sanrı – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL SANRI

güzel bir şeyler yazdığımı sandım
unutmuşum yalnızlığımda
koyduğum yeri aradım
bedenimin şimdi olmayan bir yerinde

parça parça şiirler var aklımda
kâğıtlar dolusu anı, atılmış
çekmeceye, dosyalarda birikmiş
ağacın gölgesi sinmiş içine

sedir kokuyor sabah
dün güzel bir şey vardı içimde
yazdım uykunun en derin yerinde
uyandım ah!

boş bir kâğıtmış zihnim

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

 

ırmağın adı – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL IRMAĞIN ADI

I
kim bilir kaç kez geçtim buradan
yolun eskime payı
daha küçük hayattan
ne adımlarım, ne aklım
anlıyor uzayan mesafeleri

hayat bir mum alevi
kısaldıkça büyüten gölgeleri
eskiyi daha iyi bilmemiz bundan
elin duvara vuran hayali
bir oyundur, gözer çarpar hani
anımsamak gibi
geçtiğim yolun sonuna geldiğini
hissetmek ve bilmek
tam bittiği yerde biri
karşılayacakmış gibi beni

II
şuraya hemen uzanmak
istediğim günler oluyor
“ört üzerimi” demek yakın birine
zaman
suyun ışığı bir gömlek gibi
sıyırıp attığı yerden sesleniyor:
“bekle vakit var daha”
akmak onunla birlikte
artık orada olmayan bir zamana

kim hatırlar bizi zaten
gözlerimizdeki ırmağa yansıyan
hayatımızdan başka

III
bir deriye benziyoruz hepimiz
ruhun altına sığındığı çatı
kendi benzerlerimizi
ararken kayboluyoruz
kendi gözlerimizle arıyoruz
çünkü kendimizi

aynaları sevmemiz bundan
içimizde Tanrı’dan kalan
parçaya bakıyoruz orada
orada yıkanıp durulanıyoruz
günahlarımızdan
her şeyin tersi olan
kendimize bakarken

IV
gençliğimde dolaştığım
yerleri dolaştım gene
adımlarım aldırmıyor geçmişine
gitmek istiyor kendi bildiği gibi
anımsıyor aklın anımsamadığı yeri

şurada durmuştum
yağmurlu bir günde elimden tutmuştun
beni çıkarıp kendi içimden
gözlerindeki nehre atmıştın

ben akıp gittim yıllarca
kaynağını arayan bir su gibi
kendi çığlığının peşinden
nehrin sorup durduğu ismi
kimse duymadı neden

V
nereye gitti onca zaman
bir saman yığını, havalanan
her bir parçası
rüzgâra asılmış duran

tek tek bakmak mümkün mü
günlere, saatlere, dakikalara
ayırmak hayatı parçalarına
her anı kutsaldı, her an
tatlı bir sızı gibi akıyor
hâlâ açık duran yaradan

VI
başkasını düşündüğümü
sanırken bile
seni düşünmüşüm
uyandım işte
içimdeki aynadan

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

hafıza – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL HAFIZA ©

kendime bakmaktan nicedir korktum
aynaların arasındaki boşluğun
içinden kayacakmışım gibi
başımı saçlarından tuttum

gördüm ki boşunaymış
başın altındaki beden
benden
uzaklaştıkça
müzik sarıyormuş her yeri
tanrının acuçlarından
süzülürmüş gibi
uzun upuzun trillerin ardından
boşluğun borusunu duyan beden
başla buluşuyor yeniden
ve boşlukla başbaşa kalan ayna
kırıyor kendini kıskançlıkla

boşluk göremez artık kendini
onu ona anlatacak biri
olmalı
onun için belki
yalnızca bir söz vardı başta
“ol” dedi
gerisi yalnızca hafıza

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

© Bing Wright.

büyük ağaçların altında – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL BÜYÜK AĞAÇLARIN ALTINDA

büyük ağaçların altında uzandık
gözlerden uzak el ele, rüzgârın
hafifçe salladığı dalların
arasından görünen gökyüzünü geniş
kıyıları okşayan bir deniz sandık

içimizden yukarılara doğru sıçrama isteği
kalbin özlediği yol, gidilmemiş toprak, bakir unutuş
ve bakır renkli bir kuş olan sürgün
saatin kırık zembereğinde donarken gün

sana baktım, bir kısrağın
ayışığına benzeyen gözlerinden süzüldü güz
giysilerin çıplaklığından kurtulduğumuzda
utanmayı öğrenmemiştik henüz

büyük, çok büyük ağaçların altında öpüştük
yüzyıllar geçmiş gibi bakarken birbirimize
uykuyla uyanıklık arası bir yere düştük

biz aşkı el yordamıyla aradık
bulduğumuzda
… bir daha uyanmadık

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

şarkısız sözler – Tuğrul Tanyol

tugrul-tanyol-sarkisiz-sozler

~Fakat içimde şarkı bitti
Cahit Külebi~

tüm şarkılar beni bırakıp gitti
yalnızca sözler kaldı geriye
bir delikten bakmak gibi içeriye
ürperti! artık avuçlardadır

ürperti ruha geçtiğinde
bir delikten bakmak gibi içeriye
tüm şarkılar beni bırakıp gitti
gözün gölgesi düştü belleğe

bellek göze yaklaştıkça büyür
uzun bir yola gitmek gibidir
kalbin sesini duyarsın durmadan
yalnızlık oradan çıkar gelir

şarkı kulağı terk edince
artık yalnızca boş bir sestir
bir ilahi bir ilahiyi çağırır
hayata son bir kez bakmak vardır

tanıdığımız dünya
belki gene orada
belki ben yokum, belki
bir şarkı çalıyor hâlâ

dokunmak gözle başlar
… sonra söz girer araya

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

menüet – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL  MENUET

günün ortasında yakılan ışık
gecenin serzenişi
dağılan müzik
rüzgârın peşisıra, bak!
koştuğun yerdeki
ayak izleri
uçuşmada hâlâ

bir değirmen
uzakta
rüzgâr olmasa da
çeviren
kollarını

dev dalgalar
görmüşlüğüm vardır
dev yalıyarlarda eriyen
ağlarken susuşu bir kadının
öyledir,
iki gözyaşı donar kalır
tam göğüs uçlarına inen yolda

müzik ansızın biter ve nasılsa
içindeki dans sürer hâlâ

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

beyaz gül – Tuğrul Tanyol

nazan bostan

beyaz gül
gözün üzerinden kayan hayal
ellerinin arasında bir an
başımı oraya al

beyaz gül
gülümseme, umut
beni başımı koyduğum
yerde unut

beyaz gül
saflık derken aslında
alışkanlık, bir soru
kırışırken alnında

beyaz gül
kemandan dökülen arya
anımsamak sor mu
yıllar bile girse araya

kırmızı gül
beyaza deliler gibi âşık
umutsuzca aranır durur
evi sararken sarmaşık

bayaz gül
dikkatle bak, orada
kalbin saati ansızın durur
yüzyıllar geçer arada

kırmızı gül, göğsünden
kopardığı dikeni
batırsa, yılların unuttuğu aynada
uyanıp görür mü gençliğini

zaman güllere karıştı
üfledi kendini usulca
kırlar, bahçeler boyunca
aşk bitmez çünkü bak

yepyeni bir gonca
tutuşan sapın ucunda

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-