Yaz! Deli tetikte – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN YAZ DELİ TETİKTE

Sen beni yazda görme, bir şeye benzetemezsin

Zaman ve dilim, karpuz ve aspirin

Kulak ve kiriş dağılır bende

Sen beni yazda görme gerçekten benzetemezsin.

Ben olmam ben yaz geldiğinde; bir deli tetikte.

Sosyal varlıktan anladığım yan yana duran o olgun narlar

Bir deli fizana bakar bende fizana bağlıdır ya yıldızlar,

Yazda neyim ben: birbirine çarpıp ötüşen moleküller

Tozun birikmesi gibi yavaş yavaş o şey birikmiş bende

Ama yaz ya, bilinmez yine de, değinmez hiçbir derde.

Gönül bağım mı ne, boynuma bağlı taşımdır. Taş dinle!

Üzüme geçer sözüm de yazda geçmez gönlüme.

Ve yıllar var aramızdaki açı tersdir; Yaz! en uzun cümle.

Taşta bekler yazlarda o ince şair, o soğuk kazı

Rüzgârlar eserse keser elini bazı.

Boynumun borcu o incecik sap olmasa ah o olmasa

Kim taşır ki kirazı?

Birhan Keskin
-Fakir Kene-

Tespih – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN TESPİH

Pası belirgin bu demir bu gıcırdayan kapı; kapı hayali

Bu sokak, sokaktaki bu horoz nereden bu kedi

Bu üst üste duran ev hayalleri

Bu bu evlerden kuşlara silkelenen sofra bezleri

Bu yarısı sokakta dalgalanan tül

Bu tülü uzaktan yırtan sesler bu; vuuuu

Bu meydana çıkınca tartaklanmış meydan hayali

Hayalin içinde dolaşan başıboş adamlar bu

Bu hem kör hem sağır hem dilsiz Sami

Bu onun hançeresinde dinmeyen öksürük

Bu yetmiş yaşının yetmiş kahrıyla bakan adam

Bu saflığın en beyaz örtüsüyle camönü ninesi

Bu onun kemiğinin sızısı, ayağının ağrısı

Bu dünyayı ana avrat tespih eden şoför bu

Bu vardiyayi devralan öteki bıçkın

Bu ilahinin adaletini hatırlatan imam

Bu her baktığımızda ürperen nemli duvar

Bu meleye meleye yazıyı bekleyen meram

Bu rüya diye her gece her gece her gece sararmış tarlalar

Rüya diye bağın taşlı yolu bu

Bu muhtarın susuzluğu aha bu da muhtarın su bardağı bu

Bu bardağın üstündeki dantel örtüsü

Bu Gönül’ün evi sabır çınlayan, çatısı örümcek

Bu duvarda unutulmuş tozlu karınca duası

Bu İsmet’in bahçesi bu top top güller plastik

Bu İsmet’in zıpır torun, prozaclı lastik

Bu o evler ki kahırdan büyümüş kalpleri

Odaları yoklukla genişler sofaya doğru

Ah bu benim kör şefkatim bu benim

Ah benim bir boşluğu yoklayan bu
elim

Birhan Keskin
-Fakir Kene-

©Günseli Kapucu ..

 

Parmağımda bir mavi yüzük – Birhan Keskin

Artık bu kazakları giymeyeceğiz sevgilim,
Böyle içi ekose böyle montlu.
Bakarken artık her şey böyle rüyalı,
Böyle şapkalı şallı,
Böyle büyülü, artistik olmayacak.
Gittiğimiz yollardan geri dönülmüyor sevgilim
Şimdi dünya çok acı.

Artık kış bize eski fotoğraflar gibi sevgilim,
Rüzgâr kuzeyden fena kuvvetinde,
Dünya bize eski zambaklar gibi Çin.
Dünya bize çok acı sevgilim.

Eski sevgilim fotoğraflar eski kışlar gibi,
Eskide kalmış, okkadar Çin.
Kirpikleri karlı bir dünyamız vardı bizim
Parmağımızda mavi yüzükler sevgilim.

Kirpikleri karlı bir dünya görmüştük,
O dünya bize şefkatle bakmıştı, içeriden
Sevgilim beni yoğumdan var ettiydin
Varlıktan yo’ğun, sonra sonra
Sonra bir gün her şey karbon sevgilim.

Bir kitabımız vardı bizim
Neyden oluşmuşsa tabiat
Yüzüğümüzde o yazıyordu;

Neyden oluşmuşsa tabiat
Ondan oluşsundu bizim rüyamız da
Oluşsundu yeterince beklemekten.

Bir gün her şey karbon sevgilim.

Birhan Keskin
-fakir kene-

İskelede bir çırak – Birhan Keskin

birhan-keskin-fakir-kene

Ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
Ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
Ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
Bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
Öyle mi?
Oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
Bizim köydeki gibi.
Allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
Oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.

Diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
Anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
Diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
Diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
İnsan önce bir minnet duyar.
Oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.

Diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
Allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.

Allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
Bilmiyor. Bilmiyor nedendir zeynebin yakarısı.
Ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
Valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
Başlarına yık şunların bu metropolleri.

Birhan Keskin
-fakir kene-

İskelede bir çırak – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN İSKELEDE BİR ÇOCUK İLK PARAG. FAKİR KENE DEN

Ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
Ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
Ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
Bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
Öyle mi?
Oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
Bizim köydeki gibi.
Allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
Oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.

……

Birhan Keskin /İskelede bir çırak
-fakir kene-

Küçük Şeyler – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN FAKİR KENE

IV

Taşta saklandım ben yıllarca taşta
Bu yüzden anlamıyorsun öfkem nasıl sert
Nasıl taze, nasıl bozulmadı taşıdığım aşk
Ağır bir taşla yaşadım nasıl,
Beni esirgeyen taştı da öyle söküldü sabrım
Nasıl benzedim taşa, ya da taş bana nasıl
bilemezsin.

Birhan Keskin
-fakir kene-