Zaman Aşırı – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ ZAMAN AŞIRI

I.

Turnalar selam taşıyor
Siz zamanı aşırırken

Kalbini bunca sene köz diye taşıyana
Unutturmanız çok zor kül kokusunu
İçiniz rahat olsun korkacak bir şeyiniz yok
Ne de olsa şiir yazmıyor artık
Metin Altıok
Onları bir yangında sustular sanın
Seslerini duyuyorum
Hasret’in, Metin’in, Behçet Aysan’ın

II.

Rüzgâr utandı o gün şair külü savururken
Ateş kendine küstü
Köz kendinden saklandı
Titremedi kalbiniz
Siz zaman aşırırken
Bitmeyen yangınlara
Yeniden köz düşürürken

Olurda anlamak isterseniz beni
Biraz yüzüne bakın
Çocuğunuz uyurken,
Değişen bir şey yoksa
Ben yine Madımağım
Buyrun yeniden yakın

III.

Duydunuz mu bilmiyorum
Külünden doğmak nedir
Yaktığınız her hece
Ömrünüzün bir yerinde karşınıza çıkacak

Telaşlanmayın bittiyse
Gazı çakmağınızın
Ben ateşim sabrım barut
Ortasında yaşıyorum
Örümcek ağınızın

IV.

Bugün günlerden Sivas
Saat on ikiyi temmuz geçiyor
Bir bulut eğilmiş güneşin sıcağına
Bir şeyler fısıldıyor

Bugün günlerden kül
İkindi karası tutmuş göğü
Bir türkü umudun saçlarını tarıyor
Uzamış sakalı bir şiirin
Düze inmiş ceylanlar su içiyor mısradan
Kol kola görmüşler ateşle menekşeyi

Dışarda kan korusu
Şeytan şenliği
Elleri isliydi ama
Hepsi de abdestliydi

İçerde bir mısraya
Dizilmiş inci kolye
Tenleri isliydi ama
Hepsi türkü nefesliydi

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Söğüt Gölgesi Sesin – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ SÖĞÜT GÖLGESİNDE SESİN

Sesinde huzur var senin
Irmak kenarında söğüt gölgesi

Yorulmam biliyorum
Sesinin yollarını
Nefesimle yürürken
Hadi gel çay demledim
gibi huzurlu gövden
Ya da laf lafı açsın
Uykumuz kaçsın

Saklımı saldım dilime
Sırrım döküldü
Anlattım gizimi
Su gibi aktım sana
Buz ister misin rakıya?
gibi güzel gözlerin
Gömleğimin her düğmesi
Birbirine bakıyor

İki serçeydik seninle
Bir orman yangınına
Gagasıyla su taşıyan
Söndüremedik ama
Değdi bu yorgunluğa
Hava güzel balkona çıkalım mı?
gibi ferah gülüşün
Hangimiz rakıysak su öbürümüz
Her kadeh sağlığına

Ne kadar zorlu zaman
Yoksulluğun ovasında iki nehir gibiyiz
Denize ulaşmadan
Kuruyacağız belki
Ama söğüt dalları okşuyor yüzümüzü
Hadi bir türkü söyle
gibi korkusuz ellerim
Yüzümde iki yaprak
Titrer gözbebeklerim

Kalbimi gövdemden taşır
Tenimin sularında halkalansın aşk

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Durup Dinlenelim Biraz – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ DURUP DİNLENELİM BİRAZ

Dağı gömmeye kalkma
Daha da yükseltirsin
Bırak dursun öylece
Irmak olup akalım
Eninde sonunda
Bitmiyor mu karanlık

Gece mora çalıyor
Durup seyredelim biraz

Söndürme sigaranı
Kibritimiz ıslanmış
O şarkıyı başa al
Bir daha dönsün plak
İkimiz de biliyoruz
Sözcüklerin sonu yok

Gece zora çalıyor
Susup dinleyelim biraz

Sözü gözlere verelim
Onlar konuşsun bugün
Ellerimiz çıksın artık
Düştükleri kuyudan
Önce yüzüme dokun
Dağı kuma çevirir bu

Gece kora çalıyor
Sarıl terleyelim biraz

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Zehirden Damlayan Bal – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ ZEHİRDEN DAMLAYAN BAL

Kendimizi bağ zannettik bir salkım üzüm değilken
Hepimizi toplasalar
Bir şişe şarap etmeyiz

Ne susmayı bildik ne konuşmayı
Yanlış yollar arşınlayıp
Herkese yol gösterdik
Bir yaprağa dokunmadan
Ağacın ne olduğunu
Ormana anlatıp durduk
Kendimizi göl zannettik bir damla su değilken

Toprağa akıl verip
Göğü şekillendirdik
Öğrettik kuşlara nasıl uçacağını
Tüy gibiyken ağırlıktan söz edip taşa
Kirlendik kirlettik suya küfrettik
Kendimizi dağ zannettik bir avuç toprak değilken

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Kuru Ekmek Taze Aşk – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ KURU EKMEK TAZE AŞK

Kalbime saplanmış hançeri çektim
Kanım şiire döndü
Ömrüm üç kere yandıysa
Bir kere söndü

Ekmeği de sevdim aşkı da
Biri olmadan öbürü yarım kalıyor
Bölünmüş ekmeğe sor da anlatsın
Gülmek, bir çocuğun yüzünde
Nasıl güzel duruyor

Günlerimiz telaşlı
Saklımızda zehirli ok
Korka korka yürüyoruz aşkın üç adım yolunu
Sesimizi süsleyip çiçekli sözcüklerle
Küfrümüzü meyvede kurt gibi saklıyoruz
Kimi yüreklerde aşk kirleniyor
Kimi aşklarda yürek
Demişlerdi zamanında
Gözünün yaşına bakmazlar şair
Aşkın ekmek ile imtihanında

Her şiirim yolculuktu ayrı bir şehre
Kalbim üç kere gittiyse
Bir kere döndü
Sabrıma emanet ettim gülüşüme selamet
Benim çoktan sustuğumu
Dönüp bana anlatmayın

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-  .. (c) Ara Güler..

Gönül Aldırıyor – Barış Çelimli

 

BARIŞ ÇELİMLİ  GÖNÜL ALDIRIYOR

Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma. / Sabahattin Ali

I.
Sinop’ta dalga sesleri türkü söylüyor
Acı gurbet, kör hasret
Bir mahpusluk türküsü
Derdimiz kalkmış da şaha
Sitem adresini şaşırmış usta

Bir buğulu kadehte rakı istiyor canım
Buğusu, rakısı, kadehi varda
Üzüm bağına küsmüş
Kavun çağına,
Beyaz peynir yağına
Efe dağına küsmüş,
Can eski can değil
Yana yana kor olmuş
Aldırma derim ah çekerim
Gönül aldırır neylersin

II.

Edremit’te suya dökülür efkâr
Kaz Dağı’ndan esen rüzgâr anlatır
Ağaçlar öksüz
Toprak yorulmuş
Sular bulanmış artık,
Tütünü kim bilir nerden
Öksürtüyor cigarası
Konya’da buğday çürümüş
Aydın’ın pamuğu yetim
Elleri yüzünde düşünür memleketim
Gün eski gün değil ustam
Tadı yok yaşamın
Aldırma derim ah çekerim
Gönül aldırır neylersin

III

Okuyanın, yazanın şimdi kıymeti yok
Dökülür düşlerimiz kör sağır teslimiyet
Sesi duyulmaz olmuş bilenin, söyleyenin
Başına olmadık işler geliyor
-Böyle gitmez efendiler! diyenen
Aldırma derim ah çekerim
Gönül aldırır neylersin

IV.

İşçisi geçmiş hakkından işinin telaşında
Köylü toprağına küsmüş canının gayretinde
Emek dediğin görünmez ayak altında toz olmuş
Mektebin fakültenin yok kıymeti harbiyesi
Yoksulluk ayırmıyor bileni bilmeyeni
Biri beş alır iken
Beşe biri pay ediyor sermaye
İktisat ağır aksak
Yalan dolan matematik
Can derdine düşmüş insan, ölmüyorsa şükür diyor
Aldırma derim ah çekerim
Gönül aldırır neylersin

V.

Neyse ustam çok uzattım tadı yok yaşamanın
Zaman kötü, dünya kirli, hayat zor
İyi kötü kalem tutar ellerim
Sencileyin değilse de mısra dizer söz söylerim
Varsın açlığım dinmesin derdim hiç bilinmesin
Çilesi zorlu yaşamda şu yüzüm hiç gülmesin
Tek gayretim kaldı artık bu hayat mahpusunda

Başım öne eğilmesin!

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Emekli Ekmek – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ EMEKLİ EKMEK

Taşı toprağa çeviren rüzgâr gibisin
Terini ekmeğe çevirirken sen

Emeğinin üstüne
Saraylar kondururken sermaye
Ekmeğini kardeşinle bölüştüğünde
Ve omuz omuza dövüştüğünde güçlüsün
Tek başına ne o ne sen
İşte bunu bir bilsen

Ancak sen de haklısın
Bana söylemesi kolay
Sana eylemesi zor,
Sesin içine gömülmüş
Sussan kim anlar, bağırsan kim duyar?
Sesini yükseltirken
Ekmeğinden olmak var

Bunun için ekmek gibi ufalanışın.

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

(c) Orhan Köse