BİR ÖPÜŞÜN DUDAĞINDA BULUŞMAK – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BİR ÖPÜŞÜN DUDAĞINDA BULUŞMAK

Uzak bir gündüzden gelirseniz
şu kapının ardında bulun beni,
eşikle sofa, güneşle mermer, aşkla ölüm
el ele oynarken taşlıkta.
Alın kılıcınızı vurun boynunu
perdelerin arkasında sevişen bulutların.
Minder bir yokuştur tırmandığımız,
kilim saçları örülen kız çocuğu,
kırık bir duvar saatidir maşrapa,
sandalye ölüme bırakılmış bir gemi sonsuzda.
Satın savın hepsini, küflenmiş somunumu
köpeklere doğrayın kahve falında havlayan,
bir taş su için bahçeyi akıtan
tulumbasından kiraz ağacının.

Uzak yazlardan gelirseniz evde yokum,
çarşıda olabilir ya da kahvede.
Benim işim unutmak, sizi unutmak,
boynuma dolayıp kesik kollarınızı
başınızın sedirinde uyumak.
Bakın şu elmalara tekmil çürük,
sokaklar limon çekirdeği gibi
ve evler dişsiz bir kedinin ağzında.

Sizin gözleriniz akrep gibi kabuklu.
Sizin avucunuzda bir sofa var,
bir yatak var içinde, dolambaçlı bir merdiven.
Sizin saçlarınız, kirpikleriniz,
bütün kıllarınız taş bir dehlizin ucunda.
Bir ağaca bağlayabilirim sizi,
doğramadan, yolmadan, savurmadan önce,
çakmadan önce odanızın duvarına.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

UYUMAYA BIRAKIYORUM – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT UYUMAYA BIRAKIYORUM

Uyumaya bırakıyorum seni bıçak sırtında
mavi atlas serinliğinde uyanman için,
bulman için kendine giden yolu,
ucuna diktiğin heykeli, kör.

Sana bütün o rüzgârlar yüzünden borçlandım,
bin akçe de olsa az,
sana bütün kırları için güneyin
bir deniz borçluyum, bir göl borçlandım.

Sana uğursuz bir boşluğun dikdörtgeni
gibi bir talaş parçasında ölmek
düşecekse hiç düşmesin daha iyi.
Seni ölümsüz şamandıranın
burgacına atıyorum yassı bir çakılı
sektirir gibi kıyıdan düz denize.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

DUVAR VE OTLAR – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT DUVAR VE OTLAR

1.

Başak tutmuş duvar otların orada
damını alıp uzaklara kaçırmış
bir kuş var peşinde kırlangıç ya da martı

Sessizlik burada akşamken
yuvarlak bir camdı orada
etekleri köpük avuçları nar
duru su eski göklere dönük

dutu silkiyorum kilime basıyorum
tabanımda böcekleri yıldızları
uzaktayım bir adam birkaç adam
birine bakıyorlar gökyüzünde

dam duvar ve otlarla.

2.

Bahçe kapıları gibi yan yatmış
kırıksın biliyorum
her zaman bir aynadan baktım sana
kilitlisin bana biliyorum
balıklar görüyorum kumun derinliğinde
tutup birini suya bıraksam
mavi bir patlama
bu sensin biliyorum

dişlerinin ucunda martı kanadı
kayıkların karaya çekilmiş
iki başını birden bağlıyorsun güneşin
bir ağaç tutuşturup tüttürelim mi
çardak göçerken altında dur
oraları nerelerse oralara gidelim

ilk çırpınış ve ölüm
balık kokuyor görünüm
masadaki elinin ilk soyunuşu
akşamın çarşafını düzelt katla
çayırın kapısını kapat sürgüle
yat kalk ince gemiyi düşün

dam duvar ve otlarla

3.

Denizin duvarına çiziyoruz evlerimizin
bacalarını, güneşlerini saçakların,
kesik bir bacak fırlatıyoruz
mavi aslanın ağzına

delikleri tıkıyorlar taşa
yapışık yassı bir kuşla uzakta
ne bağırmak ne susmak anlatmaya yetmiyor
küçük heykellerini çirişotlarının

mahallenin körlerini dizdik satranç tahtasına
satranç oynuyoruz diz dize gökle
dirileri o topluyor ölüleri ben
mayız çirozları gibi kuruyorlar ipte
taş kesilmiş bir tümce yarmış ağızlarını

kulak kabartıyoruz duymak için
dam duvar ve otlarla.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

Oktay Rifat,(10 Haziran 1914 – 18 Nisan 1988) Anısına saygı ve özlemle..

OKTAY RİFAT VE EŞİ GÜN DOĞUYOR 18 NİSAN 2018

GÜN DOĞUYOR

Doğmak istiyor iki dudak arasından,
ufkun dişleri seyrek, saçları karanlığın elinde,
miyavlıyor en duyulmaz sesiyle kırmızı,
şimdilik kurşunla gizlediği.

Yatırın kuşları, ordakini taşıyın
kovalarda sabahı bekleyen suya, bu dursun
ve başlasın.

Ah sen, en yalnız babamız gökte,
en doyurucu.

Tükeniyorum diyorsa büyür.

Doğuyor.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

BU GECE – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BU GECE

Gelmesinler beri, yaklaşmasınlar,
mavi kalsınlar araya giren sisle,
güz günlerinin titrek güneşinde
deniz yamaç dam. Ama sizler,
köylülerim gelinlerim bebelerim yaklaşın hele,
az daha yaklaşın, sokulun,
iç içe oturalım kahvelerde sekilerde,
sofraya çökelim diz dize kilime
doyalım bir sahandan. İşte yabankazları geçiyor
kanat çırparak, ağudalı çiçeklerini döktü.
Kepengi ört, ocağı yak, dostlar var bu gece.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

Mumlar ve Gece – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT MUMLAR VE GECE

Yakmadan mumlarını yağmurlu gecenin,
açmadan kapısını çıkmak için geceye,
bir çalgı sesi duydu otların arasında.

Bırakmalı bu mumları, diye düşündü, unutmalı,
yağmuru güneşle ayırmalı ikiye,
bir kırlangıç koyarak arasına gitmeli,

nereye olursa oraya,
siz canavar düdükleri, siz ölü yalnızlıklar,
bir meşenin akan kanı omuzundan,
mumlar gibi damlaya durun geceye.

Oktay Rifat