Dilek – Fazıl Hüsnü Dağlarca

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA DİLEK

Gün doğar doğmaz
Bakınırsın ya dört yana
Dağlrını sayarken
Beni de say.

Kuşlar kaç
Uçanlar
Daldakiler kaç
Kat o kümelere beni de say.

Yollardaki
Şu gördüğün çocuklar içinde
Buğday benizli sarışın kumral
Belki utangaç… beni de say,

Ağaçlar dizilmişlerdir ya yol kıyılarına hep
İkişer ikişer, tek tek
Aralıklarında dur biraz
Beni de say.

Ölüleri sayarken
Bir ülkü uğruna yaşamasını vermiş ölülerini
Unutma
Beni de say.

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Dört Kanatlı Kuş-

ÖZGÜRLÜĞÜNE DAL BUDAK SALAN – Fazıl Hüsnü Dağlarca

ÖZGÜRLÜĞÜNE DAL BUDAK SALAN - Fazıl Hüsnü Dağlarca

Ağaç bir ülkedir
Dalları kentler
Yaprakları yurttaşlar
Gün doğarken aydınlanmasıdır sizin uyanmalarınız

Gece gündüz sallanır ağaç
Geceyi okurkendir gündüzü okurkendir
Geçmişbilimin yerbilimin anılarındadır
Yaz geldi mi yeniler evren yaşamını

Çok güçlüdür ağaç
İnandığı toprakta yeşilde
İnandığı erdemde
Durur bir tek yalan söylemeden

Ağaç söz verdiğini yapar
Kiraz mı dedi kiraz verir
Armut mu dedi armut verir
Adıdır söz verdiği

Ağaç bir insandır
Yurdunda dal budak salan
İnsanlar ağaç olmalı
Özgürlüğüne dal budak salan

Fazıl Hüsnü Dağlarca
Akatalpa, Mayıs 2004

Havaya Çizilen Dünya – Fazıl Hüsnü Dağlarca

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA HAVAYA ÇİZİLEN DÜNYA

Yalnızlık, sabahların yaşadığı yalnızlık;
Suların içindeki ışıklar kadar ılık.

Hüzün, o mısralardan dudakta kalan hüzün;
İkindi üstlerinde aydınlığı gündüzün.

Uykular, ilk gençliğin gündüz gibi uykusu,
Vücudun balık olup içinde yüzdüğü su.

Sessizlik, geceleyin yolcusuz sokaklarda;
Sükûn dalgalarının ortasındaki ada.

Ruha uzak bir şehir içinden gelen rüzgâr,
Ayrılıktan önceler, ayrılıktan sonralar.

Müzelerde o ölü zaman, o gölgesizlik,
Yüze değen eskilik, sonsuzluk, kimsesizlik.

O kadar siliktir ki bir bayram günü şiir,
Uyurken akla gelen son hayaller gibidir.

Hayatın oyundaki sükûna değen sesi;
Çocuklukta her yeni sınıfın ilk dersi.

Müzikten sonra içi dinlemek uzun uzun;
Bir resimdeki davet, bir heykeldeki sükûn.

Öyle sevgililer ki bir gece görülmüştür,
Hatıraları ömrün gecelerince yürür.

Duyulan sılasıyla sezilen o beldeler,
Geçer yelkenler gibi enginden birer birer.

Dudakların habersiz söylediği şarkılar;
Vücudun ağaçlardan önce duyduğu bahar.

Çiziyorum havaya dünyamı bir çiçekle
Ve hayran bakıyorum bu rüya gibi şekle.

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Havaya Çizilen Dünya 1935-

O DEVLETLERE DİLEKÇEDİR – Fazıl Hüsnü Dağlarca

fazil-husnu-daglarca-o-devletlere-dilekcedir

Sivas’ta bir çocuk dördünde var yok
Gözleri üzüm
Yutkunur
Kırdan dönen inek sağılırken

Bir çocuk Rotterdam’da som altın saçlı
Beş altı arası incecik
Türkü dinlercesine bakakalmış
Saksıdaki
Mora
Yeşile
Maviye
Kırmızıya

Moskova’da bir çocuk ağzı kuş
Ipini çekmeden
Kağıt göğsü acımasın diye ipini çekmeden
Çağırır
Uçurtmasını akşam üstü

Bir çocuk
Dumanlar tüten Vietnam’da, tutsan iki avuç,
Ayla denizin oynamasına
Gülümsedi mi
Dudaklarındaki çizgi uzar biraz

Paris’de bir çocuk yalnız anne kokusu
Daha süt
Mutlulukla duyar
Güneşin ilk dokunuşunu
Sımsıcak

Ama siz silah satanlar
Siz ne alçaksınız be
Nasıl duymuyorsunuz görmüyorsunuz anlamıyorsunuz
Yeryüzü Ulusunu artık
Nasıl
Nasıl savaştıracaksınız birbiriyle yarın
Bunları

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Umut Şiirleri Antolojisi-

ATATÜRK – Fazıl Hüsnü Dağlarca

fazil-husnu-daglarca-ataturk

Duyuyor musun kaç yıl oluyor,
Yiğit göklerimizden köpürmüş sularımızdan
Sonsuzluğa değen vakti;
İleri çalışmamızda
Sıcak uykularımızdan.

Gün çok erken
Duyuyor musun “saat kaç” dediğini.
Parlak ve kardeş ülkelere yönelmiş
Kuşakların yiğit yaşamasında,
Ölmediğini.

Bir ulu gündü hâlâ anımsarım
Kelime-i şahadetle ağır ağır,
Yurt canla aziz idi,
Varlığın bir gün ağrısıyla dolmuştu göğsümüze
Uluslar büyük oğullarıyla soluk alır.

Kim ölmemiş bir sevginin aydınlığında
Ne Leyla kalmış ne bahar.
Ölüm bir bağışıdır insana evrenlerin,
De ki geceler uzun, de ki gündüzler kopuk
Ölmeyen neye yarar?

Görünmüş aydınlığınla birlikte
Sultanlardan başka bir Sultan;
Kol hakkınca yeğnik
Doğuya batıya
Yaşamak köyler arkasından.

Çarpılmış bütün devrimleri bütün çağların
Yeryüzü doymazlığının düşleriyle ahmak.
Yalnız senin gözlerin gizil yerlerde durmuş
Yalnız senin alnında
İnsanın ışığı Hak.

Üzerine, sevgilerle parlar
Ağır karanlıklarda Altay yıldızları.
Kucaklarında gizlice işledikleri bayrak.
Gülümser ıraklardan,
Üzerine, tutsak ormanların kızları.

Sen de öldün evreni süsleyen bir bakışla
Artık senin de servilerin tok.
Ulu bilgelikleri arasında usun çaresiz,
Sen de bir yön gibi kaldın
Adın var kanadın yok.

Bir yatırsın ki yeni zamanlar ışığın,
Bağlanır gönüller özgürlüğe sende.
Pencerende uluslar görür birbirlerini
Son güne dek belki Çin’den belki Maçin’den
Bir mum değil bir insan yanar türbende.

Artık alınamaz, azgın saldırılarla, ateş ateş,
Uzaklarda yaşlı çiftçiler nazlı tarlarını eksin.
Artık üstün hiçbir insan gelmeyecek dünyamıza
Sen üstün değilsin Atatürk,
Gerçeksin.

Verdiğin esenlik genişledikçe güzel,
Dalgalanır şafakla.
Kişilerin talihi kaderinle büyüyor,
Duyuyor musun seni yaşatıyoruz dost düşman,
İnanmakla.

Duyuyor musun yürüyor her şey.
An hâlâ o andır.
Genç ellerinde yiğitlik, korkusuzluk,
Uzan daha uzan dağlarıma
Ki senin fatihandır.

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Anıt Kabir 1953-

Görsel . Ömer Muz

Ayaktaki Yeşili Söylemek – Fazıl Hüsnü Dağlarca

fazil-husnu-daglarca-ayaktaki-yesili-soylemek

Kımıldıyordu önümüzdeki ağaç
Dallar kız
Dallar yellere eğik
Dallar serçelerle öpüşmüş

Yağmur yağdı mı
Hele bastırınca tipi kar
Birer obadır ağaçların hepsi
İçlerinde ayrı ayrı üşüdüğümüz

Onlar ayaktaki yeşil
İnsana en yakın bitki
Gözleri var bilemeyiz nerelere bakmakta
Isıları var bize yansımayan

Ormansalar kurulmuştur koca kent
Erkekleri çoğunluktadır artık
Arada bir söz ederler balta tutsaklığından yedi çatal
Büyük özgürlük anıtlarına ulaşır kara uğultular

Tek ağaç
Bilgedir görmüş geçirmiştir besbelli
Savaşları kıtlıkları yangınları bilir o
Sevgileri de yalnızlığı da

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Dört Kanatlı Kuş/Toplu Şiirleri-

ÇİÇEK – Fazıl Hüsnü Dağlarca

FAZIL H DAĞLARCA ÇİÇEK by Caras Ionut

İşte dallarda açılan çiçek.
Kocaman bakışı barışın.
Özdemire, Yalçına, Durmuşa, Çetine kocaman,
Arpalarla, mısırlarla, buğdaylarla dolu,
Kocaman, dolu,
Toprağı iletecek.

İşte dallarda açılan çiçek,
Yaprakları gecelerden kurtulmuş,
Emmiş özsuyunu ışığın özgürlüğün,
Bir ulusa değil, bir yurda değil,
Bütün yeryüzüne
Yeni günleri iletecek.

İşte dallarda açılan çiçek,
Maviden sarıdan kırmızıdan.
Burda güneyde doğuda,
Nice olursam olayım,

Nerde olursam olayım,
Beni sana iletecek.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Görsel : Caras Ionut

Kızılırmak Kıyıları – Fazıl Hüsnü Dağlarca

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA  KIZILIRMAK KIYILARI Çankırı-Manzaraları

Kardaş, senin dediklerin yok,
Halay çekilen toprak bu toprak değil.
Çık hele Anadolu’ya,
Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı,
O kadar uzak değil.

Çamı bitmiş, kavağı azalmış,
Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil.
Yedi ay kıştan sonra,
Yeşeren senin yaşamandır,
Yaprak değil.

Yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir,
Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,
Mevsimler soğumuş, sular azalmış,
Buğday, Selçuklular’dan kalan başak değil.

Parça parça yarılmış öküz ardında,
Parmağı üç pare, tırnağı ak değil.
Utanır elin ayağın,
Korkarsın yakından görsen,
Eli el değil, ayağı ayak değil.

Gün doğar, tarlakuşları uçuşurlar,
Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil.
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandırmazsan,
Uyanacak değil.

Dertle, sefaletle yüklü,
Siyah leşlerle kararmış, berrak değil.
Çağlayan ne,
Akan kim,
Kızılırmak değil.

Kardaş, görmüyorum ama hâlâ duyabiliyorum,
Geçmiş zamanlar geleceklerden parlak değil.
Vakte şahadet edercesine yükselmiş,
Akşam parıltısından, bütün zaferler üzerine,
Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil…

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Toprak Ana-

 

Geçen Şey – Fazıl Hüsnü Dağlarca

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA GEÇEN GÜNLER

Kocaman yıldızlar altında ufacık dünyamız,
Ve minnacık bir “hane”:
Kokar kır çiçekleri gün ağarmadan,
Anısız, uykusuz,
Kokar nane.

Ta öncelerden beri mest olmuş herkes,
Bir bakıma her şey “mestane”
Hayal edilir nazlı yâr yönlerden,
Aşk ile kuşlar süzülür,
Değişir gökler şahane.

Farkında değil gönül,
Sanki hepten divane;
İçimizden, dışımızdan
Geçer vakit
Zalim, zalimane !

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Dört Kanatlı Kuş-