YENİ GÖKLER – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN YENİ GÖKLER © Fett Sergey

Büyük kuşların uçmak zorunda olduğu gökleri
Eski sürüngenler bir türlü anlamadılar
Bir kanat vuruşuyla çekip gitmeleri
Yol korkakları her zaman yadırgayacaklar

Ve birden geriye dönüşün kırmızı gülleri
Bizi en olur biçimde uzun uzun anlatmalıdırlar
Giydiğimiz yamalı yorgunluk eskileri
Unutulmuş olmaya artık katlanmalılar

Eğer hiç sarsılmayacak bir yalnızlığımız varsa
O bizi birbirimize doğru iten bir pazar
Sevişmeler taş devrinden kalmaysa
Utansın mı tarihten önceki zamanlar

Büyük kaptanların geçmek zorunda olduğu denizleri
Balinalar ve buz dağları korkutamayacak
Korku bir yüz karası gibi sancılanacak
Silip attığı için bütün değişmeleri

Afşar Timuçin
-Çöl-

© Fett Sergey ..

ESKİ EV – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN ESKİ EVLER Vasıl Vasilev

Geçici dinginliğini kurar kuşku
Bir yağmur öncesinde bir susuşu andırır
Çoktan eridi biten bir yaz gibi
Yüklenerek aşınmaları tahtalar
Bir zamandır unuttuk merdivenleri
Ayak izleri öylece kaldılar

Sessizce dibe çökmüş anılarda
Okunmuyor artık karmakarışık
Gittikçe kapanan bir göz oluyor
Tahtalarda silinen bakışların artık

Söze vurulmaz bir yıpranmışlık
Günden güne gevşiyor çivilerden
Onarmalı basamakları boyamalı
Uydurma bir gök mavisine biraz

Yeni gelenler merdiveni
Yeni kesilmiş tahtalardan sanırlar
Boya çekin yaşanmışın üstüne
Onlar orada okunmadan kalırlar

Afşar Timuçin
-Çöl-

© Vasil Vasilev

ÇÖL – Gülten Akın

gulten-akin-col-by-karim-sahib

Kim bizi bir daha
hayatın sonraki kesişme noktasında
karşılıklı durduk, yüzyüzeydik
kim bizi bir daha

ayrıksı bir duruştu ortasında insanların
bakışmasız, eksik, sözcüklere yüklenmiş
sözcüklerin oylumu ne kadarsa
ah tasa
ilmikleri bağları renkleri
dürüp koyduğumuz eski sandık
açılabilir mi, açılsa

hayır söylenmedi
ne tını ne vurgu ne açıktan
hayır söylenmedi
orda kaldı ve burda kaldı
aşkın ve özleyişin sezgisi
küçülmüş büzüşmüş dertop
orda kaldı ve burda kaldı
çöl ortasında

Gülten Akın
-Sonra İşte Yaşlandım-

Görsel:  Karim Sahib

Yaşamak – Afşar Timuçin 

AFŞAR TİMUÇİN YAŞAMAK

Yaşamak o senin saçlarını
Akşamlardan akşamlara alıp götüren sudur
Yaşamak bir çocuğun oyuncaksız uykusudur
Söndürerek umutların derin ışıklarını

Ve düşünceler gömerek karanlığın ortasına
Yoksul sesler örneği duvarlara çarparak
Kendini çorak toprakta ölümlere adayarak
Yaşamak sürüklemektir düşlerin tortusunu

İki gözüm sancılarda iki çıban başıdır
Ellerim çok uzağında kenetlenmiş bir kavga
Aramıza hiç azalmaz yokluklar düğüm atmış
Bir granit hıncıyla kapatılmış kapılar

Yaşamak o senin saçlarını
Korku salan rüzgarlardan alıp götüren sudur
Saçlarını meltemlere bırakan bir ilkyaz uykusudur
Taşıyarak varolmanın bütün savaşlarını

Ve dumanlar barınmayan kıyılara vararak
Bir gün kurtulmak adına sandallar çoğaltarak
Yaşamak seni boğan günlerin utkusudur
Yaşamak güç sokakların saydam uğultusudur

Afşar Timuçin
-Çöl-

Çöl – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN ÇÖL

Bu sağır bu anlamsız bu ağır düzlükte
Dur diyor ayaklarım, dinlen, bekle.
Her şey her şey terk etmiş seni
Bir taşın bir kumun gölgesi bile
Göğü baş aşağı tutan mananın hükmüyle; söyle
Derinden yankıyıp yüzeye,
yüzeyden derine
Bir z sesi olsun yeter, bana ondan söyle.

Birhan Keskin
-Soğuk Kazı-

Çöl – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN ŞEHİRDE BİR YILKI ATI

Yağmur oldum, paranoyak oldum
Canım sıkıldı, bir votka içtim
Deniz kıyılarında ağlama noktalarını ben seçtim
Hiç değmedi gözlerim yaşlarına

Sabahı polis korkusuyla aydım
Durdum yaslandım bir iş ilânına
Bin kere evlendim ben bu Hayat’la
Bir kere adam gibi boşanamadım

Telef oldum, uzun bir şiirde
Baktım hiçbir naneye yaramıyor
Yaranamıyor gönlüm bu sulara
Deniz eskisi bir göl oldum

Adım ummandan uzak… belki çöl oldum

Ahmet Erhan
-Şehirde Bir Yılkı Atı-