temmuz yangını – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU TEMMUZ YANGINI by Salome Rits

harlanmış güllere iniyor akşam
sen sularımda sisten bir kuğu oluyorsun
yağmurun atlıları gözlerimde dörtnala
billurdan acıların konuğu oluyorsun

aysız bir göl seriyorum ayaklarına
yüreğimde gizden bir kuğu oluyorsun
uzun bir çöl gecesi dansediyor ruhumda
yitik zamanlar içinde gülümsüyorsun

yaslı yıldızlar gibi ölüyor akşam
is kokan bir gemiden el sallıyorsun
hep o gamlı gülüş dudaklarında
kum denizinde çiyden bahçeler arıyorsun

gözlerimde dörtnala yağmurun atlıları
ansızın ateşten bir kuğu oluyorsun
yanıyor su değdikçe kanatlarına
seslerin küllerine karışıp gidiyorsun

Ayten Mutlu
-çocuk ve akşam-

©Salome Rits

gidelim- Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GİDELİM
I
uzaklara gidelim, yağmurun çanlarına
ışığına gölgeler kralının, suyun çıplaklığına
yürüsün yol, uysal ve inatçı bir yoldaş
yanımız sıra, biz gidelim, çoğalan arzusuna
patikaların, kanın çığlıklarına
 
dursun zaman, biz gidelim
seke seke gidelim
göğün suretini çizen denize,
kımıldayan taşların şarkılarına
yeraltı madenine kardeş dağların
çağrılı bir konuk gibi gidelim
ırmakların soluksuz yankılarına
altın bir muştu gibi soluk soluğa
 
morötesi sözcüklerle gidelim, yalanların
ürkünç gece kuşlarının uğramadığı orman
yalınlığına, art arda örülmüş duvarların
ötesine geçelim, okşayan yalımına
otların, karanlık sokakların kıvılcımına
içimize gidelim ateşin ve külün barıştığı toprağa
 
II
çocuk yüzlü sabaha
direncine delikanlı çağların
kurumuş dalların içindeki yaprağa
bekleyen rüzgârına çöl yıllarının
kızıl bir nar olup çatlasın güneş, biz gidelim
üzüm buğularına
yıldız kavşağına haritaların
 
ufkun yatağını sersin gökyüzü, çıngırak seslerine
bilge hayatın, dans ederek kanın mağarasında
dönsün mavi bir buğu gibi dünya
biz oraya gidelim, elma kokularına
yitirilmiş ne varsa çağırsın aşk
adımızı güzelliğe sora sora gidelim
 
saf mücevher günlere
mor sümbül gecelere, ömrün köpüklerinde
açan o kızıl güle
çamurun kalbindeki acıyla yakıp meşaleleri
unutulmuş saflığın izlerini süre süre
gidelim
 
biz nereye gidelim?
o yakut ülkesine yüreğimizin
hadi gidelim
 
Ayten Mutlu
-çocuk ve akşam-

ne zaman – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU NE ZAMAN

ne zaman geceye koysam başımı
sana akar yastığımdaki nehir
şehir yıkar bütün köprülerini
anılar kilitlenir

ne zaman soluğunu getirse rüzgâr
ay kendini derin göllere atar
titreyerek söner bir yıldız daha
öksüz kalır çocuklar

ne zaman sesine karışsa yağmur
çayır kuşlarının şarkısı biter
sürer atlarını uçurumlara
bütün göçmen kavimler

ne zaman saçların gelse aklıma
ellerimi koyacak yer bulamam
yanar zaman, çıplak kalır içimde
vahşi orman

ne zaman bir serap seni getirse
kervanların yolu ıssıza düşer
çölde yalnız kalır kumral bir kadın
kuma resmini çizer

ne zaman sana benzer bir yolcu görse
ardına takılır gider trenler
yollara çığ düşer kaybolur izin
üstüme yıkılır bütün tüneller

Ayten Mutlu
-Çocuk ve Akşam-

Anılar da… – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU ANILAR DA

dallarımı soyundum
savurdum yaprakların çanlarını rüzgâra
kuru otlar taşıdım uzak yıllardan
diyordum, büyük olmalı ateş
yakılan bir kalbin ormanlarında

sessiz taşlarsa günler
kapının eşiğinde
kestiyse damarların mavi sokaklarını
kahkahası duyulmalı yalnızlığının
havai fişekler gibi döne döne yanmalı
bir ağacın çıplaklığı şafakta

büyük olmalı ateş
anılar da küllenir aşkın mezarlığında

Ayten Mutlu
-Çocuk Ve Akşam,1999-

ÇOCUK VE AKŞAM – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU ÇOCUK VE AKŞAM

işte akşam, tül, bakır ve yas
havada kuş tüyleri, ıssızlık

ay şimdi sularda gizli bir veda
kumdan kalelerine ağlarken çocuk
ruhta köpüklenen o kızıl yara

doğunun akşam faslı bu eprimiş gün
isli lamba, misk kokusu, hüzün
ve siyanür tanrıya diz çöken vaha

çocuk rüyalarında denize benzer kuşlar
kanatsız düşler gibi halkbilgisi hep kırık
çocuk-kuşlar yansıtan buğulu aynalarda

dans bu, fonda garip bir arya
sözcükleri yitiren sesin boğuk tınısı
tül, ıssızlık ve daracık odalarda
anka uçuran ruhun gizemli dansı

akşam işte, araftaki âmâ kuş
halkbilgisi hep zayıf çocuk düşleri
gibi masum ve suçlu darağacında

ah akşam, lirik bir bağbozumu şimdi
yakutun alacada rengini yitirdiği

Ayten Mutlu
-Çocuk ve Akşam-

DANS – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU

biterdi düğün ve çingeneler
söndürerek kösnül ateşlerini
giderlerdi

kül ve gece kalırdı sararan çayırlarda
bir de o eski rüzgârın sesi

gelirdi acı, o dizginsiz su
düşen yaprakların altın uykusu
son bir polka gibi ayaklarında

akardı gün
esrik şarkıların kırık tasından
kıvılcımlar saçarak yalnızlıklara

ve başlardı çigan dansı hayatın
ölümün büyülü kollarında

Ayten Mutlu
1999
-Çocuk ve Akşam-