mağara – Engin Turgut

ENGİN TURGUT MAĞARA

Küskün gün batımları ne yaz bırakıyor ne güz.
Ey gökyüzü sana uğramak istiyorum evde misin?
Yaşlanıyor bu şehir en az benim kadar. Keder
dağıtıyorum kimse almıyor.

Bir pencere ısırıyor yüzümü.

Yaşamaktan başka hiç bir şeyim kalmadı
Sözler ne büyük tuzak
Kendime ne kadar uzaksam
Sözler o kadar tenha.

Bedenin, külün ve ışığın oyununa gelmedim.
Göğsüme abanan bir kadının şakrak uçuşuyla
geçti günler! Ben binlerce ıslık biriktirdiğim
mağarama çoktan alıştım.
Gri bir gülümsemenin sakin yürüyüşüdür bu.

Elimden tüyen bir şeydi dünya
İnsan bir sözcükten başka nedir?
Herşey yağmur dindiği ve kendimi
Hatırladığım zaman başlıyordu.

Ey kendini yok eden zaman
Seni sana bırakıyorum.

Engin Turgut
-küs-

© Nikolay Shahmantsir

Mağara – Oya Uysal 

OYA UYSAL MAĞARA   © Zeki Yavuzak

Yine döndün gizli geçitlerden kendine
sözcüklerden örülmüş dehlizlere.

Sen. Hiçbir yere varmayan yollarda
bekleyeni olmayan yolcu.
Özenip sokulsalar da sana ürkek bir hayranlıkla
uzaklaşıyorlar kıskanç bakışlarla sonra.

Bırak. Hayatın halleri bunlar, kendini suçlamayı bırak.
Uydurulmuş bir özrü varken herkesin,
bu her şeyi kucaklama isteği sende
bu hummalı şefkat..

Ah! günahtaki hazza varmış masum,
gururdan yapılmış sahipsiz çocuk.
Kaçıp kaçıp sığındığın saklı mağara yalnızlığın
ıstıraptan kandiller yak ve ısın…

Yine döndün gizli geçitlerden kendine
sözcüklerden örüşmüş dehlizlere.

Oya Uysal
– Mevsimini Kaybetmiş Rüzgâr- (c) Zeki Yavuzak