DİNLEME BAŞINI! – Can Yücel

DÜNLEME BAŞINI 12 AĞUSTOS 18 guliz_berkyer_Eski_Datca

Karşı masadan çağırdılar, buyrun dediler
Keyfim yok dedim bağışlayın, başımı dinleyeceğim biraz
Sen misin diyen, bir curcunadır koptu
Ne kalabalık, ne kalabalıkmış yarab başım!
Bunca ayıp, bunca kayıp, bunca ölüm!

Attım kendimi dışarı, karıştım Şarlo’nun yalnızlığına
Uçuyorum şimdi Barbaros Bulvarı’ndan aşağı
Üstümde insanlar, ne güzel, ve ayaklarımın altında deniz!

Sana da söylüyorum hep, Teo,
Başını dinleyeceğine, al başını git uçmağa!

Can Yücel
-Rengâhenk-

Görsel: Güliz Berkyer..Eski Datça..

Can Yücel, (21 Ağustos 1926 – 12 Ağustos 1999) Anısına saygı ve özlemle..

Yaprak Dökümü

Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar.

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgâr
Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabî eşkiyalar

Onlar da olmasalar benim gayrı kimim var?

Can Yücel
-Rengâhenk-

Can Yücel, (21 Ağustos 1926 – 12 Ağustos 1999) Anısına saygı ve özlemle..

12 AĞUSTOS 16 17 ANMA

BİR KOVA SU DA BENDEN – Can Yücel

Uçuk mavi bir çadırdı sonbahar göğü
Söküldü garibim, rahmetlice döküldü
Ayakları sallanıyor yaylının kıyısından

Giderken ama, giderayak
Zül değil, kardeşim, bir zil, bi zil!

Çingene pembeleriyle yapraklar ağlıyor ardından

Kaptım kovayı ben de, koştum çeşmeye
Görüşürüz diye bi dahaki seneye

Can Yücel
-Rengâhenk-

Gözlerim Doluyor – Can Yücel

CAN YÜCEL GÖZLERİM DOLUYOR

Faytonla gelirken Şafak’a doğru
Şıp dedi çamların içinden
Güneşe mâyil üç parça tekne
Bakmıyorlar küsotları birbirlerine
Gözlerim dalıyor değil
Gözlerim doluyor

Mezarlık ki sıkıştığımda bir insanlık
En terkedilmiş kabri suladım
Bir top ışık başverdi topraktan
Gözlerime doluyor

Çam Limanı’naydı çıkartmamız atlarla
Gazino kapalıymış efkâriyeden
Kumsalda çimen evlad-ı vatanın
Fazla sivil oluşuna içerlediler mi nedir…
Biz de konaklayacak bir ağaç altına bakındık
Sağ ilerde bir çam, çam değil ihvandan bir can
Dalları kök, kökleri dal
Dalıp dalıp çıkıyor derinlerden
Bir yaprak ılıcası sanki
Gözlerim doluyor

Karşıda Eşek Adası, uyuz
Oysa yeşil kısraklardı bu adalar eskiden
Başladılar mıydı dalgalarla öpüşmeye
Ben diyeyim üç, sen de beş tay
Salınırdı baharları deryanın çayırına
Gözlerim doluyor

Şu sanatoryumda kimsesiz ölen Hayalet Oğuz
Çeviri yapıyor hâlâ
İlerinin dünyasından Türkçeye
Perşembe Pazarı’ndan kopup gelmiş çırakların çığrışlarıyla
Su atarlarken birbirlerine
Gözlerim doluyor

Gözlerim doluyor
Ama ağlamıyorum
Çünkü kirpiklerimden inen her yaş
Mermer bir hançer olacak yarın
Marmaraya saplanmış

Sonra, varsın saplansın deyip
İnadına ağlıyorum

Can Yücel
-Rengâhenk-

İstanbul Liseli Gençler Sordu Şiirde Uslûp Nedir Diye? – Can Yücel

CAN YÜCEL  İSTANBUL LİSELİ GENÇLER SORDULAR

Ben de dedim ki bazıları
Ayçiçeği diyorlar günebakana
Bazısı da günebakan diyor ayçiçeğine

Ben günebakanı yeğliyorum
Belki de güne yöneldiğim için yine

Ama siz de bilirsiniz ki
Gün aydındır gece de gece

Ama ne zaman diyeceğiz birbirimize günaydın?

Ben de onu diyordum ya işte
Bak kardeş şimdi uslûp meselesini düşünmeye başladın

Can Yücel
-Rengâhenk-

Yaşasın Cumhuriyet – Can Yücel

Cumhuriyet

Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu’da
Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
“Ben kendimi bildim bileli bu böyledir”
Diyor muhtar:
29 Ekim’de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını…
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
“Yaşasın Cumhuriyet” diye
Bunun üzerine de ekran karardı

Korkarım bu, sade gölköylülerin değil, umumumuzun
Sade küçüklerin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet

Can Yücel
-Rengâhenk-