Ada Şiirleri – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR ADA ŞİİRLERİ 16

16.
Ilık geçen kışlar gibiydi
aşkın mevsimi,
ne başlar
ne de biterdi istendiğinde.
Karanfilli ıhlamurların buharıyla
yayılır kalırdı sanki
her buluşmanın anısı
bir çayhaneye dönüşen
belleğimizde.

Rüzgârlı vapur iskeleleri,
erimiş kar suları
ve sert bir içki…
Silinirdi bütün konuşmalar
sisler içindeki bir adanın
cumartesi sessizliğinde.
Sahi ne renkti boyun atkısı?
Neden soğuktu kemikli elleri,
dönüş saati gelmiş de,
ölüm
omzuna dokunmuş gibi
gizlice.

Kapansa da yüzümüze
geçmişin tülden paravanı,
tütün ve kolunya kokulu
ince bir zarfın kanatlarında
uçuşuyor işte havada,
hiç kullanılmamış
aşk sözcükleri gene.
Kimisi düşüyor
küçük pembe çiçekli
japonelması dallarına,
kimisi yol soruyor
bir serçe sürüsüne.
Başlarını sokacak sarı bir defter
arıyor belki tümü de
savrulurken
karayelin önünde

Melisa Gürpınar
-Ada Şiirleri-

Ada Şiirleri – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR ADA ŞİİRLERİ 21 by Aleetet

21
Sevgilim
o en saf halin
vardır ya senin,
elinde bir demet yasemin
ve gizli düşlerle
beklerken beni
vapur iskelesinde,
daha petrole dönüşmemiş
yemyeşil bir eğreltiotunun
akıl almaz beklentileri
hani durmadan menevişlenir
gözlerinde…

Şimdi biz
unutalım istersen
bu imgeleri de.

Sevgilim
sen yirminci yüzyıl gibi
gel bana.
Acılarınla,
buruşuk pardösünle,
utancınla gel.
Bakışlarında
eski bir devrimcinin
önkoşulsuz umutlarıyla.
Yönelt silahını
taşlaşmış geleceğin
en karanlık noktasına.
Gel suların altından
bulutların ötesinden,
yanlışlardan yaratılmışcasına
hedefini şaşırarak gel biraz da.

Aşk uzaklarda
ıssız bir adada
uyuyordur belki
gecenin lacivert kollarında.

Ve aldatma,
doğmamış bir çocuğun
olanca gücüyle
devinse de ruhumuzda,
lâvlar altında kalsa
verilmiş sözlerimiz,
gök ve denizin
gizemiyle birleşelim
biz,
son rengine bürünerek
küllerimizin.

Sabahı hiç görmemiş
ve ayağımız
karaya basmamışçasına daha,
bir pusula kadar kıpırtısız
durup direnelim
sevgilim,
eski deyimle
hayatın akışına.

Melisa Gürpınar
-ADA ŞİİRLERİ-

 

(C) Aleetet

Ada Şiirleri – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR ADA ŞİİRLERİ 9 ZEYTİN ÇİÇEĞİ

9
Bir kanatlı karınca
aşka doğru mu koşar
deniz kıyısında,
yoksa yedi renkli gözlerinden
ateş saçan
bir kum taneciğinden mi
kaçmaktadır korkuyla?
Düşünüyorum da
kimseler kalmadı artık
dilinden anlayan doğanın
annem de uçup gittikten sonra.

İncecik çığlıklarla
kuru bir dere yatağına bırakıp gövdesini
yaşarcasına ölen
ağustosböceklerinin
aldanışıyla,
nasıl da severdi
kayan yıldızlarla konuşmayı,
sabaha karşı
ay düşerken sulara.

Şimdi uyuyor
serin bir mermerin altında.
Başucundaki
çitlenbik ağacı kadar
yakın ona çocukluğu,
düz kâhküllü yuvarlak yüzü
dün gibi aklında ama,
söz yeşermiyor
karanlıklarda.

Annem ki,
saçları zeytin çiçeği kokan
adalı bir kadındı,
elleri maviye dönüşürdü
atlas bir bohçaya dokunduğunda.
Öylesine hafif ve ipeksiydi ki
gülüşü,
kavak tüyleriyle birlikte
salınarak inmiş
sanırdınız yeryüzüne.
Çoğalıp ekin olmuş,
sonra da savrulmuştu işte
ötelere.

Belki de anlatmaktadır şimdi
düşlerin diliyle,
o ünlü nişan öyküsünü,
ayrıntılı bir biçimde
tespihböceklerine.

Melisa Gürpınar
-Ada Şiirleri-

 

Ada Şiirleri – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR ADA ŞİİRLERİ 27.jpg

27.

Bohçada saklanan
bir tutam kesik saç kadar
sahibinden uzak
ve kopuk kopuktu anılar.
Sapsarı bir suskunluk,
yükselirdi bahçe duvarlarından
nazlı bir güneş gibi
her sabah yavaş yavaş.

Ben de kuyunun tulumbasından
su çeken
takunyalı bir kadındım,
nerede üşüyen bir nergis görsem
yalaktan akıp giden
zamanı düşünürdüm
ardından bakarak.

Hiç unutmam,
bir zemheri gününde,
çocukluğum gençliğim
ve benim her türlü yaşlılık halimle
hep birlikte fotoğraf çektirmiştik
mutfak kapısının önünde.
Herkes başka bir yöne bakıyordu
sırtını hafiften dayayıp birbirine.
Resimde görülmeyen deli bir poyraz,
belki de asılı çamaşırların içindeki
çıplaklığa dokunuyordu
elleri titreyerek.
Tam da kürdîlî hicazkâr faslı çalınırken
kömür kokulu bir ikindide,
kim diziyordu acaba
boş şarap şişelerini
merdivenaltına gizlice?

Şarkılar
sıkıca düğümlenmiş
gibiydi de yürekte,
çürük yaprakların içinde
gömdüğü cevizlerin yerini arayan
kargalardan başka
kimse barışık değildi
sesiyle.

Melisa Gürpınar
-Ada Şiirleri-

Söyleşi – Melisa Gürpınar

geceyarisi-notlari
I
….
-kızım- sen bir ozan kızısın
insan yüzmeyi öğrenirken boğulmayı da tanır yakından iyice
sen de biraz sev de – herhangi bir şeyi-
nefreti ve iğrenmeyi ve kazanmayı ve yitirmeyi
ve sevmenin içindeki kılcal hazzı dene
ve tümü de anı olduktan sonra konuşalım seninle
ferhat ile şirin birleşselerdi ne olurdu
de ki bir kızları olurdu o da ölürdü
sen onların ölmüş kızı da değilsin
agamemnon’un kızı da değil
kader tanrıçası da değilsin yağmur perisi de
yalvaç kızı da değilsin
zengin konağında büyüyen bir ahçının kızı da değil
sen bir ozan kızısın
şu kalabalık dünyada kendine göre bir yer bulmalısın
bir ıhlamur ağacının altı da olabilir bu
çamurlu bir yolun kıyısı da
sen bir kuru dalı elinde tuttuğun zaman
kimse anlamamalı onun bir bahar dalı olduğunu
ve eğer ağlarsan hiç taşmamalı içindeki gözyaşı kuyusu
gülmeye de zaman ayır tambur çalmaya da
eh duâ etmekte alır biraz zaman
ama başkalarının zamanına göre ayarlarsan kendini
bir topaç gibi havalanır dünya avuçlarından
ve yalnızlığa ne denli inanırsan – o da ayrı bir konu-
öyle bir katılıkla kendin seç tanrını
ister kendin tanrı ol
ister tanrın tanrı
inancın bir darı tanesi bile olsa koru onu
ve eğer varsa yaşanan bir adalet duygusu – soylu bir adalet-
inancın içinde vardır o
ve güzellik de vardır inancın içinde
çünkü her ikisi de ne de olsa bir yaratma sorunu
sen gene istersen budist ol
istersen padova’lı bir azîze
iyilik yapmakla iyilik bulmanın arasında
bir denge olmalı ki onu da bul
….

Melisa Gürpınar
-Geceyarısı Notları 1981-

 

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 7

-7-

Demek boşuna geçildi
dikenli çitlerden,
ayıklandı tarlanın taşı
ve içildi zakkumun zehri
bir hiç uğrana
çağlardan beri.

Taşıdığımız kayanın
altında kaldık her kez,
Söndü çaldığımız ateşler birer birer…
Çekirgeler yedi diye ekinleri
yazıldı dediler
alnımıza açlık,
ve inandık koro halinde
hepimiz.

Yitirdi işte deniz menevişini,
keyfi kaçtı yeşillerin,
ateşli bir hasta gibi
lekelendi güneşin yüzü,
anlatmıyor bilenler
doğanın neden küstüğünü
ve ayın karanlık yüzünde
neler olup bittiğini bir türlü.
Cezalı bir öğrenci gibi,
ev ödevimizi
durmadan temize çeksek
bağışlar mı acaba
bu incinmiş gezegen bizi.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 29

-29-

Durmadan bağrışırken
kendinden başkasını
hiç duymayanlar,
kararıp uçuşuyorlar sanki
yanmış bir kağıt gibi havada.

Gömüyorum ben de
Kuyruklu uçurtmamı
ve rüzgâr gülümü
bu cehennem ikliminde
bir çömlekle birlikte
zakkumların dibine.
Elbet gerekebilir,
mevsimi geldiğinde diye.

Duman ve kokuyla
genzimiz yansa da
aslolan
kutup yıldızı gibi sessiz
ve uzaktan
yol göstermek değil midir
yönünü her şaşırana,
zorlukla yürüyen
şişman bir buluttan başka gezinen
kimse kalmasa da gökzüzünde.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-