NAFİLE TUTKU – Rabindranath Tagore

RABİNDRANATH TAGORE NAFİLE TUTKU

Nafile bu gözyaşları.
Bu asi, bu ateşli tutku nafile.
…..
Böylesine yoksulken ben,
ne verebilirim ona karşılığında?
Sonsuz aşk var mı ki içimde,
yaşamın sonsuz gereksinimlerini karşılayan?
Başarabilecek miyim,
tek başıma
yolu bulmayı,
alıp hayat arkadaşımı yanıma,
sonsuz günler ve geceler boyu,
geçerek sayısız dünyaları bir arada tutan
sınırsız gökyüzü içinden
onlarca Samanyolu’nun ve ışık hatlarının
derin aydınlığı ve karanlığından
ve güneşin doğup battığı
aşılmaz dağların üzerinden?
Bu denli ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, kederli, susamış, kör ve yitikken ben,
derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
onu sonsuza dek almayı?

Kimse bize ait değildir.
İnsan, karşısındakinin açlığını gideren
bir yiyecek olamaz.

Bir nilüferdir o,
dünya ve onun efendisi için açan
durmaksızın
ve gizlice.
Günler ve geceler boyu,
sevinçte ve kederde,
varlıkta ve yoklukta,
yaşamda ve ölümde
ve mevsimlerin sayısız döngüsünde,
çiçek açar,
kokusu baş döndürsün,
güzelliği ve tatlılığı görülsün diye.
Kesilmemeli hiçbiri,
arzunun bıçağı ile.

Sevmeliyiz,
ve güçlenmeli aşk içinde,
ama sahiplenmemeliyiz sevdiğimizi:
İnsan arzularının üzerindedir insan ruhu.

Yatıştır geceyi, sussun tüm sesler.
Ateşli tutkunu kaldır at gözyaşları içinde
Ağır adımlarla dön evine.

Rabindranath Tagore
-Seni Seviyorum/Seçilmiş Şiirler-
Çeviri: Gökçen Ezber

Tagore…

 

TAGORE

Ey bilinmeyen, seni bütün varlığınla
Tanıyıp, kavramadan
Nasıl uçup gidebiliyorsun öyle
Kollarımın arasından ?

Gece, tan vaktine yolu açarken,
Uykuyla uyanıklık arasında
Hangi kör andı,
O senin yüzüne göz attığım?

Senin bakışlarınla karşılaştım
Ve sordum:
Kendini-unutuşun hangi köşesinde
Saklanıyorsun? Söyle!

Seni bilmek, seni tanımak
Kolay olmayacak hiç.
Ve benzemiyor, seni aramak,
Tatlı hiçlikleri, yoklukları
Alçak sesle terennüm etmeye.

Senin ürkek, çekingen
Sohbetine erişeceğim,
Seni çekip çıkararak
Zincirlerinden boşalmış bir güçle,
Korku, utanç ve kuşkunun içinden
Saklı, gizli olandan yana
Merhameti olmayan ışığa.

Bir gözyaşı selinde uyanacaksın
Ve biliyor olacaksın birden kendini.
Kırılmış olacak prangaların;
Ve senin özgürlüğünde bulacağım
Ben de kendiminkini.

Ey bilinmeyen!
Bak işte gün bitti: karanlık çöktü,
Kalmadı zaman,
Bırak, ani bir patlama
Zincirlerimizi kırıp atsın kenara!

Bırak, sana ilişkin bilgi
Tutuştursun aklımı, yüreğimi!
Bu ateşe adayacağım
Hayatımı ben,
Bir müminin duası gibi.

Rabindranath Tagore
-Veda Şarkısı-

Çeviri: Cahit Koytak

 

Gitanjali – Rabindranath Tagore

RABINDRANATH TAGORE  LXXXIX

LXXIX

Seni görmek nasip değilse bana hayatta,
O zaman, izin ver, hep aklımda tutayım,
hep hissedeyim
Seni görebilme gücünden yoksun kaldığımı-
Bir an bile unutmayayım, bu yoksunluğun acısını
Düşlerimde de, uyanık saatlerimde de
hep içimde taşıyayım.

Günlerim geçip giderken, çarşı pazar
dağdağasıyla, bu dünyanın,
Ve gün gün kazandıklarımla dolup taşarken
avuçlarım ve kucağım,
İzin ver, kocaman bir hiç olduğunu hissedeyim
bütün kazancımın-
Aklımdan çıkarmayayım hiç,
Düşlerimde de, uyanık saatlerimde de
Hep içimde taşıyayım acısını, boşunalığın.

Yorgun ve acı içinde otururken yol kıyısında,
Tozun toprağın içine serdiğimde çulumu, partalımı
İzin ver, yolculuğun asıl uzun kısmının
önğmde olduğunu hissedeyim hep-
Aklımdan çıkarmayayım hiç;
Düşlerimde de, uyanık saatlerimde de
İçimde taşıyayım bu uzun yol sancısını.

Rabindranath Tagore
Çeviri : Cahit Koytak

GİTANJALİ – Rabindranath Tagore

TAGORE GİTANJALİ XXXIX

XXXIX

Yüreğim susuzluktan yanıp çoraklaştığı zaman,
Merhamet sağanağıyla çık gel bana.

Yaşama sevinci çekilip gittiği zaman,
Bir ezgi seliyle çık gel bana.

Altından kalkılmaz işlerin dağdağası,
Beni her şeyden kopararak,
Yüklendiği zaman her yandan üzerime,
Ey sessizliğin sahibi, efendisi,
Huzur ve sükûnla çık gel bana.

Benim zavallı gönlüm, bir köşeye çekilip
kapanırsa kendi içine,
Kapıları kır, kralım, kapıları kır
Ve bir kral haşmetiyle çık gel bana.

Arzu, aklımın gözlerini, serapla,
Tozla, dumanla kör ettiği zaman,
Sen ey gökçe varlık, sen ey her zaman diri,
Her zaman uyanık olan,
Aklı ışığa boğan ışığınla çık gel,
Uykuya kaçacak köşe aratan
gök gürültülerinle
çık gel bana, çık gel bana.

Rabindranath Tagore
-Gitanjali-

 

Çeviri: Cahit Koytak

Unut Gece Bitince – Rabindranath Tagore

RABINDRANATH TAGORE UNUT GECE BİTİNCE

Hadi son türkünü de söyle
Söyle son türkünü de gidelim
“Gece bitti” de – unut her şeyi
unut bunu da gece bitince.

Ben kimi sarmak isterim öyle kollarımla
Hangi düşler onlar
Tutsak edilmeyen hangi?

İşte o onmaz tutkuda ellerim
Yüreğime boşluğunu bastırıyor
Çürük çarık göğsüm bağrım

Sensiz.

Rabindranath Tagore

Çeviri: Tarık Dursun K.

Gitanjali – Tagore

TAGORE GİTANJALİ

LXXXIV

Evrenin her yanına yayılmış ayrılık acısı, bu;
Ve dibi olmayan gökte sayısız biçimde
kendini gösteriyor.

Bütün gece sessizlik içinde yıldızdan yıldıza
olup biteni kolaçan eden
Ve Temmuzun yağmurlu karanlığında,
Hışırdayan yapraklar arasında duygu yüklü
şiire dönüşen de ayrılık acısı yine.

İnsanın olduğu her yerde, aşkların, arzuların,
elemlerin ve sevinçlerin içine derinlemesine
işleyen
ve yüzeyde yayılıp giden de ayrılık acısı yine.

Ve yine bu acıdır, her zaman, şair yüreğimde
Şarkılara karışıp kaynaşan, şarkılarla akıp giden.

Tagore

Çeviri: Cahit Koytak

Benim Şarkım – Rabindranath Tagore

TAGORE BENİM ŞARKIM

Benim bu şarkım, ezgisiyle,
sevginin güçlü kolları gibi
senin etrafını
sarıp sarmalayacak.

Benim bu şarkım
bir kutsama öpücüğü gibi
dokunacak senin alnına.

Yalnız olduğun anlarda
gelip yanında oturacak
ve kulağına fısıldayacak;
kalabalığın içinde olduğun anlarda
çevreni uzaklıkla kuşatacak.

Şarkım, senin düşlerin için
bir çift kanat olacak
ve yüreğini yüklenip
bilinmeyenin dudağına götürecek.

Karanlık gece
çöktüğünde yolunun üzerine,
vefakâr bir yıldız gibi gezinecek
başının üstünde.

Şarkım
senin gözbebeklerinin içinde oturacak
ve senin bakışlarını
nesnelerin ta yüreğine taşıyacak.

Ve senin sesin
ölümün sessizliğine gömüldüğünde,
benim şarkım
senin yaşayan yüreğinde çınlayacak.

Rabindranath Tagore
-Ayın Bilinmeyen Çocukluğu-

Çeviri: Cahit Koytak