zamanı değil – Kemal Özer

KEMAL ÖZER ZAMANI DEĞİL LAVATERA EBEGÜMECİ

Zamanı değil susmanın!

Göreceksin nice çiçeklerin dirildiğini, nice korkuların
dağıldığını yüzlerden; gelip de bir kavşağa dirençsiz mi
kalmışlar, güç katacak nice insana — boşalınca dudaklarının arasından, göğsünün içinde tuttuğun hava.

Yükle o soluğu ey suskun!

Geliştir sınırlarını, varacağı yönleri genişlet, büyüt yeni
bir gökyüzü kadar. Döndüreceği yeni kanatlar eklensin değirmenlere, yeni yataklar bulunsun ırmakların akacağı, yeni dallar yaratsın kavgadaki ağaç, kırdaki bekleyiş yeni anlamlar edinsin.

Kemal Özer
-Kavganın Yüreği-

 

sorular – Kemal Özer

KEMAL ÖZER SORULAR © Alena Litvin

Durulmuş diyenler göklere,
durgun değil midir fırtına öncesi?

Sokaklara yanılmış diyenler,
yanıldığı görülmüş mü şafak vaktinin?

Umut yenildi ise demircilerin
dövdükleri nedir örslerde hâlâ?

Ya ilkyazda çatırdayan buzlara ne demeli,
sözünü söyledi ise ırmaklar?

Kemal Özer
-Kavganın Yüreği-

© Alena Litvin

örtemez gelecek günleri – Kemal Özer

BROKEN CHİNA KEMAL ÖZER ÖRTEMEZ GELECEK GÜNLERİ

Üretmeyenler yaşamı ve rüzgârı göğünden, denizi
balığından esirgeyenler

kökleri toprakta değildir onların. Sudan ve havadan
uzağa sürdükçe bir kâğıt kadar boş ve beyazdırlar.
Ve bir çanak parçası kadar eklenmesi olanaksız
öbür parçalarına. Doğa durur ve ilerlemez çünkü damarlarında.


Nasıl kabuk tutmazsa işleyen yarayı, kilden ve cansız
çakıllardan kentleri nasıl yıkıp geçerse deprem,
pul pul
dökülecektir onlar da, gelecek günlerin üzerinden.

Kemal Özer
-Kavganın Yüreği-

göç – Kemal Özer

KEMAL ÖZER GÖÇ

Bıraktın dağ köylerini arkanda,
askere inerken bıraktığın gibi.
Yeni çözülüyordu ırmaklar,
yeni uyanıyordu toprak
geçitsiz bir kışın ardından,
yeni ısıtıyordu ilkyaz güneşi
donmuş hayvan ölülerini.
Çoğalan kaygılara karşılık
içinde dağların yetmezliği,

Bıraktın rüzgârda davar gütmeyi,
iki kaşının arasını donduran;
kaval çıkarmayı söğüt dalından,
azık torbasını, kış kepeneği,
kışlarken altına döşediğin
kırmızısı yol yol acımış kilimi,
taş baskılarından hecelediğin
Kerem ile Aslı’yı, Ferhat ile Şirin’i,
bozkır günlerini bıraktın arkanda.

Bıraktın ırgatlığı, düştün yollara,
savrulan tozlarını harman yerinin,
ayran beyazını, kerpiç gölgesini,
İçinde, bir türlü çözemediğin,
bunca alınterine karşılık
yıldan yıla çoğalan yenilgi;
iki göz gibi açılan her öğünde,
her çocuğunda iki göz gibi.
Bıraktın utancı, düştün yollara.

Düştün büyük kapılarına kentlerin,
çamur kardın, taş taşıdın omuzlarında,
yolları süpürdün sabahtan akşama.
Aynı huzursuz yorgunlık, geceleyin,
aynı yoksul avuntu, değişen ne?
Değiştirmek değilse göç dediğin
kırgın ve horlanmış bakışlarını,
neye yarar yollara düşmek
değiştirmek değilse alınyazını?

Kemal Özer
-Kavganın Yüreği-

yanıt – Kemal Özer

KEMAL ÖZER YANIT SAMİ SAMİOĞLU

Nerden geldiğini soruyorsun ya, bir söyleşi kadar
kısadır diyorum, ama dünyanın geçmişi kadar da
köklü:

Ter döken insan ilk senin soyun, toprağı ilk işleyen, ilk
yapıyı ekleyen doğaya; akşam olurken bir su kıyısında,
belini ağaca verip de ilk türküyü söyleyen.

Diyorum ki acılarla yoğrulmuştur soyunun tarihi, ama
yalnız onun şafağından çıkılır yola, onurlu bir yarına
varmak için.

Kemal Özer
-Kavganın Yüreği-

 Görsel: Sami Samioğlu ..

 

deniz orakçısı – Kemal Özer 

kemal özer deniz orakçısı

sor kendi kendine bir sabah,
av hazırlığına başlarken;
sulara kim salar ilk güneşi
sen kayığına binmesen,
orağını almasan eline
ilk ürünü kim biçer denizden?

kent niye bir büyük gergeftir,
geçirmiş ilmiğini alınterine?
niye aç ağızlardan örülü
bir martı çığlığıdır gök;
iner kalkar başının üzerinde,
küçük dalışlarla yoklar tekneni?

bir başınasın yaşamı üretirken
zıpkın çizer, kürek acıtır, ağ yorar.
neden elleri bulunmaz elinin yanında,
yorgunluğu neden paylaşmazlar
sofrasına çökerken yeryüzünün,
sor kendi kendine bir sabah.

Kemal Özer
-Kavganın Yüreği-