kimse – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNBAY KİMSE

pencereden uzun uzun
ışıklara neler neler
bak yine şımaracak gece
gidip kokucuklar alayım
çocukların boynundan
sözcük atlatırım biraz da
kirpiğimin üstünden
çarşaf çarşı nar
ne ilgisi var
karışma
var ki geliyor aklıma
öf ne rezil ne ayıp şey
dakka mı tutulurmuş aşka
kalkıp dolanayım bari
biraz sabır tuzu katayım
içimin tatlı suyuna
bi gelirsem yerim hecelerinizi
sizi salkımsözcükler sizi
hoplayın zıplayın
oh saçılın haneme
süpür şuralarıymış
sen de gelme efendim
gelmezsen gelme
kuş uykusunda kuşmuşum
düşüvermiş kanadımdaki name
bir telek koparayım bari göğsümden
olmadı sulara yazarım
yazıp sokarım zamandaki deliğe
konu dışıymış, sevsinler
biraz yere vursunmuş kanatlarım
neymiş o çırpınıp süzülmeler
ay ay, kimsem kılığına girmiş de
konuşup duruyor dikenler

Zeynep Uzunbay
-Kim’e-

yanlış yazdım – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNABY YANLIŞ YAZDIM 02 By Alexei drangovskiy

ıslak gözlerine bakıp durma harflerin
deli olurmuş sevdaların ahengi
bir ayağı öbüründen habersiz zaman
mektuplara sığınan gezgin mülteci
olacaksa kuş yaygarası olsun diyor
nasıl olsa bütün sorular hancı

sesimi çarpa çarpa yıkadım yüzümü
tefsirimi yarım bıraktım malûm hikâyelerin
orta boylu bir yanlış bırakıp hayata
gidecekmiş, gitsin
taze salkım olsun eski şaraba
çıplak kalsın kokusunda gömleği

yakışmıştı oysa, safaları akşamın
her anını giyinen yalın zamana
yazdı, derken pat kasım!
evet, sıradaki dilekçi
zaten acı tüterdi ısmarlanan sevinçler
üzerlik üzgünüydü kırları çocukluğun

Zeynep Uzunbay
-Kim’e-

 

Görsel: (c) Alexei Drangovskiy

aman – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNBAY AMAN

zaten sökülmüştü manzaram
aman olsun girdim koluna
her yere gider oldum
ben durdum yol yürüdü
koynuna girer oldum
uzandım yüzünün magmasına
kavruldum tüttüm ey
ince bir hal oldum ben gövdene
bir bir çözüldü göğsümdeki düğümler
oh! çağıldadı her gözem
ırmaklar buyur edecek kadar
içim varmış benim meğer
aman! dedim
iyi ki sökülmüş manzaram

Zeynep Uzunbay
-Kim’e-

dedim ki – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNBAY DEDİM Kİ

İstersem saklarım
söz de bağlamaz bu yara
kendime bile unuturum
niye yorulsun ki yılları
dedim, gül kokusu işledim
kaneviçe uykulara

gecelerin hoyrat arayışı
ne bulmuş ki tende
kaç ayıp ordusu kırıp geçirmiş
bir iz bulamamış gizliye
hemen dağlasam mı şu yarayı
bıraksam yine aşk mı bağlasa

uzaklar neydi kimdi
geceyi aklında tutmak gibi
aklın ötesi kalbin dibi
gibi bir şeydi, anlamadım
aşk yordamıyla büyüyen çocuğa
niye kısa gelsin ki hayatın kolları

sen dur dedim dinlemedi
iğne batmış pişmanlığın parmağına
ben öpmem onun yarasını
aldandıysam ben aldandım dosta
eksik kalsaydı ömrümün mor merhemi
dur bir de leylak düşüreyim koynuma

Zeynep Uzunbay
-Kim’e-

aşk ürperdi bir kere – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNBAY KİM E

bu dil benim değil senin
rahatına bak, yatıya kal istersen
küpe takmış sözcükler gör rüyanda
şiire yorarız, şakalar şaşkınlıklar
dağınık kahvaltı masasında
çocukluğunu konuşan kardeşler gibi
biri hep yeniden demler soğuyan sözü
oyun da oynarız, dil bizim değil mi
kim buradan güneşe kadar şaşırmadan
gül reçeli gül reçeli gül reçeli derse
öpülsün koklansın için
güller açacak ağzında

sabahtır konuşulur
ne yapsan biraz ayrılıktır gece
hiçbir şeye yaramıyormuş gibi duran
herkesin hep görmekten artık fark etmediği
çalı duruşlu birkaç sözcüğe dayanmış
bamboş’a bakıyormuşsun sen
-bomboş’ta sanki bilerek sürçtü dilin-
ölüm batan kalbini öpe öpe uyandırmış
telaşla yeniden konmuş dudaklarına adım
sen böyle tatlı tatlı anlatırken
yeni doğmuş bebeğini
kollarıma bırakıp gitti hüzün

hep bir dilin olsun isterdin
aşkı orda ağırlamak gövdenden önce
inanmamak olurdu bu, olsun
benim yerime görmüşsün bu rüyayı da
yol yordam bilmeyen bir sözden geçiyormuşum ben
sen taşları kaldırıp altındaki anlama
bakıyormuşsun
tabiri caiz değilmiş aşkın o zamanlar
kirpiklerinde taşıdığın sudan
bir kolye yapıyormuşsun bana
deniz n’apıyor diyormuşsun
n’apsın diyormuşum ben de kolyemle oynarak
bildiğin gibi işte…

Zeynep Uzunbay
-Kim’e-

kimseli – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNBAY KİMSELİ

Öperim geçer dedi.
Kan gibi güldüm.
Ağla açılırsın!
Çekti bağrına,
tuttu ilk hıçkırığın ucunu,
gerisini ben hallettim.
Çok yalnızsın oralarda
buralara gel, dedi.
Ay orda da var burda da.
Olurum, gelirim, oralar…
Gönlüm iyice karıştı.
Hınkır dedi, hınkırdım.
Şimdi yıka yüzünü!
Bak aynaya ne güzelsin…

-Duyuyor musun sesi?
-Hangi sesi?
-Kalbim hâlâ çıtırdıyor,
(derin bir iç çekişi)
-Bak kuş gelmiş!
-Kuş bize mi gelmiş?
-Bize gelmiş tabii!
-Kalbim diyordun sen?
-Bilmem. Karnım açıkmış.
(gazete gazel hışırtısı)
-Rezil olduk dünyaya!
-Olduk valla…
(kedinin “beni sev” sürtünüşü)

Zeynep Uzunbay
-Kim’e-