DUTLUK – Gonca Özmen

DUTLUK
Dutluğa doğru gel
Evlerin uzağına

Sana susmayı öğreteceğim
Dalların kaygısını da

Azaldığın yerden öpeceğim
Azaldığı yerden doğanın

Ovayı geç
Dutluğa doğru gel
Arasına otların

Sana fırtınayı dinleteceğim
Theşub’un çığlığını

Bir suyun ardında seni
Neden sonra yine bekleyeceğim

Tarlayı geç
Daha gel daha
Dut kokusuna

Sana karıncaları göstereceğim

Gonca Özmen
-belki sessiz-

 

AĞZINDI – Gonca Özmen

 

GONCA ÖZMEN

Ağzındı
Çıplak duvar, mahrem kapı

Ağzındı
Doğmamış dizeler getirip bıraktı

İklim değiştirdi otlar kendiliğinden
Gördüm ağzın yaprak kırgınlığı

Ağzındı
Yıkılan ceviz ağaçları gibi

Tüm sesleri toplayıp gitti

Ağzındı
Sokak çocuğum eksik göğüm

Ağzındı
Ve çocuktuk hâlâ sevişirken
(iki oyun arası)

Gonca Özmen
-belki sessiz-

 

Ay İle – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN AY İLE

Sazlıkların orda arındım da bekledim
Kara yazıların üstüne eğildim de bekledim
İnadımın dibinde tortop bekledim
Öteleri çekiştirip berilerde bekledim
Derman ol deyip de bekledim
Dumanlı aklımla, çocuk ayıbımla, kenar süsümle bekledim
Sesimden gürültülü trenler geçti bekledim
Ayvalar erdi ben bekledim
Dallanıp odalarda budaklandım da bekledim
Dara düştüm gün yüzü bekledim
Uzaklar çınlayıp durdu ben bekledim
Her yanım alev bekledim
Taş topladım, kuş uçurdum bekledim
Götürmedi yol
Göle durdum ter ter bekledim

Gonca Özmen
-kitap-lık D. Ekim’14-

Böyle Rüzgârlar – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN BÖYLE RÜZGARLAR
Böyle şeyler oluyor işte böyle rüzgârlar
Bu güz balkonu beni çağırıyor

Neyi dağıtıyor elin akşamda
Ben saçlarımı topluyorum ırmakları da

Sonra gidip bir şiirin önünde soyunuyorum
Bir çocuğu öpüyorum adı sevişmek oluyor

Her şey bizden ayrı
Her şey biz varken yan yana oluyor

Bu oluşa biraz keder ekliyorum

Ellerinde bir ağaç
Ellerinde telaşlı bir ağaca bakıyorum

Sen oturup şeftali yiyorsun
Otlar diyorum yürüyor görmüyorsun

Sıkıntılı bir yağmur geçiyor pencerelerden
Kendime sesleniyorum ses vermiyor

Ah sevgilim aramızda bir iğne
Beni sana dikiyor

Gonca Özmen
-belki sessiz-

 

Kuş Uykularında – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN KUŞ UYKULARINDA
Gittikçe ürperiyordu demirde pas
Derin girdaplar konuşuyordu tenimde
Sarmaşığın uzadıkça uzuyordu kolları

Gizemi buydu işte acemi bekleyişlerin
– Aynı kalbinde bir bıçak –
Mavi düşler görüyordum
kuş uykularımda

Nasılsa diyordum
Yıkık duvarlar saklıyor yüzümü
Nasılsa her yara bir kabuk ediniyor kendine
Her yırtık bir yama

…..

Sonra çıplaklığın saçıldı geceye

Gonca Özmen
– kuytumda-

Günler Süpürüyor Ağıtları – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN GÜNLER SÜĞÜRÜYOR AĞITLARI

Bir bomba gibi düşüyor
sözcükler usuma ve bir infilâk
Rüzgâr çıkarsa dökülür yapraklarım

Her şiir yeni bir sancıdır

Bir balerin, çiçek kadar
yumuşak adımlarıyla
Okşayıp gidiyor yüreğimi

Gözleri su döküyor yangınıma

Günler süpürüyor ağıtları
Kara bir asker botunun altında
çiğnenmiş papatya artığı

İyi ki gökyüzüne basamıyor ayaklarımız

Gonca Özmen
-kuytumda-

Eski Alınganlık – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN ESKİ ALINGANLIKLAR

Bir yağmuru koymak var sabahın yanına
Bir yağmuru şimdi üzgün boynuna

Nehirlerin dinlediği seslerdik

İçimizden sular geçti
İçimizden sessizlikler, dalgınlıklar

Baktım acımız bir perde
Kapattık

Şimdi durup dokunsam bir yalnızlığa
O yalnızlık o yağmura uysa

Aksak zamanın ucuna aksak
Bir yokuş var, bir yok oluş
Tırmansak

-Onlar eski bir alınganlığı koydular önüme
Ben kuşları anladım bundan-

Gonca Özmen
-belki sessiz-