Söyleşi – Melisa Gürpınar

geceyarisi-notlari
I
….
-kızım- sen bir ozan kızısın
insan yüzmeyi öğrenirken boğulmayı da tanır yakından iyice
sen de biraz sev de – herhangi bir şeyi-
nefreti ve iğrenmeyi ve kazanmayı ve yitirmeyi
ve sevmenin içindeki kılcal hazzı dene
ve tümü de anı olduktan sonra konuşalım seninle
ferhat ile şirin birleşselerdi ne olurdu
de ki bir kızları olurdu o da ölürdü
sen onların ölmüş kızı da değilsin
agamemnon’un kızı da değil
kader tanrıçası da değilsin yağmur perisi de
yalvaç kızı da değilsin
zengin konağında büyüyen bir ahçının kızı da değil
sen bir ozan kızısın
şu kalabalık dünyada kendine göre bir yer bulmalısın
bir ıhlamur ağacının altı da olabilir bu
çamurlu bir yolun kıyısı da
sen bir kuru dalı elinde tuttuğun zaman
kimse anlamamalı onun bir bahar dalı olduğunu
ve eğer ağlarsan hiç taşmamalı içindeki gözyaşı kuyusu
gülmeye de zaman ayır tambur çalmaya da
eh duâ etmekte alır biraz zaman
ama başkalarının zamanına göre ayarlarsan kendini
bir topaç gibi havalanır dünya avuçlarından
ve yalnızlığa ne denli inanırsan – o da ayrı bir konu-
öyle bir katılıkla kendin seç tanrını
ister kendin tanrı ol
ister tanrın tanrı
inancın bir darı tanesi bile olsa koru onu
ve eğer varsa yaşanan bir adalet duygusu – soylu bir adalet-
inancın içinde vardır o
ve güzellik de vardır inancın içinde
çünkü her ikisi de ne de olsa bir yaratma sorunu
sen gene istersen budist ol
istersen padova’lı bir azîze
iyilik yapmakla iyilik bulmanın arasında
bir denge olmalı ki onu da bul
….

Melisa Gürpınar
-Geceyarısı Notları 1981-

 

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 7

-7-

Demek boşuna geçildi
dikenli çitlerden,
ayıklandı tarlanın taşı
ve içildi zakkumun zehri
bir hiç uğrana
çağlardan beri.

Taşıdığımız kayanın
altında kaldık her kez,
Söndü çaldığımız ateşler birer birer…
Çekirgeler yedi diye ekinleri
yazıldı dediler
alnımıza açlık,
ve inandık koro halinde
hepimiz.

Yitirdi işte deniz menevişini,
keyfi kaçtı yeşillerin,
ateşli bir hasta gibi
lekelendi güneşin yüzü,
anlatmıyor bilenler
doğanın neden küstüğünü
ve ayın karanlık yüzünde
neler olup bittiğini bir türlü.
Cezalı bir öğrenci gibi,
ev ödevimizi
durmadan temize çeksek
bağışlar mı acaba
bu incinmiş gezegen bizi.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 29

-29-

Durmadan bağrışırken
kendinden başkasını
hiç duymayanlar,
kararıp uçuşuyorlar sanki
yanmış bir kağıt gibi havada.

Gömüyorum ben de
Kuyruklu uçurtmamı
ve rüzgâr gülümü
bu cehennem ikliminde
bir çömlekle birlikte
zakkumların dibine.
Elbet gerekebilir,
mevsimi geldiğinde diye.

Duman ve kokuyla
genzimiz yansa da
aslolan
kutup yıldızı gibi sessiz
ve uzaktan
yol göstermek değil midir
yönünü her şaşırana,
zorlukla yürüyen
şişman bir buluttan başka gezinen
kimse kalmasa da gökzüzünde.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

 

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 49

-49-

Kalmadı artık bir anlamı
saate bakmanın,
sendeliyor güneş bile
yörüngesinde.
Ya öldük
ya da söndürüyor birisi
yolumuzdaki ışığı gene.

Hani bir mayıs akşamı
tam taşırken
yol yorgunu kırlangıçlar
saçak altına kuru dalları,
üç beş kör yarasa
göğü yırtan bir hızla
karışır ya aralarına,
ne çok isterdim
böylesine anlamsız
bir saldırıda
dingin ve güvenli kalmayı,
sürülmüş tarlalar kadar
söz verebilmeyi yarına.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 5
5.
Mahlep kokulu bir evde
geçsin isterdim ömrüm,
mevsimlerden hep sonbahar olsun
ve eylül
güvenip güzelliğine
söz versin her yoldan geçene.
Solgun yüzlü bir güneş
kapımın önünde
çörek beklesin benden
bütün gün
yoksul bir çocuk gibi
boynunu büküp de.

İsterse sarhoş bir rüzgâr
getirip çöl tozlarını
yığsın kapıma,
isterse defne ağacından
dökülen kara tohumlar
gece yatısına kalsın mutfakta,
yeter ki
çiğdemin ve çürüyen kemiklerin
sırrını bilen toprak
gülsün biraz gözlerime,
sabahları gezinirken ben
çıplak ayaklarımla
kuru yaprakların üzerinde.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 16

-16-

Bir reçel yap
iyi gelir sıkıntıya.
İçine kakûle at,
ıtır, limon kabuğu…
ve olgunundan seç
küçücük mor incirleri ki,
okunsun üstündeki
her bir elif
güneşin çizdiği…

Kaynat onları yıllarca,
arkadaş olsunlar
paylaşsınlar sırlarını.
Ta ki duyuruncaya kadar
tanrıya kokularını
ve anlayıncaya kadar
ateşin üstündeyken ancak
bir ömrün
kutsandığını…

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

Melisa Gürpınar, (9 Aralık 1941 – 24 Kasım 2014) Anısına sevgi ve özlemle..

MELİSA GÜRPINAR 24 KASIM 15

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

-17-

Bir lavanta torbası da yeter
anıları
geri getirmeye,
küçücük simli bir kese de,
geçmişe giden köprü
yıkılmamışsa eğer içimizde.
Düşünüyorum da şimdi
kıştı,
yürüyorduk hani el ele
ve ne kadar uzaktık birbirimize,
başka başka yıldızların
yörüngesine
yolumuz düşmüşçesine.

Kimi seversen sev sevgilim
hangi göğü seçersen seç,
devlerin sarayından
gül çalman gerekir
bir yer açmak için
zamanda kendine.

Eğer sağırsa gerçek
söz de yetmez âyet de,
dil oyası
çözülür ilmek ilmek.
En soğuk ve ıssız
bir köşesine evrenin
gömerler belleğini ve örterler üstünü
kireç gibi
yakıcı bir sessizlikle.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 3

3.
Dağınıktır
şiirin yatak odası
uçuşan tüyleri gören
uçup gitmiş sanır
iki beyaz güvercin
daha demin içinden.

Soğumuş küllerle
kırık dökük harfler
yapışmış sanki tahta masaya,
üşüşmüş perdeye
kıvılcımlar
gözlerini kırpıştırarak…
Yerlerde binlerce cam kırığı
yansıtıyor
günden çaldığı renkleri
geceye korku içinde.

Ne bir sevgili uğrar
bu tozlu izbeye
ne de yoldan geçen bir ermiş.
Duygular sereserpe
sızıp kalmışsa yerlerde
ve gözyaşı
erimiş bir mum gibi
henüz ılıksa dizelerde,
kanat sesini yitirmiş
yanık bir gölge
kendisiyle konuşur
gizlenip bir köşeye

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ SON KİTABI

2.
Çekinir olduk nicedir
şarkıların sokağına
sapmaya.
Şiir sazıyla baş başaydı
bir zamanlar orada,
ötede bir ağıt
geride türkülerin en yanığı
söyleşirdi yazgısıyla.

Adına dönüşüm diyorlar
bulamazsa leylekler
dönüp geldiği yerde
bacaları bir daha.
Unutuluyor ardından
bir oyun havası
bir bayram sabahı
ve uçuşan binlerce merhaba…

Dağılıyorsa
rüzgârların taşıdığı kokular hızla,
kesilmiş bir çınar
günlerdir köklerini arıyorsa
anılar neden uğrasın
ezgisini yitirmiş bir kente,
ve neden tanıklık etsin
kurşun adamların cinnetine
bir daha.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

 

Ada Şiirleri – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR ADA ŞİİRLERİ 50

50.
Uzun bir karabasandan
uyandığımda,
öyle şaşkındım ki,
ansızın bir aydınlık
vurmasa alnıma
inanmayacaktım,
kimsenin kimseyi görmediği
bir körler adasında
tam kırk yıl boyunca
tutsak yaşadığıma.

Küçük kara kitabı
yazdığım günden bu yana,
pembe çizgiler vardı hani
kapağında,
bir boşluktan bir boşluğa
içimdeki lâvları aktardığıma
inanmayacaktım asla!

Beni saçlarımdan çekerek
bilimez bir yolculuğa
sürükleyenin,
yoklar ülkesinin sultanı
olduğuna
nasıl inanırdım,
martılar uyarmasa
kayalıklarda.

Meğer
karanlık bir zindandan,
kömürleşen zamanın
tozlarını taşımışım
gökkuşağının altına.
Gidip gelmişim kırk yıl,
şarap fıçılarının
ekşi kokusunu
duyarcasına sırtımda.
Yük boşaltmış
düş yüklemişim
sonsuza giden bir yelkenlinin
ambarına,
kamçı sesleri
durmadan yankılanırken
kulaklarımda.
tam kırk yıl,
dedikleri doğruysa.

Melis Gürpınar
-Ada Şiirleri-