Seni okurken çoğalır zaman
Bakışlarındaki hüzünlü akış
Kalbimizde duru bir su olur
Dünyanın önce vicdanını aldılar
Sonra kafesinden söktüler kalbini
Dünya ağır yaralıydı ve öldü
Şimdi siyah bir tabuttan
Başka neyiz ki?

Gözlerindeki şehirde
bir gönül kaç derviş eder?

Engin Turgut
-Rengârengin-

© Canan Berber

FESLEĞEN – Engin Turgut

ENGİN TURGUT FESLEĞEN

Ballı kadın çiçeği olmalısın sende şiir çoktur,
Akdeniz tadın var senin, yaz seni terk etmez,
gece yarısı şarkıların dudaklarında, gönlü ziyade
hayatlardan geçmişsin, dağlardan, nehirlerden
akmışsın, nice yalnızlıklardan uykusuz gelmişsin,
sarışın, göçebe bir hançeri ne zaman çıkarttın
göğsünden, sendeki başkalık ve rüya devrilmesin,
sende yaşayan ne varsa, bana aşkla gelsin isterim.

Sen istiyorum
Fesleğen yanını…

Engin Turgut
-Rengârengin-

BAHÇEDEKİ RÜYA – Engin Turgut

ENGİN TURGUT BAHÇEDEKİ RÜYA

Farzet ki ben senin kuğu kuşunum
Rüyalarım kabuk bağladı
Seni beklemekten.

Allah biliyor ya; kendimden başka
bir incelik kullanmıyorum
Seni özlemekten.

Tenimin içinde taşıdığım sokak
Ruhuma doğru indiğim bahçe
Çıkamıyorum içimden
Tutar mısın ellerimden.

Onarılmaz beyazsın, hiç kullanılmamış
Hiç doyamadığım kedicil rüyalarımsın
Fal bakıyorum yüzünün esmer
Gurbetinden.

Biricik, hakikatli insan kokumsun
Nefessiz bırakıyorsun nefesimi
Ağzından gün güneş yıldızlar damlıyor
Git git bitmiyorsun
Deliriyorum hasretinden…

Engin Turgut
-Rengârengin-