ÇERÇEVE – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ ÇERÇEVE

Ufkun bize söyledikleri, kuşkusuz eskiden de duyduğumuz şeyler;

Tanışmadan karşılaştığımız
Tanışıp ayrıldığımız
Adları olan, fakat çoğunu bizim koymadığımız.

Ilkı gibi ağıla döner, sonra saldırır intikam almak için unutkanlığımıza
Çan sesleri, özlem, tutku ve keder…

İkimizi bekleyen şey de böyle; kendini kumsalda arayan şu avare rastlantı
Çerçeveleyecek bulursa, dışlayarak birçok şeyi, kendine güzellik edinecek.

Yenilip, bir adaya doğru geri çekilenler de kendine doğru ilerlemiyor mudur?
İşin aslına doğru hamleler, sesin ritmine doğru adımlar, anafikre doğru düşlemler

Sonra tahminler, sonra arama çizgileri, sonlu sonsuz nice akıl yürütmeler…
Bir yaşamöyküsünü bütünlediği kadar onu paramparça da ediyor mudur?

Ferruh Tunç
-Sözcükler D.Eylül-Ekim 2019-

ÇARK – Ferruh Tunç

s-b5466cbc55f2c2258210bffe1a9d6436fd230a2d

— Ercan Kesal’a

Doğdu; bir havuzu oldu, kilden…
Eskitilmeye bırakıldı toprağı, o büyürken.

Su boyunda kavaklar yükseldi onunla birlikte.
Bir başka koyaktaysa, boy attı ulu cevizler.

“Zor değildir burada büyümek
— dedi, gezinirken alçakgönüllü bakışlarıyla odada —
türkü söylemek, sevmek de…”

Kibriti çaktı, lambayı yaktı
Ve çevirdi çömlekçi çarkını yeniden…

İyimse Kapadokyalı.

Ferruh Tunç
-Sözcükler D/Mart-Nisan 2018-

Görsel: Ercan Kesal ve ailesi..

 

SIĞINMACILAR – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ SIĞINMACILAR

Düşerken yontulduk yamaçtan
Kapılmış giderken sele, tıraşlandık

Şu durup güneşlendiğimiz yere bakın

Evrensel vicdanın yokluğunda
Sürünerek ulaşabildiğimiz yere

Üstündeyiz bir kayalığın
Gölgesinde yaralı ağaçların

İleri yürüsek
Geri çekilsek

Sağımız
Solumuz

Uçurum.

Ferruh Tunç
-Sözcükler D. Mart/Nisan 2014-

MOZAİK – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ MOZAİK

Keşişin dökülmüş saçları
Kısrağın hüzünlü bakışı

Hangi renkle yansıtılacaksa, o renkleri ayıklamalı
(Gelinciklerden söz gelimi, genç kızın dudakları)

Kitabı altın yaldızlıydı sanırım
Bakırdandı yüzü, demek ki…

Kadehi tunçtan olsun mu?
(Hayır, hayır, çok ağır!)

Doğanın solmayan solgun taşlarını dök şuraya,
Göğü betimleyen, denizi aşan, akarsuyu taşıran

Yüksek kayaların dibinde
Seyrinde ormanların

Ayıralım, kıralım önce ağır ağır
İşleyelim, döşeyelim sonra da

Nasılsa, sonraya kalır.

Ferruh Tunç
-Sözcükler D. Ocak/Şubat’14-

BAĞIŞ – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ BAĞIŞ

– Aşk mıdır?
Değilse, bağıştır:

Haklılara değil, en çok haksızlara (verilen)
haklılardan değil, en çok haksızlardan (alınan)

hesabı tutulmamış, en çok bir okul sırasına kazınmış

“…doğrulupu veya yanlışlığı kendi içinde ve kendisine göre;
bu müphem…”

bu yeğnilten,

bu rehnedilmemiş,

bu tecime bulaşmamış;

bu mavi gökten toplayıp
kara yere boşalttığımız
elekte nasılsa kalmış…

Borcun yok bu yüzden
bir teşekkür bile.

Çünkü sen,
rüyamda aktığım kadınsın;

fidyecim, kuzgunum, ayıbımsın.

Ferruh Tunç
-Sözcükler D.1/Mayıs-Haziran 2006-

ÇÖPSÜZ – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ ÇÖPSÜZ

Tohumları ithal edilen fesleğenleyiz
şimdi saksılarda

Tülbentte süzülmemiş şerbettir
genzi yakan, kadehteki

Kuşlar uzaklara gitmiştir
havadaki yanık gaz kokusundan
*
Ayazdır, dil çiçeği dökülmüştür
daha meyveye durmadan

İncinin göbek bağı kesilmiştir
çoktan kendi kabuğundan

Mujdeci, gözümüze ayna tutmaz
yüzüğünü çevirmez olmuştur Süleyman
*
Nice gün?
*
Göğe kimin bayrağını çekelim şaşkınlığında serviler

Miraç ve Nevruz sesleri yükselirken kalabalık çarşıda
Kaçıp gitmiş ortak ruhlarımız sıkışan saflar arasından

Elmasın sınadığı camı, şimdi kurşun sınamaktadır

Sarayların bahçe duvarlarını yıkamayan devrimlerden sonra
Gönül köşkü yıkılmış muktedirlerin ne çok garsoniyeri var

– Çöküş !

Değersiz benzerlikleri çoğaltıp adına demokrasi diyorlar
Ve bekçisi şahmeran değil artık hazinesi olmayan kadınların

– Rüşvet, her yan !
*
Kirleterek elbet yazılanlara eskil bir hava katılacaktır
Kehribar elimizde fakat saman çöpümüz kalmamıştır.

Ferruh Tunç
-Sözcükler D. Temmuz/Ağustos 2011-

CADDE – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ CADDE

Bir kentin özeti – öyleyse – bir cadde olmalıdır
Haykırısı çünkü tıpkı odur
(Uluması demeliydim; şimdi yaralı o.)
Cümleleri kuruşu
Harflere vuruşu
Apacık ediyor ki; bir fikir o, bir tez…
Bir stil, bir eda belki de; şimdiden, sonradan, önceden…
Anılarımızın sığındığı bir liman da diyebiliriz ona
İsteklerimizin kendisini dışa vurduğu sahne belki de
Şöyle yazmamışlar mıydı duvara bir zamanlar; o caddeler:

“Hükümet yıkılsın, AVM yapılsın!”

Ya da:

” O son birayı yasaklamayacaktın!”

Ferruh Tunç
-Sözcükler D., Mayıs-Haziran’15-

Resim: Kumrular Sokak/Ankara