Manzara – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN MANZARA

uykusuz düşlerinin başını bekler manzara
görüldüğünü bilmeden
kendini yaşar
her şeyden bağımsız manzara var mıdır?
ya da başka türlü söylersek:
gözlerden bağımsız manzara var mıdır?
bütün manzaralar kederder yapılmıştır, diyor
herkesin içinde ikinci bir ses olan sakin yara
çünkü güzelliğin ön şartı kayıtsızlıktır

kendini seyreden bir ayna gibi
manzara görür mü kendini,
yoksa bizlerin gözünde mi seyreder?
görüldüğünü bilmeyen bir rüya gibi
kendinden ve söylediklerinden habersiz
zamanla gözlerimizden geçip gider

belki de, yalnızca ölümlü olmanın bilgisidir manzara
şiirle felsefe arasında
karşılıksız bir aşk gibi durur
kimse bakmazken
ya da bakıştıkça…

Murathan Mungan
-Eteğimdeki Taşlar-

©Stuart Lowe

MAVAL’IN OKUDUĞU – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN MAVALIN OKUDUĞU

Burada tüm haritaların kıyısında
kumdan kale kumdan zaman kum adam
tek başıma gökyüzünde kervan
yeryüzünde kırandım
Çölde kök tuttum atalarımı
Yesrib’de oturdum dinim varken
Aramice uyudum rüyalarımı
Her şey mümkündü o zaman
Din hep çöle geldi
Tanrılar azala azala bire inerken

Ben neredeysem karşıya saklandım:
hem putlara tapan hem gizli müslüman
başkalarını tenimde anladım
lehçeme aldım dünyanın kalanını
içimdekiler çoğala çoğala bire inerken

Ben gezmedim, şiirlerim bedevî
komşu dillerde geçmiş sözlerdi zaman
Maval’ın okuduğu
boynumda asılı levha
Hacer ve Esved
şiirimden kalan is duruyor hâlâ duvarlarında
ilk tavaftan kalma
gözleri görmeyen mağara, dilsiz sarnıç
örümceğin ipek lisanı
boynum vurulduğunda kumlara aktım

şimdi ortasındayım dünyamın
yeniden uyuyorum unuttuklarımı
uyuyorum uyuyorum
unuttuklarımı
suçla, cezayla yıkandım, yankılandım
kalbim çölde kaldı, mavalım

okuduğun başkası ben anlatılandım
uyuyorum şimdi anlatılanları
uyuyorum uyuyorum
anlatılanları

Murathan Mungan
-Eteğimdeki Taşlar

Mağlubiyetlerin mevsimi – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN MAĞLUBİYETLERİN MEVSİMİ

kabullenişlerin, çekilmenin,
azalmanın, eksilmenin
yenilmenin,
yenilerek yenilenmenin
mevsimi
karşılığı var boşa değil
koca bir sonbahar mitolojisi
kalın kitabı gecelerin

bildiktir her şey
kızıl yapraklar dökülür
kazaklar giyilir ürperen tene
şarkılar hüzünlenir eksilen günle
uzun yürüyüşlerle tazelenir geçmiş
sonra herkesin bildiği gibi çıkagelir yeniden
kızıl bir hüzünle ve kardeşçe
gitgide benzerken ömür
yalnızca bir mevsime

Murathan Mungan
2003
-Eteğimdeki Taşlar-

Gecikme – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN GECİKME

birlikte yürümenin adımları
bizi yıllar sonra aynı sokaklara çıkaran
gecikmiş zamanlara ayarlı pusu
hayatımızı kurgulayan kayıp kader duygusu
yaslandığımız anıların benzerliği
bizi birbirimize imkân kılan
evet, geç kaldık tanışmakta
evet, eskisi kadar genç değiliz
ama ne çıkar bundan?

bir şişe şarap, bir koyu akşam
yılların açığını kapatmaya yeter bazen
yetmese de boş ver
geleceğe kalmayacak küçük soluklu şiirler gibi
kamaşan bir andır yalnızca
okunduğunda güzel bulunan

Murathan Mungan
-Eteğimdeki Taşlar-

Mendildeki uçurum – Murathan Mungan

murathan-mungan-mendildeki-ucurum

koynunda burulmuş
bir ipek gibi çözülen yemin
gecikmiş parmakların arasında
kadife temas
yangın değil sardunya
yaralı bir yazdan kalma
hatıra kullanışlı zehirli eşya

yamaca kadar sürülmüş
çalışkan bir uçurum
ne kadarını hatırlarsa

bazı anlar ancak bazı manzaralarla

boşluğunda susuzluğa dayanaklı çiçekler
bakımsız mevsimler içinde
bir başına kalsa da
el ele verdiğimiz uçurum

Murathan Mungan
-Eteğimdeki Taşlar-

Eski Zaman Aktarları – Murathan Mungan

MURATHAN MUNNGAN ESKİ ZAMAN AKTARLARI I

I
~~Halim Ağaoğlu’na

sizi çok eski bir çarşıdan aldım
düşmeyin suya yanılırsınız
ölü bir zencefildi akşamları
avuçlarınız kokuların meddahı
ağlamazlardı, erkendik ve bir çocuk vardı içimizde
harabe duyarlıklarımız ürkek bir su gezdirirdi
karanlığa bakmayın dağılırsınız

neyin doğrulanmasıdır ölüm
ve ellerinizdeki baharat korkusu
(çanlar döven ellerinizdeki) ürkek şefkat
sonra adız bir gül ölmesi tarçınlı kilerlerde
ve bir öğle üzerinin sükûnetli anısı
kurutulmuş bir çarşının hüzün defterlerinde
biliyorum ben ölürsem siz anlarsınız

Murathan Mungan
1979
-Eteğimdeki Taşlar-

ÖDAĞACI – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN ÖDAĞACI    RESİM ÖDAĞACI
İşaret ateşlerinin tüller gibi sayıkladığı
ödağacı, korkunun ağacı mı
içimi kaplayan kor ağrının dalları
açılıyor benden doğru onlara
var olmanın unutkan doğruları
suçsuzluk fayda etmiyor ne yapsam masumiyetine
geri çekiliyor akşamına yıldız yazıldığım kirlenmenin kumları
nice kent çöl anısı

nice geçsen fayda etmiyor
sessizliğin taşocaklarında kazandığın özgürlük;
ardında nice tozun ağmış olduğu
esirler uğultusu
nice kitap yaşıyor asılsız sözlerin hayatını

ruhumuzun zemininde yankıyor ayak sesleri atalarımızın
akkor perdenin ardında bizi dinliyor geçmişin kalb eli
açık çemberine talip olduğun bilmece tende eskiyor
sert nehirler teselli etmeyen günler zirvesi kayıp
yolculuk mıhlandığın yerde seyrediyor
kendi ıssızlığını geçtiğin çöller

aynı ağacın dalları bile birbirine korkudan benzemiyor

Murathan Mungan
-Eteğimdeki Taşlar-