iskele – Selahattin Yolgiden

6310795

“gurbete geldiğimde ben
bir ceket vardı üstümde, bir cepken
dilim tutulurdu insanlarla konuşurken
tuhaf, çok tuhaf…”

yazı iple çeken bir mayıs
iskele’de yıkık dökük bir sahil kahvesi
birbirimize baktım durmadan
yusuf amca anlatırken eskiyi

“türk demek iyi insan demek, çok tuhaf
babam vardı benim, çok iyi bir adam,
babam, limantepe’yi çamlayan
parmağımı suya soktum şark balkanda
sene kırk beş, yediye kadar saydım
dondu parmağım
tuhaf, çok tuhaf

cahil insanlar şimdi,
unutmuşlar birbirini, hep laf, hep laf
çok tuhaf…”

girit’ten gelmiş ibrahim amca
bir gün tüm sevdiklerini kaybeden,
suskunluk yemini etmiş gibi arkalarından
bir masada öyle, gözleriyle konuşan

süreyya usta ile iskele’de
kırlangıçlı kahvede orta şekerli,
taze fasulye, pilav,
foça’dan marsilya’ya tekne hayalleri
dün burada değildim,
şimdi yüzyıllık iskele’li gibiyim, çok tuhaf.
güneşle elele tutuşmak nasıldır bilir misin?
parladı ellerim, tuhaf.

“çok iyi insanlar var,
gözlerimi kapadım, öldüğümü gördüm,
kürekle toprak attılar, sağ olsunlar
bir oğlum var, iyi anlar köfteden, okumuş,
ben okumadım, anlamam köfteden, insandan anlarım,
kırk üç ay askerlik yaptım, yürü yürü bitmedi yıllar,
çok tuhaf.”

yorgo seferis’in bahçesinde
o kitabı yazdığı sarnıcı gösterince süreyya usta
içimden bir şey koptu, bağlanamaz artık
birlikte, ilkbaharda, iskele’de
mayıs’ı yaz sandık, ağladık.

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

Görsel : Aydın Kavcıoğlu, Foça/İskele…