Odisseus Elitis,(2 Kasım 1911 – 18 Mart 1996) Anısına …

DİZİ SIYRILAN ÇOCUK ODİSSEUS ELİTİS 2018

DİZİ SIYRILAN ÇOCUK – Odisseus Elitis

Dizi sıyrılan çocuk
Kafası kırkılmış, düşleri değil
Çapraz çapalı önlüğü
Çam ağacının kolu, balığın dili
Bulutun küçük kardeşi!

Islak çakıl taşını gördün yanı başında
Islık çalan bir kamışı duydun
Bildiğin en çıplak manzaraları
Onların en renklilerini
Derinde, en derinde isparinin garip gidişi
Yüksekte, en yüksekte küçük kilisenin şapkası
Ötede, çok ötede kırmızı bacalı vapur

Sabah sabah kırağıda yıkanan
Bitkilerin dalgalanışını gördün, frenkincirinin yaprağını
Dönemeçte küçük köprüyü
Sonra o vahşi gülümseyişi
Ağaçların sert vuruşlarında
Evliliğin sert gündönümlerinde
Sümbüllerin ağladığı yerlerde
Denizkestanesinin suyun bilmecelerini açıkladığı
Yıldızların fırtınayı haber verdiği yerlerde

Dizi sıyrılan çocuk
Çılgın muska, inatçı çene
Bol kısa pantolon
Kayanın bağrı, su zambağı
Ak bulutun yumurcağı!

Odisseus Elitis
-Çılgın Nar Ağacı-

Çeviri: Cevat Çapan

YILDÖNÜMÜ – Odisseus Elitis

 

ODISSEUS ELİTİS YILDÖNÜMÜ

… en yorgun nehir bile
Dolanıp bir yerde ulaşır denize.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Gençliğin hep denize yakın
Kayaların üstünde
Rüzgârla göğüs göğüse
Boğuştuğu bu yere
İnsandan başka bir şey olmayan
Bu insan nereye gider
Hesaplayarak serinlikle yeşil
Anılarını, sularla duyduğu
Görüntüleri, kanatlarla pişmanlığını
Ah, artık erkek olan
Bu çocuğun hayatı
Hep denize yakın, güneş
Öğretirken ona nasıl soluyacağını
Bir martı gölgesinin yitip gittiği yerde.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Ak sayıp kara topladım
Bir iki ağaç, birkaç çakıl taşı
Islak, bir alnı okşayacak
Yumuşak parmaklar
Hangi alnı?
Bütün gece ağladı umutlar
Kimse yok artık
Özgür bir ayak sesi duyulsa
Diri bir ses gelse
Rıhtımda tekneler sular çarpıp
Daha mavi bir ad yazsalar ufuklarına
Birkaç yıl, birkaç dalga
Duyguyla gidip gelişi küreklerin
Sevdayı saran koylarda.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Kumlarda silinip gidecek acı bir çizgi –
Ve kavuştuysa onların gün ışığıyla
Kapatarak binlerce evreni
Hatırlatsın kanına öteki güneşleri
Işığa daha yakın

Bir gülümseme var alevin bedeli
Ama burada, açık ve acımasız bir denizdeki
Bu kaybolan bilgisiz manzarada
Kasırgada uçuşan tüyler
Ve toprağa bağlanmış anlarla
Yolunuyor başarı –
Sabırsız tabanların altındaki sert toprak
Baş dönmeleri için yaratılmş toprak
Ölü bir yanardağ.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Suya adanmış taş
Adalardan daha uzak
Dalgalardan daha alçak
Çapalara komşu
– Tekneler geçerken ve yeni bir engeli
Çoşkuyla yarıp aşarken
Ve bütün yunuslarıyla doğarken umut
Güneşin kazancı bir insan yüreğinde-
Tuzdan bir yüz çekiyor
Kuşku ağları
Çabayla oyulmuş
Aldırışsız, beyaz
Gözlerinin boşluklarını denize çeviren
Sonsuzluğu yüklenerek.

Odisseus Elitis
-Çılgın Nar Ağacı-

Çeviri : Cevat Çapan

 

Hangi Taşlar, Hangi Kan, Hangi Demir – Odisseus Elitis

ODISSEUS ELITIS
Hangi taşlar, hangi kan, hangi demir
Ve hangi ateşten yaratılmışız biz
Salt sis gibi görünsek de
Bizi taşa tutsalar ve başlarımız bulutlarda
Yürüyoruz diye suçlasalar da
Bir Tanrı bilir
Nasıl geçer günlerimiz, gecelerimiz

Gece ürpertici acını depreştirdiğinde, dostum,
Görüyorum nasıl açtırıyor sana kollarını yüreğin ağacı
Senin çağırdığın
Ama yıllar boyunca
Bir türlü yükseklerden inmeyen
Soylu bir Düşünce önünde:
O yükseklerde, sen aşağıda, burada

Ama özlemin gözleriyle uyanır bir gün ten
Ve bir zamanlar tek yalnızlığın ışıdığı yerde
Düşlediğin güzel bir kent gülümser
Neredeyse görüyorsundur, seni beklemektedir
Ver elini, gidelim birlikte, Şafakta zafer naraları
Her yeri uğultuya boğmadan

Ver elini – kuşlar insanların omuzlarına konup
En sonunda o kız oğlan kız Umudun
Uzak denizden yaklaşmakta olduğunu şakıyarak
Herkese duyurmadan.

Gel birlikte gidelim, dostum, varsın taşlasınlar bizi,
Varsın suçlasınlar başlarımız bulutlarda yürüyoruz
diye –
Onlar ki hiç anlamamışlardır,
Bizim hangi demir, hangi taş, hangi kan ve hangi ateşle
Yapılar ve düşler kurup türküler söylediğimizi.

Odisseus Elitis
-Çılgın Nar Ağacı-

Çeviri : Cevat Çapan