GECENİN SÖYLEDİKLERİ – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT GECENİN SÖYLEDİKLERİ Alexander Khoroshilov

__Hepsi var. Sevgilim yok.

Yüzüme kadife bir kumaş gibi değdi gece sonra uzattı siyah ellerini, aydan yere
dökülen gümüş tellere doğru. Gümüş teller inliyen bir erganun oldu. Kıvrıldı siyah parmaklar, çaldı gece.. inledi, erganun rüzgârda inledi, rüzgâra ses verdi. Esti
rüzgâr ayın saçlarını taramak için ayın kafası bir bilârdo yuvarlağından farksız.
Saç nerde? Nevmit olmadı rüzgâr, göklere, uzandı, oynadı yapraklarla sevgilinin
buklelerile oynar gibi.
Bu gece bana sevdiğim bu gece aşkı hatırlatıyor. Erganun var, âşık var, maşuk
var. Uzat parmaklarını öpeyim. Dinle! İnliyor erganun.. Erganun, inle……
• • •
Gözlerimi oğuşturuyorum. Etrafıma bakıyorum. Erganun var, âşık var, maşuk
var. Sevgilim yok. Kandırdı beni gece, beni gece değil hislerin kandırdı… Uzat
parmaklarını öpeyim… Erganun sus! İnleme. Başın yanıyor, gibi. Yüzüme kadife
bir kumaş gibi değdi gece…

Oktay Rifat
1932
-bu dünya herkese güzel
(dışarıda kalan şiirler)-

 

©Alexander Khoroshilov

BENSİZ – Oktay Rifat

oktay rİfat bensİz

Yalındı alabildiğine bensiz
çıplak güzelliğin kılıcına yatmış
insanca bir beklenti içinde
yavaşça sivri bir beklenti içinde
işte yoksulluk diyordu
işte ekmek işte alınterinin yokuşu
işte bütün pasların demiri
soyunuyordu

yalındı şaşırtıcı bu iyimserlik
soyundukça açılmayan kilitleri
kara kışın fırtınanın
sonunda eriyecek olduktan sonra
yeni bir ışığa başlangıç,
mumun bitişiyle şamdanda
beklenen gelecekti.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

TEK KATLI EVLER – Oktay Rifat

OKTAY RIFAT TEK KATLI EVLER

Vakitsiz evlerin kireç badanalı
duvarları, kırsal beyazlığımız.
eski bir yağmur mu hafiften başlayan
yoksa solgun bir güneş mi damlara
dağılıp güz kokusunda ağaçlara
gündüzden geceye yağdığım.

ey suçüstü yalnızlığı evlerin

oysa hiç gidilmemiş
bir akşamüstüdür yalnızlık
beni bulur sensiz, aynası kırık
günlerini, kilidini kurcalarken
bileziği unutulmuş ellerinin

yitirilmiş ne varsa hepsiyle
uykunun uzaktan yalvarışı
gibi dönüp baktığımız
bir karanfil boşluğu bardakta

kokusuz kaldığımız.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

O YOL MAVİDİR – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT O YOL MAVİDİR

Ben gündelik gülüşünün
geçidinde şimdilik
bir çiçekçi dükkânı gibi durmaktansa
ahşap balkonumun mendilini
bırakıyorum dizine
gül kokuyor fistolu yastığın ardı

dışarda güneşin çisentisi
çakıp sönen denizin peşi sıra
geçiyor yoldan bahçeye giriyor
geçmiş günün merdiveni kırık dökük
unutulmuş bir ağaca boyalı
gözlerin yaprak kokuyor

bu akşam yasemin ağızlık
zeytin çekirdeği tesbih
bu akşam yokmuşum gibi gölgesiz.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

BİZLER – Oktay Rifat

BİZLER - Oktay Rifat

Sardunya camdan yola büyür,
Konuşur damdaki azgın kedilerle
Bebelere çiçek açar, güler öbür
Sardunyalara. Kısraksa gide gele

Pulluk çeker evleklerinde tarlanın
Kuyruk rüzgârda, bulutta başla yele,
Akşam mum gibi erimiş yorgun argın
Kısrak sardunyaları düşünmez bile.

Döne kız sular onları bakır tasla
Testiye doldurduğu suyla kuyudan.
Bir yıldız yağmuru başlar ağustosla

Üzümler sararmaya durduğu zaman
Sardunyalar, kısrak, Döne kız, ne iyi
İçimizde duyarız sıcak geceyi.

Oktay Rifat
1980
-bu dünya herkese güzel-

EVİMİZ – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT EVİMİZ by Gaëtan Bourque

Kim ki Midas, o zamanlar, ne ki altın!
Değeriz hançer olur, değeriz mızrak,
Bineriz doru at, süreriz al kısrak
Alnında akıtma, şahlanır, duramaz
Kestiğimiz ince kamış, bodur ılgın.
Her yanı ot bahçemizin her günü yaz
Evle çınar baksan ufacık, bir deniz
Çalkantısı buğdayda, dağlar kocaman.
Tek ağaç o yasak düzlükte, yaşlı ceviz,
Kalyonu aydınlığımın, yüksek, sessiz,
Savurur, yeniden toplar kargaları;
Sonsuzluğa atladığım düş duvarı.
Ve saka, zıpzıplarda öter sofadan,
Sırça saraylar, in cin, gökle yuvarlak,
Narla yeşil, baygın, kıpkırmızı dalda,
Kırılır ve düşerler dökülen gülde.

Bir köpek havlar uzaktan durgun vakte,
Yaklaşır akşam bir gömlek daha mavi.
Bir destan çağıdır bu günlerce geniş
Buğdayın üstünde, kızardıkça başak
Tutuşur gök, çekilir burcuna bayrak,
Kuleler, mazgallar, surlarımız diş diş,
Karaduttan, kaptan kulesinden belki,
Bizler için çıplak, düşmanlara gizli
Bir aynaya tuttuğumuz dürbünlerle
Dalarız kanlı denizlerdeki cenge,
Ölmek ve dirilmek bin kez bize vergi.

Döner iç dünyasına artık evimiz
Masamız, ütülenmiş örtüyle temiz.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

Görsel: © Gaëtan Bourque