gezgin – Arkadaş Zekai Özger

ARKADAŞ Z ÖZGER SEVDADIR

dün geldim
geç kalsam da bağışlanır

bir bahar bozumuydu yola çıktığımda
yüzümde suçlu bir merak
kalbim heyecandan telaşlı
gözlerimde ısırgan bir hüzün vardı
hüzün: hep bilinir
bir afyon çiçeğidir önceleri
dalayan bir ısırgan yoncası olur sonra
dalayan ve uyandıran o afyon uykusundan

dün geldim
acı sırtımda tabiy

yolum uzundu
yanımda hiç resim yoktu
dağlara baktım: dağıldım
yollara baktım: yoruldum
gece ayışığı içtim, dudaklarım kurudu
gündüz böğürtlen yedim, dilim buğulandı
siz görmeliydiniz o kanı
bir dağ çiçeği sevdasına bin arı öldü
tam ordan geçiyordum, gördüm diyebilirim
aman nasıl petekti öyle
nasıl baldı
böğürtlen gibi kırmızıydı
kan gibi saydam
bir garip kokuydu, onun kokusuydu
dayanamadım, eli titrekti ama
yedim yedim kalbim çatladı
sevdam o dağ çiçeğinde kaldı
……..

Arkadaş Zekai Özger
-Sevdadır-

YASALAR VE YASA- YAPICILAR – Halil Cibran

HALİL CİBRAN YASALAR VE YASA YAPICILAR

Çok eski zamanlarda, bir büyük hükümdar varmış. Adil ve bilge bir hükümdarmış bu. Ve halkı için yasalar çıkarmak istiyormuş.

Bu yasa yapma işi için, belki bin ayrı kabileden, bin ayrı bilgin, akıllı, hikmetli, gün görmüş insanlar çağırmış payitahta. Ve bu süreç aksatılmadan işletilmiş; halkın işleri bu bin hukuk bilgini arasında görüşülmüş, tartışılmış ve bin madde halinde yasalara bağlanmış.

Fakat ne zaman ki, bu bin yasa maddesi kâğıt üzerine yazılmış, yazılı metin hükümdarın önüne konmuş ve o da bunu okumuş, işte o zaman hükümdar başlamış için için ağlamaya. Niçin mi? Çünkü o güne kadar haberi yokmuş bu hükümdarın, ülkesinde işlenip duran bin ayrı suç türü bulunduğundan.

O zaman, kâtibini yanına çağırmış ve ağzının kenarına ilişmiş kederli bir tebessümle, kendisi yazdırmış bundan böyle ülkede geçerli olmasını istediği yasaları.
Ve bu yasaların sayısı sadece yediymiş.

Bin yasayı yapan bin hukuk bilginine gelince, onlar, düzenledikleri bin yasanın metnini de yanlarına alarak, hükümdarın huzurundan öfkeyle çıkmışlar. Ve her biri kendi kabilesine dönmüş. Her kabile o günden sonra, kendi bilginlerinin yaptığı yasaları uygulamaya başlamış.

O günden bu yana o kabileler hep o bin yasayla yönetildi. Büyük bir ülke, fakat bin tane hapishane var orada. Ve hapishaneler, o bin yasayı ihlal eden kadınlarla, erkeklerle dolu.
Gerçekten büyük bir ülke orası, fakat, bilge hükümdarın soyu dışında, halkın tamamı o bin yasanın yapıcısı olan bilginlerin soyundan geliyor.

Halil Cibran
-Gezgin/Kıssalar ve
Hikmetler-
Çeviri: Cahit Koytak

ZAMAN – Metin Altıok

METİN ALTIOK ZAMAN

Ömür boyu tarayıp ördüğüm şu zamanı,
Benden sonra başıboş ortalıkta bırakma.
Ki sessizce büyürken depreşik yalnızlığı,
Sallansın kurdelesi hiç olmazsa başında.

Onu seneler evvel bir kentin cangılında,
Olmakla olmamak arasında buldumdu ben.
Yüreğimde düğüm düğüm bir tıkız aşkla,
Sokaklarda kararsız boğuntuyla gezerken.

Tanıdım bakar bakmaz incecik annesinden
Ve bir kız çocuğu olarak geçirince içinden;
Duruldu bulanığım gözüm gönlüm ışıdı.

O günden bugüne işte o kız çocuk zaman,
Sağdı ömrümü güleryüzle durmadan.
Beni benden koparıp yarınıma gül taşıdı.

Metin Altıok
-Gezgin-

SAVRULAN – Metin Altıok

METİN ALTIOK SAVRULAN

Görüyorsun bir acıyı gidiyoruz seninle,
Örselenmiş söz yığınları bırakarak
Kırık tekerlekler gibi ardımızda.
Ve üstümüzde döneniyor çaylak sürüsü,
Doyabilmek için yaralı bir aşkla.

Konuk göçüyoruz böylece acıyla birlikte.
Bir imgeye dönüşen rüzgârın önünde
Savrulan ve toza boğulan,
Soluk ve üzgün bir mendilin peşinde
Üstünde birkaç damla gözyaşı olan,
Koşuyoruz her şeyin silindiği bir yere.

Metin Altıok
-Gezgin-

Metin Altıok (14 Mart 1940 – 9 Temmuz 1993) Anısına sevgi ve saygıyla…

metin-altiok

KAR

Yüzüne vurur gölgesi gördüğün düşün,
Ölüme benzer soğuk bir uykuda.
Artık kardır savrulan bütün uzak yollarda,
Uykuyla uyanıklık arasında.
Kardır çiğnenmiş kuş ayaklarıyla,
Yastık kılıfının ucunda, bu bembeyaz dantelâ

Metin Altıok
-Gezgin-

GEZGİN – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GEZGİN

—bir uzun deniz gibi yüreğimde gezinen
gözlerinden ruhuma yelken açarken gizem—

gezginimsin
aşk ülkesi savruk bıçak yazından
kayaların ağzından sulara uzanan dil
saklı badem ağacı ilk gençliğimden kalan
gardaki son trene salladığım ak mendil

sen, gezginim
kanadımda yanık fırtına izi
ışıklarda yitirdiğim kör şehir
batık kayıklarımın kuşatılmış denizi
baldıran tasından içtiğim iksir

ah gezginim
ateşin yorulmayan dansı gecede
yastığımda parlayan Samanyolu
duraksız koştuğum çizgilerinde
nefesimde ak güvercin soluğu

ah gezginim, benim eski gezginim
uykusuz bir su gibi içimde gezdirdiğim

Ayten Mutlu
-Denize Doğru-

SONRA GİT – Metin Altıok

metin-altiok-sonra-git

Bunları yap, sakın unutma,
Mum yak bir aşkın sıcak anısına,
Suyla hesaplaş, rüzgâra sür yüzünü,
Cesedini bul bir yokluğun kıyısında.
Bunları yap, sakın unutma.

Yasını tut, günlerce ağla,
Mandalı düşmüş bir kapak
Göğsünün kuşsuz bir kafesinde,
Tak tak vururken sızlayan boşluğuna,
Yasını tut, günlerce ağla.

Sonra git yeni bir aşkı bulmaya,
Bir yağmur sonrasının
Duru aydınlığında,
Yıkanmış avlun, dinmiş uğultunla.
Sonra git yeni bir aşkı bulmaya.

Metin Altıok
-Gezgin-