DİRİ DOĞA – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN DİRİ DOĞA

… Örneğin o ulu çınarın altında çektirdiğimiz resim:
hepimiz ordayız işte, bir gün, belki birkaç kişinin
okuyacağı o anılar kitabında 
adları anılacaklar.
Az ötede mezarlığı gezmişti kimimiz,
kimimiz çiçek toplamıştı mavi badanalı evin
çardaklı bahçesinden.

Sonra bir ney sesi ve Neyzen Tevfik’in görüntüsü,
havuzlu Beyazıt Meydanından aheste beste
Şehzadebaşı’na inerken:
“Aksırıyorum, tıksırıyorum, bir türlü geberemiyorum”
diye yakınıyor
kendi gibi derbeder bir arkadaşına.
Sağda, yanan Ferah’ın yıkıntısı ve üç film birden oynatan
Turan Sineması,
solda, Hilal’le Milli; afişte “Ali Baba ve Kırk Haramiler”.

Şimdi bir başka bahçedeyiz, uzak bir adada.
Karlı dağlara bakıyoruz
denizin sesini dinlerken
ve hicazkâr bir şarkı Lavtacı Ovrik’ten.

Cevat Çapan
-ne güzel yolculuktu
aklımdan çıkmaz-