Melisa Gürpınar, (9 Aralık 1941 – 24 Kasım 2014) Anısına saygıyla…

24 Kasım 2019 Nur içinde yat

Her Harf Bir Melek – Melisa Gürpınar

I

Ansızın yüksek bir kapı çıktı karşıma.
Şaşkınlıkla giriverdim o kapıdan içeri.
Ve bulamadım kendimi bir daha,
Uçsuz bucaksız aynalı bir odada.

Anımsıyamadım,
evim yurdum neresiydi,
Hangi tahta ev,
Hangi yoksulluk bizimdi
Tarihin içindeki.
Dünyam hangi dikenli boşluğa
Takılıp kalmıştı da,
Tanıyamıyordum ardımda sürüklenen
Hayatın sahibini.

İşte önümde ışıltılı bir taht!
Dönüp duruyor kendi çevresinde.
Tahtta oturan kişi,
Acaba ateşten mi yapılmıştı,
Yoksa bir yanılsama mıydı
Gördüklerimin tümü de?

Derin bir uğultu yayılmaktaydı çevreye.
Yanardağlar patlıyordu sanki
Peş peşe.
Dendi ki
“Benim adım ‘A’,
Daha önce hiç duymadın mı?”
Ben sarsılarak,
“Çocukken bir ‘A’ vardı” dedim,
“İlk olarak öğretilen.
Ahşap tavanda gezinen imgeler gibi
Biçimden biçime girerdi.

Sonra ‘A-B-C’ yi duydum,
Ve insan adlarını.
İnsan adlarının da,
İnsanlar gibi yazgısıyla savaştığını
Anlatırdı gâliba ninem.”

‘A’ gürledi.
“Ben harflerin atasıyım.
Bizim evrenimiz,
Yazıdan yaratıldı,
Sesten ve yazıdan.
Daha kimseler yazıyı bilmiyorken
Yazının ışığıyla yıkandı
Adı olan olmayan.
Zaman karanlıktır,
Zaman kesici.
Zamanın yıktığı taşı
Yazıdır kaldıran yerden.”

Gördüm,
Gördüm onu yakından.
‘A’ kanatlıydı.
Annemin anlattığı bir masalın içinden
Çıkıp gelmişti sanki.
Görkemli bir taç da vardı başında.
Hiç gülmüyordu.
Kılıç gibi parlıyordu,
Gözlerinin pınarında ıslanan
Çırılçıplak bakışları.
‘A’ korkutmak mı istiyordu insanları,
Yoksa görevi sınamak mıydı?

Avucunda sakladığı rengârenk kuş,
Çocukluğumun alakargası değil ise,
Belki aşkdı,
Belki de bir kaç yanık tüy.
Ölümden artakalmış.

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-

Melisa Gürpınar, (9 Aralık 1941 – 24 Kasım 2014) Anısına saygıyla…

—Annem Nimet Akiz’in anısına


Dön çocuk yüreğim,
Dön küçük tahta evine.
Orada seni bekliyor
Annen ve herkes,
Tahta masa, tel dolap,
Çini soba yerli yerinde,
Kuyunun yanı başında
Üç beş nergis açmış bile.
Bak karakış neredeyse bitecek,
Okunmuş eski bir kitap gibi
Çekilecek köşesine.

Haydi koş çocuk yüreğim,
Aç bahçe kapısını
Gir içeri.
Fıstık çamı kurumamış, 
Kurur mu hiç.
Seni bekliyor
Dal uçlarında ışıldayan damlalarla.
Alakarga tekir kedi,
Anılarda kalan
Ne varsa bekliyor seni.
Çatıda uçan kiremitler,
Harf olmadan önceki renginde.
Pencereye kirli bir perde gibi asılan
Mart güneşi,
Harfsiz de güzel.

Hayatımız,
Yazıya emânet edilmemiş daha.
Yazı yok,
Ama umut var evimizde.

Kimseciklerin gülmüyor mu yüzü?
Gülmesin, ne çıkar,
Onlar aptal!
Demek örümcek ağları dolanmış
Yaşlı kızların saçlarına?
Kurumuş
Kar ile pekmez,
Önlerindeki çanakta.
Olsun
Sarhoş dayının
Seni her kucaklayışında,
Yüzüne bulaşan,
Şarap kokulu bir sevgi
Ve güven duygusu var ya,
O yeter sana!

Daha senin için doğacak,
Aşktan da büyük
Aşklar var ufukta.

Yaşanacak hayat,
Şiirden uzun,
Kavgalar şiirden zorlu,
Ve gözyaşı,
Şiirden çok daha parlak
Olduktan sonra,
Odalardaki hüzünlü suskunluk,
Küstürmesin seni çocukluğuna.

Kırık bir çömlek parçası gibi,
Binlerce yıldır
Yeryüzünün yürek atışlarını
Duyanlardan ol,
Kulağını dayayıp toprağa.

Haydi koş,
Bak kim duruyor karşışnda!
İncir ağacına yaslanmış
Öyle duruyor.
Yazıya dönüşmemiş
Ve adı konulmamış bir kavrayışla,
Sözden önce sevgi vardı dercesine,
Görünmeyen kollarını uzatmış
Annen sana.

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-

Her Harf Bir Melek – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR HER HARF BİR MELEK

IX


Üstelik aklım
Hâlâ ‘A’ daydı.
Ne meleklere dönüşmüş harfler,
Ne harfe benzeyen insanlar
Bana hiçbir sırlarını vermemişlerdi
Bugüne kadar.
Bitkiler, hayvanlar,
Çöller ve denizler
Yeryüzü ile gökyüzünün arasındaki
Bilinen bütün görüntüler,
Onları yazmam için,
Sanki bana yalvarıyorlar,
Ama her dilde
Başka bir sesin içinde saklanıp
Benimle köşekapmaca oynuyorlardı.
Harf bir simge ise,
Karşılığı olmalıydı gerçeklikte.
Ben bir kır çiçeğinin
Karşılığı olan harfi bile
Bulamamıştım ömrümce…

Ölmüş bir insan gibi
Kendi masalıma gömüyordum kendimi.
Düşürülmüş bir yüzüğü
Okyanuslarda arayanların
Çılgınlığıyla,
Boğulurcasına dalıyordum
İmgelerin içine.
Dağılmış pembe incilerin,
İstiridye kabuklarının
Üstünde yürüyordum sanki
Deniz diplerinde
‘A’ diye
Rüzgârın önündeki bir martı gibi
Süzülüyordu ‘A’
kendi gizil yörüngesinde.
Ben de ona yetişmek istercesine
Savruluyordum,
Sesimi yitirmeden
Ve gözlerimi ayırmadan güneşten.
Gidiyordum,
İlk günkü kadar şaşkınlıkla
Bilinmedik bir evrenin
Derinliklerine.

Ah sözcükler,
Dalgaların ucundaki
Köpükler gibi çözülürken kıyıda,
Anlamıştım ki,
Hem fırtınanın kendisi,
Hem de ekini biçen
Oraktır ‘A’.
Hem harfleri yaratır,
Hem de onlardan
Ömür dilenir kendine.

Hem şarkıdır,
Hem de ezgisi belli değil.
Sonsuzluğun neşesidir belki de
Yankılanan yüreklerde.
‘A’ ile birlikte
Bütün harfler
Yunuslar gibi yarışıyor
Yazının içinde,
Ve gizli bir iletişim kuruyorlar
Birbirleriyle.

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-

Her Harf Bir Melek – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR HER HARF BİR MELEK III

III

Mâdem hiçbir şey anlamamaktan başka
Yük yoktu çıkınımızda,
Derin uykulara dalmadan önce
Gözlerimizin ardına
Kamaşan başka gözler
Aramanın tam sırasıydı
Aslında.

Ve göçe hazırlanan leyleklerin,
Düzenli devinimlerle,
Kanat hışırtılarından yarattıkları
Ezgiye uyarak
Uzaklaştıkları bir güz göğüne
Bakalım.
İnce siyah çizgiler nasıl uçuşuyor,
Bir devin kirpikleri gibi
Harfler nasıl döneniyor
Başımızın üstünde.

Demek,
Herkes kendine bir harf yolu
Bulabilecek,
Eğer isterse gökyüzünde,
İp merdivenlerle
Yeryüzüne inilen,
Camdan bir sarayda
Ölümle buluşulup
Gene gökyüzünde yola devam edilen
Uzun bir serüvende.

Tutsak pazarlarından özgürlüğe,
Ateşten suya
Bir avuç kül gibi savrularak,
Düşten gerçeğe hızla akan
İnsan,
Kendini taşıyan bir kervansa,
Bir gün yolunu kesecek olan
Eşkiya,
Zaman adında bir cüce mi
Olacak acaba?

Hani güneşi,
Bir mücevher gibi iliştiren
Kocaman kavuğuna?
Ve gülen,
Gülerek takla atan boyuna.

Bir han odasında uyuklarcasına,
Başında korku bulutları,
Omuzlarında gece mavisi bir aba,
Durmadan sayıklayan,
Seven, üşüyen,
Yanaklarından aşağıya
Kanlı gözyaşları yuvarlanan
İnsan,
Tarihin karanlık geçitlerinden,
Kör bir yarasanın çılgınlığıyla
Uçarcasına geçerken,
Ne anlar acaba,
Bir mezar taşı gibi yolunu kesen
Harflerin öyküsünden?
….

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-

Melisa Gürpınar

23724a35-e252-46b7-b664-bdbc77b53b44

~~ Annem Nimet Akiz’in anısına…

“Şiir bir yolculuktur”
Demiştim bir gün anneme.
“Hayatın düşselliği
Ve derin gerçeği aşkın,
Eğer beni çağırırsa,
Kaçınılmaz bir yolculuk olur hem de.”

Annem gülümsemiş,
“Önce doğanın dilini öğren,
Bir harita gibi
Göstersin sana gizli yolları
Yazıya giden”
Diyerek,
Yaşlı incir ağacının
Alçak bir dalını
Kendine doğru eğmişti.
Ağır bir ayrılık düşüncesi,
Artık gölge gibi
Vurmaktaydı yüzüne.
Elinizdeki kavak inciriyle
Şaşkın ve kararsız
Kalakalmıştı,
Hüzünlü bir güz ikindisinde.

Bense,
Annesinin elini bırakıp kaçan
Küçük bir çocuğun merakıyla,
Nereye varacağımı bilmeden,
Olanca gücümle
Uzaklaşmak istiyordum o gölgeli bahçeden,
Gençtim.
Bir ömür boyu koşabilirdim,
Yere düşen bir yaprağın içindeki
Saklı harflerin peşinden.

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-