Yaşasın Cazın Getirdiği Devrim – Can Yücel

CAN YÜCEL YAŞASIN CAZIN GETİRDİĞİ DEVRİM

Hiçkimse kalmadı
Çiçekler çarpık açıyorlar
Ampüller eğriydi
Merdivenlerden çıkamıyordum
Tavan basıktı
Sifon işlemiyordu
Sıçamıyordum
İşeyemiyordum
Bir ölü militan baharı
Bir apartman dairesinde bekliyordum
Ben ki beklemeyi sevmem
Beklemek benim için bir azap olduğuna göre
Beni gazaba getirir
Tramvay ihtiyarı duraklarında bekleye bekleye
İhtiyarlamış bir komünist olarak
Gitardan çıkan tın sesleri
Beni yeniden adam edecektir
Havada Havva olan bir Âdem
Ve yaklaşırken bütün güzellikleri baharla birlikte
Arkadaşlarım olan cazcılar
Elbette bulacaklar bir acıbadem
Ve biz yaşamayı yeniden kuracağız
Bu zıkkım denilen ritim
Ve stringtin
Hepimiz yaşamaktaki inkılap içinde değiliz
Yaşasın cazın getirdiği devrim!

Can Yücel
-Gece Vardiyası-

 

CANYOLDAŞIMA – Can Yücel

ASIM BEZİRCİ 2

Gülmek bir erdemse Asım
Gülerdi gülmek için değil
Papatyalar açarcasına
O Erzincanlı yüzünde
Çalışmanın şavkıyla ışırdı gözleri
Bugün tek taşına da olsa
Yarın el ele
Garip bir kuştu Asım
Zümrüdü-anka
Küllerini seveyim
Öpe savura

Can Yücel
-Portreler-

Görsel: Asım Bezirci (1927 -2 Temmuz 1993)..

NEYLE- MEYLE – Can Yücel

Neyzen Tevfik Kolaylı ve köpeği Mernuş ve Mernuş şiiri

Neyzen çöker otururmuş
Barbaros sahilinde
Sütbeyaz mırvanıyla
köşe minderine
Kavaklar pamuklanıp
kavak yelleri estikçe
Ney üflermiş oracıkta
mavi gözlerini yumup
Denize karşı Neyzen
gine böyle bir sabah
Gelmiş mırvanıyla erkenden,
oturmamış ama köşe minderine
Atladığı gibi neyin üstüne
pamuklu kavak yelleriyle
Uçuvermiş Pendik’e,
yol üstündeki kabrine.

Can Yücel
-Portreler-

Görsel: Neyzen ve köpeği Mernuş..

PORTRELER – Can Yücel

CAN YÜCEL

Can Yücel’den eşsiz bir fotoğraf albümü. Birkaç notaya sığdırdığı senfonik portreler.
Şairin kendine özgü dili ve kıvrak zekâsı kadar derin mizah duygusu da bu portreleri benzersiz kılıyor.
Ama portre deyince sanılmasın ki tarafsız betimlemeler bunlar… Can Yücel, sevgisinde ve beğenisinde cömert olduğu kadar yergisinde de bir o kadar sert.

Miraç Zeynep Özkartal/Milliyet Sanat

**

‘Portreler’ kitabının ön sözünde Aydın Çubukçu; birçok farklı ismin Can Yücel şiirinde kendilerine nasıl yer bulduğunu şöyle anlatıyor:
Kimi insan öldüğünde girdi Can Yücel şiirine, bir selam sarkıttı arkalarından, Fatiha niyetine; kimi ölmeden girdi güzellemelerle, kimi hak ettiği iğneli fıçılara girmişçesine…
Bu şiirlerin bazılarını birilerine ikram etti, yoldan geçen bir simitçiden alınmış, susamlı ve sıcak sıcak: yedikçe çıtırında kendini bulsun diye..
Kimilerini zehirlemekti niyeti, “şiiriynen”… Panzehirini de cebinde taşırdı…

Argo ve kaba sözcüklerin sarsıcı, rahatsız edici olduğu kadar (ve belki de buralardan kaynaklanan) çekici bir yanı olduğunun da bilincindedir. Anlatılan kişinin imgesi, bu tür sözcüklerden ya da bu tür sözcüklerin kendi aralarındaki ilişkilerinden doğmuş yeni sözcüklerle inşa etmek, göründüğünün aksine, hayli güç bir diyalektik işlemidir. Yalnızca mizah duygusunda sahip olmakla başarılamaz, aynı zamanda çok sağlam bir mantık düzeyi de gereklidir.
….

Aydın Çubukçu

Portreler -Can Yücel
Doğan Kitapçılık; İstanbul, 2008, 156 sayfa

 

DİNLEME BAŞINI! – Can Yücel

DÜNLEME BAŞINI 12 AĞUSTOS 18 guliz_berkyer_Eski_Datca

Karşı masadan çağırdılar, buyrun dediler
Keyfim yok dedim bağışlayın, başımı dinleyeceğim biraz
Sen misin diyen, bir curcunadır koptu
Ne kalabalık, ne kalabalıkmış yarab başım!
Bunca ayıp, bunca kayıp, bunca ölüm!

Attım kendimi dışarı, karıştım Şarlo’nun yalnızlığına
Uçuyorum şimdi Barbaros Bulvarı’ndan aşağı
Üstümde insanlar, ne güzel, ve ayaklarımın altında deniz!

Sana da söylüyorum hep, Teo,
Başını dinleyeceğine, al başını git uçmağa!

Can Yücel
-Rengâhenk-

Görsel: Güliz Berkyer..Eski Datça..