Bir Gün Mutlaka – Ataol Behramoğlu 

ATAOL BEHRAMOĞLU BİR GÜN MUTLAKA ©Ryan Shorosky

Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu
yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
gümbür bir telaş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz
kafalılar! Ey sadrazam!
Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç
yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz
Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl
bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar
Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz
bir gömlek giyiyorum
Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu hân-ı yağma
Ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli
bir pardesü
Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir
kitapları
Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür
ucundaki ırmakları
Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda

Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum
istasyona
Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su
Ne yapsam…ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu
Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma
Ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette
Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl
ölebilir, nasıl unutulur insan
Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl
tarlalar
Ne yapsam…ne yapsam…Dekart okuyorum sonradan…
Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş
Çankaya’ ya
Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara
Bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis
bir çocuk
Lermontov’ un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi
bakıyor sonra
Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,
kuş sesleri geliyor kulağıma
Ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor
beni
Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına

Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına
yüzünün oynamasına
Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama
İlençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal
almaya
İlençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri,
bireyin kurtuluşunu filan
İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan
Uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey
Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan
Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün
izliyor arkadan
Yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek
kısaca
Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum
sağda solda
Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak
kanatlarından merakla
Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların
olduğu alanlara
Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının, sonbaharı anlatan
şiiri
Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa
Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden
sokaklara fırlamaya
Kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama

Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm
filmlerden mi ne
Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya
Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla
Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o
yollar geliyor aklıma
Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun
gibi tombul ve sıcak elleri
Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde
yeni bir kız, kahvede yeni bir garson
O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda…
Şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan
yüreğimi bu telaş
Sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek ya da
Gelip alacaklar kitaplarımı, bu şiiri, sevgilimin
fotoğrafını duvarda
Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder
misiniz karakola
Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür
ucundaki ırmakları
Bir kız sessizce ölüyor, sessizce Vietnam’ da
Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey
şeyhülislam!
Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bunu söyleyeceğiz bin defa!
Sonra bin defa daha, Sonra bin defa daha, çoğaltacağız
marşlarla
Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
Yürüyeceğiz çoğala çoğala…

Ataol Behramoğlu
1965
-Bir Gün Mutlaka-

©Ryan Shorosky

LİMANDA İKİNCİ UYKUSUZ ADAM – Ataol Behramoğlu

OKTAY RİFAT LİMANDA İKİNCİ UYKUSUZ ADAM

Örneğin bir tohum yeşerdi ansızın
Büyüdü erkin ortamlarda bir fidan
Sonra bir rüzgâr esti, amanın
Silindi tomurcuk yaşamdan

Ölümsüz ne var kahrolası evrende
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Bir duvar ördü ağlamadan

Oysa seviler vardı görkemli, tutkular vardı
Büyüdü nedenli bakışlar göksel karanlığa
Düşünceler kopuk parmaklar gibiydi
Anılar çığlık çığlığa

Filmler yarım, öyküler yarım, bitse de
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Demir attı şaraplı yalnızlığa

Demek bu göğü, doğayı, yıldızları
Kişinin alınyazısını o yarattı
Peki İsa’yı çarmıha geren kim
Yusuf’u kuyuya kim attı

Ve peki neden bütün suç Kabil’de
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Kalbini koparıp denize fırlattı.

Ataol Behramoğlu
-Bir Gün Mutlaka-

SONBAHAR EZGİSİ – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU SONBAHAR EZGİSİ
Caddeden liseli kızlar geçiyordu
Medeni hukuku usulca kapattım
İmtihanmış paraymış etiketmiş
İnadına bir sigara yaktım

Örneğin dedim şu dünya
Bir boşlukta döner de döner
Şu yağmur şu hınzır eylül yağmuru
Adamı büsbütün deli eder
Peki insanlar peki insanlar
Hangi akla hizmet eder

Düşünüp düşünüp içlendim

Saniyeler dakikalar saatler derken
Günler su gibi akıyor kardeşim
Bir yanda ders kitapları bir yanda kalbim
Şaşırdım kaldım

Ataol Behramoğlu
1961
-Bir Gün Mutlaka-

Ey Uzak – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU EY UZAK

O en eski hüznümdür benim aydınlanan
Kurallar boyu büyüten ilkel özlemimi
Kim bilir sevgi ırmağımda nelerdi yaşanan
Karanlık denizlerden geçen hangi gemilerdi

Sepetine eflatun çiçekler doldurmuş
Mutluluğu bildik biçimlere sığmayan
Sarışın bir adam, pembe dişli bir kadın
Kuşlardır en gizli öpüşlerini duyan

Ansızın susuşunda mı, nehirler gibi
Ağır ve anlamlı, gecenin ortasında
Binlerce ölmek binlerce yerden bin yıl
Bin yıl büyümek sana ve sonsuza

Kimdi o, sıcak loşluğunda mağaraların
Dost öpücükleri anneme benzeyen
Sevgi anlatan, bir şeyler sezdiren usulca
Usulca alıp başını duygunun ormanına giden

Bitmesin, bitmesin ne olur bu sessiz uzayan
Bu kar yağar gibi usuldan gözlerime
Erkek ve özlemli ve ağlamasını bilen
Şimdi bir sana tapınmak ey uzak keman

Ataol Behramoğlu
1961
-Bir Gün Mutlaka-

Leylaklarda Yitirdiğim – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU LEYLAKLARDA YİTİRDİĞİM

Ah o güzelim bahar akşamları
Kahredici gerçekler ötesinde kalan mutluluk
Günbegün anılarca uzaklaşan ufuk
Yöremde duyulmayan leylak kokuları

Delicesine mandolin çaldığım geceler
Ve sen çocuk masallarımın perisi
İlk düşlerimin unutulmaz sevgilisi
O yunmuş, o arınmış düşünceler

Toplar atıldıktan sonra kimsesiz
Terk edilmiş sokaklarda çaldığım ıslık
Ah o büyük dost yalnızlık
Nerelerdesiniz?

Bir şey var yitirdiğim leylaklarda
Yaşanmamış anılar kadar güzel
Tüm mutluluklara aydınlıklara bedel
Hayır değil, değil tanrılarda

Ataol Behramoğlu
-Bir Gün Mutlaka-

Bir Gün Aşk Geçilmelidir – Ataol Behramoğlu

 

Ey artık ağzı ve saçları
Uzun bir karanlığı ağartan boyna
Maviden aşka boyayıp silahları
Bilenip bir başkaldırmaya
Korkak ve umutsuz yerlilerden
Söküp son hızla çadırları
Ağaran bir kan, geceden
Yepyeni bir çıldırmaya

Yangın. Onun alyuvarları.
Kanlı bir geçit gibi. İsyan.
Mavi gözlerle dolu saçları
Ey beni umutsuz eden kan
Ey büyük şarkılardan artan
Aşkın vazgeçilmez karanlığı

Susar ve martıları düşünür
Gecenin bir kesiminde insan
İçinde beyaz bir kalabalık
Ve aşk zaten gürültüdür
Benim korkum ve umutsuzluğum
Artık ölmüş bir adam gibidir
Kendini hiç hatırlamayan

Aşkın ve hüznün şiiridir
Yüzümle çizdiğim karanlığa
Çılgın atlar. Savaşçılarım.
Ey benim kaçınılmaz yazgım
Bir gün dörtnala ağlamaya

Bir gün aşk geçilmelidir

 

Ataol Behramoğlu