AKDENİZ EZGİSİ DİLİMİN – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL AKDENİZ EZGİSİ DİLİMİN KIRMIZI BAĞBOZUMU 1988

yağmur sonrasıdır; çık gel
güz hevenkleri salınsın
ırmak ağzında seninle;
tılsımına bürünsün ormanım,
tuz/otlarımla sarılayım
göğsünün gizli buğusuna.

yitik kazı yerime döneyim,
kızıl günbatımında ege’nin,
helena’nın izini bulayım
yedi kat altında toprağın
aşil’in savurduğu okla
yara alsın akşamın topuğu.

şiirler sonrasıdır, esrik,
yine unutulmuş sözcüklerin
karanlık boşluğundadır
ruhumla katıldığım delta
işte orada arıyorum sesini,
belki üç bin yıl öncesinin.

yağmur sonrasını bekleme,
çık gel güz hevenkleriyle,
yörüngesiz gezegenim ey,
akdeniz ezgisi dilimin,
bağı çürüyen ikonum ol,
soluğun kalsın toprağımda!

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Görsel: VanGogh, Kırmızı Bağbozumu 1988

YAZ SONU TABLETLERİ/1 – Ahmet Uysal

sumer-tablet-1

—İlmiye Çığ’a adanmış şiirler:

-onlar şiiri öğrendiğinde-
yeryüzünde yoktum ben;
çok sonraları,
ozan soluğumla doğdum
kutsal rahibenin avuçlarına.

çivi/yazı odamda,
onun gizil yüzünü ele verdi gökler,
ay tanrıça suretinde,

toprağı kutsar gibi temmuz
hasadıyla buğday dokulu
bedenine hazırladı
ve yeniden yarattı tinimi.

biçem aldığım büyülü
uzaklığım ve yakınlığımdı;
tutkuyla biçim verdiği toprak
kabıydım büyük ‘utu tapınağ’nda.

düşüyor olsa da, zaman
sözlüğünden ozan adım, ne çıkar;
kırık bir sümer tabletinde
saklıdır söylencemiz.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Görsel: Sümer tabletleri 1…

ŞARAP TUTULMASI – Ahmet Uysal

ÖMER HAYYAM

incitilmiş hüznümüzle
yola koyuluyoruz assos’dan,
midilli koylarında bekliyor bizi hayaller,
anadan doğma koynunda ege’nin.

kırık testimizdir tenedos rüzgârı,
üzüm kokusunu sürükler
rum ağzıyla kadırgasında
dudak ucunda yıllanır buğusu.

kızıl köpüğünü örter üzerimize
kuğular havalanır boynumuzdan,
gövdemiz şarapsahan mahzeni…
boğazkere kekreliği dilimizde.

mikis theodorakis ezgisi
öpmektedir kırmızı bordamızı,
sol omzumuzda mühür ve zaman,
ortak yanımızda güz/bozumu…

şarap tutulmasına dahil olur
zeus sunağında renga okuyan şairler,
mehmet mahzun’un söylediği
‘koyuncu’ türküsünden
bıçak yarası kalır yanağımızda…

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

KALİNO – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL KALİNO

suyun öte yakasından gelir,
daha da uzak, rodop’lardan:
kalino ezgisi pomakların…
balkan kanı karıştırır
kanıma tutkulu gaydacılar.

zulya kamalova ulaştırır
unutulmuş akrabaların sesini,
kostas sideris’in uduna.
ürpertisi kalır yağmurun
dağ geçeneklerinde.

ayde mori oralara, arda’lara
gidiyoruz ağıtlarımızla,
“kırmızı gül her dem olmaz”
yıldızların altında çobanlar
merhem olsun yaralarımıza.

bir daha göremem diye,
ağla sen dobruca’lım ah ağla,
deli ormanlar hiç unutulmasın,
kederli gözlerinde bulutlar
başından sevdayı almasınlar:

kalinolar yaksın dudağını!

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Görsel: Rodop Dağları

GÜZ GELMİŞ NE GÜZEL – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL GÜZ GELMİŞ NE GÜZEL

güz gelmiş ne güzel
sınırında yürüdüğüm
tarla kokusunu
taşıyor parmak uçların

dilinden incir sütü damlıyor
eylül toprağına

çok iyi bildiğim
dağ yolu sanıyorum
yanımda olmanı
kaya dibinde saklı çiçek
nasıl da sana benziyor

koruyalım onları çocuk,
başka neyimiz kaldı savunacak,
yeni gizler ekleyelim güle
yeni sözlerle
üveyikler havalansın dilimizden

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

 

TROYALI HELENA 4 – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL TROYALI HELEN 4 ADRASAN MEKTUBU

ADRASAN MEKTUBU

adrasan’da aradım seni helena,
olympos ışığına sığınan gemimle,
büyük buluşmanın titreyişi içinde,
kekova’da sınanmış fırtınalarla,
toros sağanağından geçirdim,
likya taşlarından bana kalanları.

bulunmaz uzaklığındı sanki
gökyüzünü kapatan yanarca dağı,
inceltilmiş taşların ezgisi,
kaya oyuklarında biriken yağmur,
batık gemilere tutunan yosunlar,
seni getiriyordu bana sürekli.

yürüsem nereye çıkar bu yol,
büyük biliciyle buluşturur mu beni,
iki sütun arasında beklemek
geleceğin gizini açıklar mı;
seninle birlikte olmayı düşündüğüm
kadırga, nasıl sıyrılır bunca aşk
yarası taşıyan fırtınalardan!

geleceğim yaptım seni helena;
aşktır geleceği büyük insanlığın,
taşlara adını yazdımsa bundandır,
bana değil, insanlığa kal sonsuz,
bir kez olsun gözüne ilişmek
neye yarar, ışığın düşsün yeter,
taşlarına oturduğum likya yoluna.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

YAZLARIN ISSIZINA – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL YAZLARIN ISSIZINA

öğreneceklerim var daha ege yazlarından,
saklı gözesine gidiyorum su köpüğünün,

boynundan öpmeye gelinciklerin titreşimini,
gizil dişiliğine bürünerek toprağın,

yaz bulaklarında aramaya mavi ışığını kumun,
ipek bürümcüğünü çapkın böceklerin,

deli zambaklara sürtünmeye dingin ormanımla,
dolanmaya ay ışığına sarmaşıkların altında

zaman öncesi yolunu aralamaya eskil kalıntıların,
sonsuza kalan o bilinmeyen gizine,

ırmaktaysa izi, suyunu görmeye; atılmış kavsa
gömleği, kavını bulmaya uyanan yılanın,

ürpertisini öpmeye kuyruk değiştiren semenderin,
yaban yankısı koyaklarda kalan tılsımına,

gece tülüyle donatan ida’nın eteğini, yıldız
tozu üfüren saman yolunun uzaklığına ıssızlığına.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-