BİR GÜZDEN AĞIR ADIMLARLA – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL BİR GÜZDEN AĞIR ADIMLARLA

işte, bir güzden ağır adımlarla iniyoruz
hüznün ovalarını bırakarak ardımızda
yüreğimizin en olmadık köşelerinden, yani
silkinip tozlarımızdan
hayatın yeşil gözlü kısrağına biniyoruz

toprağın gurbeti dindi, yağmur ne zaman?
iklim çoktan savurdu kehribar hırkasını
ve suyu tutsak alan kış, eridi ağır ve aksak
bir yaza dönüşürken gün

işte, hep birlikte denize doğru yürüyoruz
orada sedef kakmalı güneş, gözleri yelken
ve bakışları rüzgâr olan gençliğim
bana bir ağacın özgürlüğünü
ve bir ormanın kardeşliğini anlat

gölgesi yüzüme vurmuş nasıl da bir evin
gençliğim! sen orada mısın?
karıncaların binlerce uğultusundan uzak
o karanlık bahçeye düşeli beri ben
öğrendim yalnızlığın bütün gizlerini

şimdi sıra, yaşamı yeniden öğrenmeye geldi
demek ki ölüm, yüreğimizde eski bir yara
kızgın demirin ardında soluk bir iz
ve madem ki yalnızlık, kendi işine sürgün edilmiş

işte, bir güzden ağır adımlarla iniyorum
hüznün ovalarını bırakarak ardımda…

ey su içmeye eğilip de yüzünü gören zaman
seyrelmiş yelesinde binlerce kuşku uçuran at
al beni sırtına, gecenin köpüğüne uzan
günlerin beyaz kumsalına at

Tuğrul Tanyol
1984
-Varlık Şiirleri Antolojisi-