herkes karşısındakinin bir yerini acıtır – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN

siz bana gelmeyin bay antuan,
ben sizi bulurum
sultanahmet’te gelinlik sokak’ta
gece boyu bıraktığınız ayak izlerinizden
zor değil size ulaşmak

siz bana uzun boylu olmayın
ben kısalırım
içinden çıkılamaz durumları
aşarız beraber
herkes birinin kalbindeki bir yeri açar
dokunduğu zamana kadar bilinmeyen

ve çocuklar kükürtle büyür gecekondularda
çiçek açmalarını beklemeyin bu yüzden

iki elin sayısı kadar arkadaş yeter insana
elinizi uzattığınızda yirmi el ve yüz parmak
ille biri denk gelir de tutar sizi
kedileri ve köpekleri
buna dahil etmiyorum ama
özellikle sokaktakileri

ve sardunyaları da unutmayın
balkonda kim bilir kaç gündür sulanmayan

herkes karşısındakinin bir yerini acıtabilir

Selahattin Yolgiden
-gittiğim en uzak yer sizdiniz-

 

herkes nasıl suskun hâlâ – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN

yangınlardan geçtik akşamüstleri
içimizdeki
birilerinin verdiği kullanılmayan öğütler
sıkılmışken beklemekten dudak uçlarında
herkes nasıl suskun hâlâ

siz hiç meydan dolusu
el ele tutuşmuş insan gördünüz mü
ağızlarında karanfillerle pos bıyıklılar,
fötr şapkalı ihtiyarlar
fesli küçük çocuklar
ve bir iğin ucuna tutuşturup yünü
mucizeler yaratan ihtiyar kadınları gördünüz mü
bay antuan, manakis’lerden önce?

bir düğün sahnesi; gelin iki kişinin kolunda
küçük asya’da, siyah beyaz
siz hiç bir akıntıya kapılıp gittiniz mi
su sizi nereye götürürse üsküp’te
ve bir kadın, bir cumartesi öğleden sonrası
size aldığınız en güzel armağanı verdi mi hiç?

ve o kadın sizi kollarınızdan tutup sıkı sıkı sardı mı hiç?

Selahattin Yolgiden
-gittiğim en uzak yer sizdiniz-

 Görsel: Üsküp

dünyanın tüm sınırlarının kalkması – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN GİTTİĞİM EN UZAK YER SİZDİNİZ

ne güzel her gecenin ayrı renkte yanması
binbir zorlukla açan bir çiçeğin
kokusunu en sona bırakması

bilmez misin ona doğru eğilmiştir tüm kamışlar
gök, kızlarını çekerken gölün üzerinden parça parça
akşamları açılan pencereler önünde beklenenler
gelmezler. aralık’tır: iyice gri ve karanlıktır

ne garip benden bir şeyin doğması
yemesi, içmesi, âşık olması
ellerinde çanlarla bekleyen kadınların
gezi’den dönen oğullarını kucaklaması

ne güzel bay antuan, herkesin farklı dillerle
aynı şeyi haykırması
haritaların yakılması, gözlerin kamaşması
dünyanın tüm sınırlarının kalkması

yüzleri saklı fotoğraflardaki herkesin, neden?
bir yanı sır, bir yanı iyice belli anlayana
bilmez misin, o göl kamışların annesidir
ölüm kalır geride, böyle söyleyin soranlara

ben giderdim onların yerine, böyle söyleyin onlara

Selahattin Yolgiden
2015
-gittiğim en uzak yer sizdiniz-