Eleji – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL ELEJİ

Çiçek açıyor ağaçlar
bülbül sesleriyle yıkanan gecede

Bir sessizlik sessizce
karıştırıyor diplerini ağaçların,
gece fenerleri titriyor
rüzgârda uçuşan yaprak
nasıl titrerse,
sigaramın dumanı halka halka
kalemimin gölgesi
ellerim
ve sessizce atıyor kalbim

ve mehtap
ve dere
ve yıkanan gölge
ağaçların mutlu çocuğu,
bir akşamüstü
odamda
senin için ağladım
kutup yıldızı

Bir bulut geçiyor
esen rüzgâr
kadar hafif
akan derede bir hüzün,
gözyaşları belki gecenin
ağaç dallarında
kırlarda, türküsünde bülbüllerin
akan gecede yıldızlar
yıldız kümeleri
ve karanlıklardan süzülen
rüzgâr sürükler gölgeleri.

ve mehtap
ve dere
ve su içen gölge
yıldızların mutlu çocuğu,
bir yaz gecesi
sokakta
senin için ağladım
kutup yıldızı

Tuğrul Tanyol
-öncesi ve sonrası-

Ayın Hilâl Vakti – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL AYIN HİLAL VAKTİ

suyun kayadaki şekli
ağaca çarpan yağmurun dirilişi
kalbimde bir avlu serinliği
kuşun yuvasını özlemesi
belki
sen gelince her şey anlam kazanıyor

birisi
bu minareyi
nasıl da uzatmış gökyüzüne
tanrının isteği
orada şekillenmiş
sanki
bir el ona uzanmak ister gibi
ayın hilâl vakti
şimdi
sularda geziniyor

Tuğrul Tanyol
-öncesi ve sonrası-

 

Küresel sıkıntı – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL KÜRESEL SIKINTI
uzak coğrafyalardan yorgun bir adam
taşlara sinen acıyı alnına sürüyor
dünya küçüldükçe acının boyutları büyüyor
ve umursamazlığın ırmağında yıkanan gün
gecenin tüm izleri silmesini bekliyor

inançların öldüğü yerde durdum
hiçliğin hiçlikle örtüştüğünü gördüm
pusulasız kalmış bir gemici gibi
sonsuz denizin ortasında, ya da
çakan şimşeğe anlam veremeyen vahşi
nasıl kör inançla yol alırsa gecede.

oysa
başka bir kıyıya uzanmalıydı sözlerimiz
başka ruhlarla buluşmalıydı ruhumuz
inancı kırıp ortasından
tam içine bakmalıydık
görmek için gerçeği

ah, saçlarım acıyor
delip çıkarken derimi
kuşun sesi
kurşun gibi düşüyor boşluğa

Tuğrul Tanyol
TUĞRUL TANYOL KÜRESEL SIKINTI

 

Buluşma – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL BULUŞMA

Saaatler boyu süren
mutlu beraberlik,
akşamın kızıllığı
ve suyun alacakaranlığı

Sen ve ben!
düşüncelerimizden
altın saraylar yarattığımız gün,
yoksul kalplerimizde
sıcacık atışıyla sevgi
ve karanlıkta buluşan
ellerimizdi

Sustuk saatlerce konuşmadık
saatler boyu
suskun bir gece yaşadık
ıslak duvarların güneşe hasretini yaşadık,
sonra, en ince yerinden
vurulmuş, titreyen
bir şarkı
mahmur bir akşamüstü yarattı

Suyun yorgun akışı
dalıp dalıp gittimiz salı,
sesler rüzgâra karışıyordu
Bebek’te bir akşamüzeriydi
Bebek’te herkes o akşam
bir solukta koca bir yaşam tüketti

Sen ve ben ,
Emirgan’da bir vapur kaçırdık
kaçan en mutlu anlarımızdı
yağmura çizilmiş bir evren
caddeye düşen ıslak
gölgelerimizdi

Yürüdük, saatlerce durmadık
saatlerce
durgun bir gece yaşadık,
ıhlamurlar yatmaya soyunuyordu
çıkmaz bir sokakta gece
hayallerimizle oynuyordu

Sen bir ağustos ayında tutsak
ben bir nisanda
baştan aşağı yağmur
bir daha öyle buluşmadık
oysa hep yanyanaydık

Tuğrul Tanyol
1977
-öncesi ve sonrası-

 

beni sevdin – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL BENİ SEVDİN SEN

‘Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün
Ülkü Tamer’

seni içime bırakıyorum
kilitsiz bir kapıyı
açar gibi kolayca,
evin yalnızlığını
yüklenir eşyalar
giderayak
boşalınca,
mührü sökülmüş bir mektup
sahibi arar durur
yağmurun yağmadığı
şehirler boyunca

seni içime bırakıyorum
çünkü beni sevdin sen
hiç anlamadım nasıl,
bir deliği dolduran
su gibi aktın
beni kendimle buluşturdun

seni içime bırakıyorum
örterek üzerine
kapısını zamanın
sen orada hep genç kalacaksın
eşyalar yaşlanıp dururken uzakta

bir resim çizmiştim bir zamanlar
avutmak için yalnızlığı
tozdan bulutlar arasına
camlara, bir ürpertiye…

beni sevdin
ben teşekkür ederim sana

Tuğrul Tanyol
-öncesi ve sonrası-

uyanış – Tuğrul Tanyol

SONY DSC

aklımın kıyısından
kayan görüntü
kulakta çınlayan ses
bir dokunuş
gibi geldi bahar
utangaç elleriyle örttü üstümü

satirlerin arzu dolu
bakışlarıyla dalgalandı deniz
henüz çıplakken Venüs
sahi siz neredeydiniz
bedendeki uyanışı ilk kez
ne zaman hissettiniz?

Tuğrul Tanyol
-öncesi ve sonrası-