Kayıp Kuşların Saati – Çiğdem Sezer

ÇİĞDEM SEZER KAYIP KUŞLARIN SAATİ by Adem Karaduman
uzun sürmüş ıssızlığın ardından
geldi kış. yerinden oynamış taşlara bastım
kimbilir nerde düşürdüğüm
bir ağırlık gibiydi aşk. yavaşladım

renkli fenerler asıyordu kadının biri ürperten yalnızlığına
saçımı onun gibi ayırıp iki yana
iki nehirdir diye omuzlarımdan bıraktım

toprağın altını dinledik ve bulutları
her şey uçuk mavi bir ıssızlıkta olup bitiyordu
aramızda bir sır olmalıydı, bilmediğim
bir şarkıyı bilir gibiydi
ben ona bir ağaç adadım
o bana suları anlattı
yaprağın damarını ve incecik çizgilerini hayatın
sessizlik gibi kırılıyordu kelimeleri
onu dağılmış kelimelerden topladım

kayıp parçalar vardı, loş adalar kirli çamaşırlar
arasında bir keman sesi gibi yersiz yurtsuz kalakaldım

saçlarım döküldü bu kötüydü kimselere açılamayan sır gibi
sustum bildiğim bütün isimleri ve içli bir incir
gibi dalımda kaldım

yaralı atları vurmak düştü payıma
harfleri eksik bir alfabeyle sınamak hayatı
at üstünde sevişmeyi öğrenmek şarkı söylemek
bulanık sularda bir batığın izini sürmek
gibiyim dedim, işte öyle, derdini sızdıran porselen çay fincanı
bütün gece fısıldayıp duruyordu, tıkanan soluğundan anladım

burada iyi olurum belki, hiçbir yere açılmayan pencere
güneş görmemiş saat, bozulmamış yatak
burada iyi durur bakarız birbirimize
yok olup gitmemek için bulvarın gürültüsünden
bir gökyüzü alırız içeriye
sonra bir kuş gelir sürüsünü şaşırmış
buyur eder hazırlarız o uzun göç mevsimine

bir çalar saat vardır unutmayız bunu
kırık dökükleri süpürürken kanayan ellerimiz unutmaz
bir saat vardır, çaldı mı, kendini dışarı çıkarmanın vakti
ovada bir at kişner; bu, saatin çaldığıdır
kayıp kuşların ve yolunu şaşırmışların saati
ben bunu duyarım ölmediğim bundan
cesedimle aramda incecik bir duvar
beni benden çıkarıp sulara karıştıran bir şey var

Çiğdem Sezer
-Küçük Şeyler Mevsimi-

 Görsel: Adem Karaduman..