GİTANJALİ – Rabindranath Tagore

TAGORE GİTANJALİ XXXIX

XXXIX

Yüreğim susuzluktan yanıp çoraklaştığı zaman,
Merhamet sağanağıyla çık gel bana.

Yaşama sevinci çekilip gittiği zaman,
Bir ezgi seliyle çık gel bana.

Altından kalkılmaz işlerin dağdağası,
Beni her şeyden kopararak,
Yüklendiği zaman her yandan üzerime,
Ey sessizliğin sahibi, efendisi,
Huzur ve sükûnla çık gel bana.

Benim zavallı gönlüm, bir köşeye çekilip
kapanırsa kendi içine,
Kapıları kır, kralım, kapıları kır
Ve bir kral haşmetiyle çık gel bana.

Arzu, aklımın gözlerini, serapla,
Tozla, dumanla kör ettiği zaman,
Sen ey gökçe varlık, sen ey her zaman diri,
Her zaman uyanık olan,
Aklı ışığa boğan ışığınla çık gel,
Uykuya kaçacak köşe aratan
gök gürültülerinle
çık gel bana, çık gel bana.

Rabindranath Tagore
-Gitanjali-

 

Çeviri: Cahit Koytak

Unut Gece Bitince – Rabindranath Tagore

RABINDRANATH TAGORE UNUT GECE BİTİNCE

Hadi son türkünü de söyle
Söyle son türkünü de gidelim
“Gece bitti” de – unut her şeyi
unut bunu da gece bitince.

Ben kimi sarmak isterim öyle kollarımla
Hangi düşler onlar
Tutsak edilmeyen hangi?

İşte o onmaz tutkuda ellerim
Yüreğime boşluğunu bastırıyor
Çürük çarık göğsüm bağrım

Sensiz.

Rabindranath Tagore

Çeviri: Tarık Dursun K.

Gitanjali – Tagore

TAGORE GİTANJALİ

LXXXIV

Evrenin her yanına yayılmış ayrılık acısı, bu;
Ve dibi olmayan gökte sayısız biçimde
kendini gösteriyor.

Bütün gece sessizlik içinde yıldızdan yıldıza
olup biteni kolaçan eden
Ve Temmuzun yağmurlu karanlığında,
Hışırdayan yapraklar arasında duygu yüklü
şiire dönüşen de ayrılık acısı yine.

İnsanın olduğu her yerde, aşkların, arzuların,
elemlerin ve sevinçlerin içine derinlemesine
işleyen
ve yüzeyde yayılıp giden de ayrılık acısı yine.

Ve yine bu acıdır, her zaman, şair yüreğimde
Şarkılara karışıp kaynaşan, şarkılarla akıp giden.

Tagore

Çeviri: Cahit Koytak

Benim Şarkım – Rabindranath Tagore

TAGORE BENİM ŞARKIM

Benim bu şarkım, ezgisiyle,
sevginin güçlü kolları gibi
senin etrafını
sarıp sarmalayacak.

Benim bu şarkım
bir kutsama öpücüğü gibi
dokunacak senin alnına.

Yalnız olduğun anlarda
gelip yanında oturacak
ve kulağına fısıldayacak;
kalabalığın içinde olduğun anlarda
çevreni uzaklıkla kuşatacak.

Şarkım, senin düşlerin için
bir çift kanat olacak
ve yüreğini yüklenip
bilinmeyenin dudağına götürecek.

Karanlık gece
çöktüğünde yolunun üzerine,
vefakâr bir yıldız gibi gezinecek
başının üstünde.

Şarkım
senin gözbebeklerinin içinde oturacak
ve senin bakışlarını
nesnelerin ta yüreğine taşıyacak.

Ve senin sesin
ölümün sessizliğine gömüldüğünde,
benim şarkım
senin yaşayan yüreğinde çınlayacak.

Rabindranath Tagore
-Ayın Bilinmeyen Çocukluğu-

Çeviri: Cahit Koytak

Armağan – Rabindranath Tagore

TAGORE ARMAĞAN

Birşey vermek istiyorum sana, çocuğum;
sürükleniyoruz çünkü
kader ırmağının sularıyla.

Hayatlarımız koparılıp
ayrılacak birbirinden
ve birbirimize duyduğumuz sevgi
unutulacak.

Fakat, senin kalbini
armağanlarımla satın alabileceğimi
düşünecek kadar
aptal değilim.

Gençsin,
daha başındasın hikayenin;
yürünecek
uzun bir yol var önünde.

Sana verdiğimiz sevgiyi
bir dikişte içiyorsun
ve dönüp uzaklaşıyorsun bizden.

Senin kendi oyunun
ve oyun arkadaşların var.
Bizim için bir şeyler yapmaya,
bizi düşünmeye
ayıracak vaktinin olmaması
üzmesin seni!

Doğrusu,
geçen günlerin hesabını çıkarıp,
elimizden
ebediyen uçurduğumuz
şeylerin hatırasını
gönlümüzde aziz tutmak için
bizim de eskiden
yeterince boş vaktimiz vardı.

Ah, işte,
önündeki engelleri aşarak,
çağıl çağıl akıyor
hayat ırmağı.
Fakat dağlar yerlerinde duruyor,
ırmak, yola çıktığı yeri
aklında tutuyor
ve sevgiyle anıyor onu.

Rabindranath Tagore
-Ayın Bitmeyen Çocukluğu-

Çeviri: Cahit Koytak

 

Gitanjali XL – Tagore

TAGORE GİTANJALİ XL

XL

Yağmur günlerce, günlerce uzak tuttu kendini,
Benim susuzluktan yanan yüreğimden, ey Tanrım.

Ufuk çırılçıplak – ne, en incesinden, en hafifinden
bir bulut örtüsü var havada,
Ne en uzağından, en zayıfından serin bir
sağanak umudu…

Ölüm tehdidiyle kararmış, öfkeden kudurmuş
fırtınalarını gönder, istersen,
Ve ışıktan kamçılarınla kamçıla göğü bir uçtan
öteki uca.

Ne yaparsan yap, Tanrım, ne yaparsan yap,
Yeter ki, geri çağır bu sessiz, içe işleyen,
Bu kıpırtısız, keskin, kurnaz ve zalim,
Bu yüreği kupkuru bir umutsuzlukla
yakan sıcağı.

İzin ver rahmet bulutları, babanın gazap gününe
Annenin gözyaşlarıyla parıldayan bakışları gibi
insinler yukarılardan aşağı.

Tagore

Çeviri: Cahit Koytak

Gitanjali – Tagore

GİTANJALİ XXIV TAGORE

XXIV
Gün bittiyse eğer, artık şakımıyorsa kuşlar,
Ve yorgun düştüyse rüzgâr,
Karanlığın kalın örtüsünü çek benim üzerime
Tıpkı uykunun, yorganıyla yeryüzünü örttüğün gibi
Ve alacakaranlıkta boynunu büken nilüfer çiçeklerinin
taçyapraklarını okşayarak kapattığın gibi.

Yolculuk bitmeden, azık torbası boşalan,
Üstü başı toza toprağa bulanan, yırtılıp giden,
Yürümeye mecali kalmamış yolcuyu
yoksulluktan kurtar,
Utandıran eksiklikleri, güçsüzlükleri
uzak tut ondan,
Ve senin yüce gönüllü gecenin bağrındaki
bir çiçeğin sabahı gibi
Soluğunla yenile, ışığınla aydınlat onun da hayatını.

Tagore

Çeviri:  Cahit Koytak