GECEDE – Ahmet Günbaş

AHMET GÜNBAŞ GECEDE ASLI DURAK SESİNDE GÜLLER
I.
Gecede ıslıklardı birbirleriyle yarışan
Kuşanıp bıçkınlığını genç ömrümüzün
Öfkesiyle dalgın bir suyu uyandıran
Çılgın aşıklar gibi aykırı zamanlarda
Güvenip isli fenerine kör bir limandan
Kaptansız kılavuzsuz yekpare açılan

Gecede ıslıklardı / Sarsak düşlerimizin
Kaypak ve kaygan çulunu yırtan eşkıya
Kaldırıp masalardan süzgün bir kederi
Pervasız taşıyan meçhul bir acıya

Gecede ıslıklardı dellenen çocuk halleri
Mayıslarda çoğalan eylüllerde ağlayan

II.
Gecede aşıklardı yüzüstü bırakılmış
Koşarken yürek közleyen ateşlere
Sanki dur durak bilmez doru atlardık
Kimdi bize o bahçelerden el sallayan
İsimsiz her ayrılığa bir gül fırlattık

Gecede aşıklardı esirgedik son bir şiiri
Biberledik dilini kösnül şarkıların
Sürgülendi içimizdeki o azgın serseri
Ertelendik gelmez baharlara kaldık

III.
Gecede çığlıklardı enkazı gök gürültüsü
Susturuldukça püsküren yanardağ ağzı
Yumak yumak yalanlarla kirletilmiş
Bir kent ki anne telaşıyla kaygılı
Ve yasak bir pankart gibi gerilmiş

Gecede çığlıklardı öksede kuşlar sürüsü
Öyküleri fotoğraf arkalıklarında yazılı

Ahmet Günbaş
-Göçkün(1997)-

GÖÇKÜN – Ahmet Günbaş

Oborotov Alexey

Dilsiz bir temmuz neyi anlatır
sağır bir ağustos, savruk bir eylül
kavruk bir ekim neden kıvranır

Göçmek neyin adı hangi huzur ülkesi
Uzatan türküleri / daraltan ufkumuzu
Pörsümüş bir ömrün tekerleği nerede kalır

Nasıl kaçılırsa gemi azıya almış bir yangından
Öylesine uzak bir meçhule silkelenir bulutlar
Silinir çisil çisil kaygan yağmurun sesi
Örgüsü ellerimizden çözülen tül mutluluklar
Kızgın kayalarda yarılmış yüzümüzün aksi

Çığ düşer üstümüze lanetliler kervanı yürür

Kılcal bir ağrıdır toprağımızın sürüklenen kokusu
Sorgulanan bir bozkır utancıdır eğnine giydirilen
Dağlarımızın güneşe çevrili çiçekli bakışında
Kıyılmış şafağımızın özlemidir ansızın beliren

Bir sigara içiminde derin derin düşündürür

Göçmek neyin adı hangi huzur ülkesi
Yaftasında göçebe bir acının bağışlanmaz suçlusu
Yüklenir yolların çıkışına doğru sürgün geçmişini
Kulaklarda çocukların topaç gibi çevrilen avazı
Dönülür tüm kapılardan tersyüz edilmiş bir ceket gibi

Oyulunca altı göçkün bir sevdanın
Aşksız bir yürek nasıl dayanır

Ölüm gelir baş köşeye kurulur

Ahmet Günbaş
-Göçkün(1997)-

©Oborotov Alexey